|
|
Zeki Velidi Togan
10 Aralık 1890 tarihinde
Başkurt ilinde İsterlitamak'a bağlı Küzen köyünde doğmuştur. Togan soyadı onun
beşinci nesil dedesi olan İş Togan'dan gelmektedir. Babası Ahmet Şah, annesi
Ümmü'l-Hayat idi.
1913'te Fergana'ya,
1914'te Buhara'ya araştırmalar yapmak için gönderildi. Bu seyahat neticelerine
ait hazırlamış olduğu raporlar başta Petersburg Arkeoloji Cemiyeti olmak üzere
Kazan ve Taşkent Arkeoloji cemiyetleri mecmualarında yayınlandı. Bu arada Prof.
Katanov'un şimdi İstanbul Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü'nün esas nüvesini
teşkil edecek olan kitaplarının Türkiye'ye gönderilmesine vesile oldu.
Daha sonra Rus Millet
Meclisi Duma'da Ufa Müslümanlarının temsilcisi olarak bulunmak üzere
Petersburg'a gitti. Bilimsel çalışmalarına siyasî çalışmalarını da eklemiş
oluyordu. Bu sırada Bolşevik ihtilâli patlak verince o da Türklerin durumunun
düzelmesi için mücadeleye girişti.
Bolşevik İhtilâli'nden
22 gün sonra 29 Kasım 1917'de Başkurt ilinin muhtariyeti ilan edildi. Örenburg'u
18 Şubat 1918'de işgal eden Sovyetler onu tutukladılarsa da 7 Haziran'da
hapisten kaçtı. Başkurt hükümeti kurulduğunda Togan, Harbiye Nazırı oldu. Bundan
sonra Lenin, Stalin ve Troçki ile defalarca görüşüp onlarırn ihanetini iyice
anlayınca Türkistan'a çekilip orada mücadeleye karar verdi.
1920-23 yıllarında
Türkistan'da amansız bir mücadeleye girişti ise de başarılı olamadı. Basmacı
Hareketi'nin içinde bulundu. Türkistan Millî Birliği'nin kurucusu ve ilk
başkanıdır.
Neticeye ulaşamadığı üç
senelik mücadelenin, savaşın sonrasında silah arkadaşı Abdülkadir İnan'la
1923'te İran'a geçtiler. Meşhed'e vardıklarında o zamana kadar hiç bir
oryantalistin görmediği Ravza Kütüphanesi'nde yaptığı araştırmalarla önemli
eserler keşfetti. Türk kültür tarihinin en değerli eserlerinden İbn-i Fadlan
Seyahatnamesi bulunan kitapların arasında idi. Sonra Afganistan'a giderek Kabil
kütüphanelerinde araştırmalar yaptı.
Hindistan Bombay'dan
Kasım 1923'te İstanbul'a gelirlerse de İngilizlerin hoş karşılaması nedeniyle
girişlerine izin verilmediği için geldikleri gibi yine gemiyle Marsilya'ya,
oradan Paris'e gittiler.
1923 sonlarından
itibaren Avrupa'da hem ilmî hem siyasî ilişkiler içerisine girdi. Bu arada bir
çok ünlü oryantalistle tanıştı. Berlin'de “Türkistan Millî Birliği” adlı
cemiyeti kurdu.
Paris, Londra ve
Berlin'deki bir çok Orta-Asya tarihçisi onunla çalışmak istemesine rağmen,
devrin Türkiye Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, Fuat Köprülü, Rıza Nur,
Yusuf Akçura'nın istekleri sayesinde Türkiye'den davet aldı.
20 Mayıs 1925'te geldiği
Türkiye'de Maarif Vekâleti Telif ve Tercüme Encümeni'ne tayin edilmiştir. O
zamanki Ankara'nın kitap açısından yetersiz olması yüzünden kendi isteği ile
İstanbul Darülfünun'u Türk Tarihi Müderris Muavinliği'ne tayin edildi.
Bundan sonra İstanbul ve
Anadolu kütüphanelerinde hummalı çalışmalarına başladı. Fakat, 1932'de I. Türk
Tarih Kongresi'nde tıp doktoru Reşit Galip'in sunduğu Orta Asya'da iç deniz
olduğu ve bunun sonradan kuruduğu konusu hakkındaki tebliğini eleştirince, Togan
aleyhine bir kamuoyu oluştu. Kendisine takınılan bu kötü tutum üzerine ülkeyi
terk etme kararını verdi. 8 Temmuz 1932'de istifa ederek Viyana'ya gitti.
1935'te doktora
çalışmalarını bitirdikten sonra Bonn Üniversitesi'nde, 1938'de Göttingen
Üniversitesi'nde ders verdi. 1939'da Millî Eğitim Bakanı'nın daveti üzerine
tekrar Türkiye'ye geldi. İstanbul Üniversitesi'nde Umumî Türk Tarihi Kürsüsü'nü
kurdu.
8 Nisan 1940'ta
Romanya'lı Ömer kızı Nazmiye Hanım ile evlendi. İki evladı oldu. Kızı İsenbike
ve oğlu Sübidey...
İkinci Dünya Savaşı'nın
sonlarına doğru Türkiye'de Sovyetler aleyhine faaliyet ve Turancılık suçundan
tutuklanıp mahkeme edildi. 10 yıl hapse mahkum edildiyse de Askerî Mahkeme
kararı bozdu ve Togan beraat etti.
1948'de yeniden döndüğü
üniversitedeki görevine ölümüne kadar devam etti. 1951'de İstanbul'da toplanan
XXI. Müsteşrikler Kongresi'ne Başkanlık etti. Bu onun bilimsel alandaki
şöhretini çok daha artırdı.
26 Temmuz 1970'te
İstanbul'da vefat etti.
Zeki Velidi Togan, ilk
defa 1911'de başladığı yayın faaliyetine ölümüne kadar büyük bir hız ve gayret,
hummalı çalışma içerisinde devam etmiştir.
İlmî araştırmalarında,
gezilerinde, gördüğü bulduğu her tarihî kaynağı (vesika, yazma eser, minyatür
vb.) dünya ilim alemine tanıtmak en büyük özelliği idi
Öte yandan Tarihte Usul,
Türkiye'de tarih bilimi için yazılmış ilk metod kitabıdır. Yine, Umumî Türk
Tarihine Giriş, sahasında tek olduğu gibi Türk tarihinin genel çerçevesini
çizmesi açısından çok mühimdir. Horezmce Tercümeli Mukaddemetü'l-Edep, Bugünkü
Türk İli Türkistan ve Yakın Tarihi, On The Miniatures In Istanbul Libraries,
Hatıralar, Oğuz Destanı, Kur‘an ve Türkler onun ilminin yüksekliğini gösteren en
güzel delillerdendir.
Ölümünden bir sene önce
yazdığı hatıraları hayatı boyunca yaptığı mücadeleleri anlatmasının yanında,
yakın tarihimiz için de çok önemli vesikaları ihtiva etmektedir. En büyük millî
destanlarımız arasında yeralan Oğuz Destanı gibi bir kültür hazinesinin
yayınlanması şüphesiz Türk ilim alemi için iyi bir kazanç olmuştur.
Yerli yabancı ilmî
araştırma dergilerinde 91 makalesi yayınlanan Togan, bunların yaklaşık 20'sinde
konu araştırması yapmıştır. Çok büyük çoğunluğunda da en belirgin özelliği olan
kaynak tanıtımını ele almıştır. Bu özelliklerinden dolayıdır ki, bilhassa
oryantalistler arasında şöhreti daha da artmıştır. 14'ten fazla olan tenkid
yazılarında ise Batı ilim aleminde yapılan çalışmaları Türkiye'ye tanıtma
gayesini gütmüş, ayrıca gerekli kriterlerini yapmaktan geri kalmamıştır.
İlmî dergilerde çıkan
makalelerinin yaklaşık yarısı yabancı dildedir. Bunlardan İngilizce, Almanca,
Fransızca gibi popüler batı dillerinin yanında Rusça ve Farsça kaleme alınanlar
da vardır.
Milletler arası
kongrelerde merhum hocanın sunmuş olduğu 9 tebliğin kongre zabıtlarında
basıldığı görülmektedir. Bu tebliğlerin hepsi hocanın uzmanlık alanı ile
ilgilidir ve onun çalışma şekli olan belge tanıtımını ihtiva etmektedir. Sunulan
tebliğlerin hepsinin milletlerarası kongrelerde oluşu, ayrıca İngilizce, Almanca
ve Fransızca gibi popüler batı dillerinde yayınlanması dikkat çekicidir.
Milletlerarası ilmî
ağırlığı olan 4 ansiklopedide 39 madde Togan tarafından telif edilmiştir.
Bunların yine çoğu yabancı dilde, diğerleri Türkçe'dir. 12 madde biyografi, iki
Başkurt ve Hazar gibi Türk kavimleri, diğerleri ise coğrafî mekân (şehir, nehir
vb. gibi) hakkındadır. Arapça ve Farsça tarihî kaynakların ışığında yazılmış
olan söz konusu maddelerde ilgili olan bütün batı literatüründen de
faydalanılmıştır. Bu konuların hepsi Orta Asya tarihi açısından büyük önem
taşımaktadır.
Aylık ve haftalık
yayınlanan dergilerde yaklaşık 109 makaleyi kaleme almıştır. 1940'lı yıllara
kadar bu tür dergilerde ilmî konuları ele almaya çalışan Togan, sonraları
çeşitli siyasî görüşlerini bazı konularda fikirlerini, bazı kişilere
cevaplarını, hatıralarını da yazmıştır.
Günlük yayınlanan
gazetelerde ise merhum hocanın 48 makaleyi kaleme aldığı anlaşılmaktadır.
Çoğunlukla kendi fikirlerini ihtiva eden bu yazılarında zaman zaman tarihî
konulara inerek onların sayesinde geleceğe ışık tutmak, Türk milletine ders
vermek istemiştir. Millletlerarası kongreleri de gazete yazılarında işleyerek
yine Türk kamuoyunu bunlardan haberdar etmeye çalışmıştır. Kamuoyunda yanlış
aksettirilen bazı konularda da inandığı gerçekleri açıklamaktan geri
kalmamıştır. Merhum hocanın ihtisas sahası olan İslamiyetten sonra Türk ve Moğol Tarihi konularında İslam bilginleri hakkında hazırlanmış fakat yayınlama fırsatını bulamamış kitapları da vardır. Timur ve Oğulları Tarihi, El-Birunî'ye dair, Başkırt Tarihi, Ali Şir Nevaî: Hayatı ve Eserleri, Reşideddin: Hayatı ve Eserleri, Sakaların Tarihi, Türklerin Menşe Efsaneleri, Resimlerle Türkistan başlıcalarıdır.
|