önceki
sonraki
Kök Türkçe Kitabelerdeki Durum
Kök Türk devletinin 8. yüzyılın ilk yarısına ait bizzat "Türk"ler tarafından
kaleme alınmış kağanlık sülâlesine ait anıt yazıtları, hem yukarıdaki Çin sülâle
yıllıklarının "Türk" bölümlerinden, hem de I. dönemden kalma kağanlık sülâlesine
ait Bugut yazıtından ayıran önemli bir fark vardır. Bunlardan Chou shu'da
birbiri peşi sıra köken efsanesine ait iki metin verilir ve II. Metnin sonunda,
A-shih-na'nın oğlundan sonra başkan olan A Hsien Şad'dan sonra torunu Bumın (T'u-men)'ın
başa geçtiği bildirilerek hadiselerin anlatımına girilir. Kitabelerde ise, Çin
kaynaklarında zikredildiği gibi Kök Türk devletinin eş kurucuları olarak anılan
Bumın ve İstemi'nin kurt-ata kökeni ile ilgili bir iz yoktur. Devletin ilk
dönemine ait kağanlık yazıtı; Bugut yazıtında olduğu gibi somut bir işaret de
yazıtlarda yer almaz. Bu duruma daha önce de Klyaştornıy ve Sinor tarafından
işaret edilmiştir.
Kağan muhafız birliği "böriler" ve "böri"
başlı alemler
Bu, kurt’un kurt-atadan gelen devletin yönetici sülâlesi için ‘töz’ mevkiinde
olmasıyla izah edilebilir. Öyle ki Chou shu (50, 4a; Liu 1957: 9) Türklerin, bir
kurttan türediklerini unutmak istemedikleri için tuğlarında altın kurt başlarını
taşıdıklarını, Kağanın korunmasıyla görevli olanlara da f’u-li, yani böri (21)
dendiğini haber verir (bkz. Sinor 1982: 233; Liu 1957: 9; Ögel 1971: 23). Bu
haber daha sonraki Çin kaynaklarında da vardır: Sui shu 85 (Liu 1957: 41) ve
1045-1060'ta tamamlanan T'ang shu'da (215 A, 3a; bkz. Liu 1957: 181) ve TT'deki
(197, 2af) (22) Kök Türk devletinde "28 kısımdan oluşan memuriyet" arasında fu-li
~ fu-lin (Türkçe böri ~ börin) sayılmıştır (23). Bizzat kağanı korumakla görevli
olan bu savaşçılara böri (= kurt) adının, Türklerin atasını ölümden kurtarıp
koruyan, besleyip büyüten ve onun neslini sürdürecek olan efsanevî kurda
izafeten verildiği elbette düşünülmelidir. Sinor'un fu-li = böri eşitlemesiyle
ilgili olarak Clauson'a karşı söyledikleri, aşağıda verilen Aldıı Bel (Y 12)
kitabesindeki tanıkla da kuvvetlendirilebilir.
Kitabelerde, bu Çin kaynaklarının “Kağanın korunmasıyla görevli olanlara da fu-li,
yani böri" dendiğine dair kayıtları destekleyecek izler vardır. Yenisey bölgesi
kitabelerindenden Y 12 Aldıı Bel yazıtı 1. satırında çwçwq ~ çoçı (24) böri
s(a)h un içinde geçen ve şahıs adı/özel ad olarak yorumlanan böri, bu Çin
kayıtlarına dayanarak, "Kurt = kağan koruması, kağanı koruma görevini ifa eden"
olarak düşünülebilir ve sah gun “general” olan Çoçı’nın, generallik görev
alanını daha da sınırlayıp özelleştirerek, böri sah un’un "kağan korumalarının
başı olan general" olabileceği pek alâ hesaba alınabilir. Dolayısıyla, böri
"kurt", toh a "kaplan" gibi bir yandan erkekler için özel ad olarak
kullanılabilmişken, bir yandan da unvan olarak kullanılabilmiş olmalıdır. Bu
bakımdan böri sah un grubu, toh a kan, toh a tigin (25) gibi unvan grupları ile
kuruluşça mukayeseyi hak eder. Metinlerde, "general" anlamındaki sah un ~ säh ün
unvanı sıkça geçer. Çinceden alıntı olduğu düşünülen (Bunun için Bkz. ED 840a-b)
bu unvan Ku seh ün (Çinli) "General Ku", (BK Güney 8-9); Çah seh ün (Çinli)
"General Chang" (KT Kuzey 13), Çaça seh ün (Çinli) "General Sha Cha" (KT Doğu
32; BK Doğu 26), Körtlä sah un "General Körtle" (Y 52 1, Elegest II) gibi "Özel
isim + sah un" tarzında görülebildiği gibi, tarqan sah un (Y 32, 2 Uybat III),
beg sah un (Y 92, 1 Demir Sug) er başı sah un (Y 48, 11 Abakan) gibi "unvan +
sah un" veya ınançu alp sah un (29,5 Altın Köl II) gibi "unvan + unvan + sah un"
unvan grubunun son unsuru veya sah un tutuk (Y 92, 2 Demir Sug) gibi "sah un +
unvan" unvan grubunun ilk unsuru olarak Kök Türkçe metinlerde bulunur. Meselâ,
bunlardan sah un tutuk (26), "general" olmakla beraber tutuk'luk yapan, "sınır
muhafaza komutanlığı" yapan generaldir. Bu da sah un'ların kendi içlerinde görev
dağılımına tâbi tutulduklarını gösteren bir örnektir ki, böri sah un'u
destekler.
Bilge Kağan'ın, babası İlteriş Kağan'ın Kök Türk devletinin yeniden derlenmesi
toparlanması sürecinde yaptığı savaşlarda İlteriş’e bağlı savaşçıları böri’ye
benzetmesi de temelini buradan almış olmalıdır:
q(a)h (ı)m q(a)g (a)n : yiti y(ä)g(i)rmi (ä)rin : t(a)ş(ı)qm(ı)ş : t(a)şra :
yor(ı)yur : tiy(i)n : kü (ä)ş(i)d(i)p : b(a)lıqd(a)qı : t(a)g ıqm(ı)ş : t(a)g
d(a)qı : inm(i)ş : tir(i)l(i)p : y(ä)tm(i)ş (ä)r bolm(ı)ş : t(ä)h ri : küç :
birtük üç(ü)n : q(a)h (ı)m q(a)g (a)n : süsi : böri t(ä)g : (ä)rm(i)ş : y(a)g
ısi koñ t(ä)g : (ä)rm(i)ş : ilg(ä)rü : qurıg (a)ru : sül(ä)p : ti[r]m[(i)ş] :
qubr(a)t[m(ı)ş : q](a)m(a)g ı y(ä)ti yüz (ä)r : bolm(ı)ş : y(ä)ti yüz (ä)r :
bol(u)p : (ä)ls(i)r(ä)m(i)ş : q(a)g (a)ns(ı)r(a)m(ı)ş : bod(u)n(u)g : küh
(ä)dm(i)ş : qul(a)dm(ı)ş : bod(u)n(u)g : türük : törüsin : ıçg (ı)nm(ı)ş : bod(u)n(u)g
: (ä)çüm (a)pam : törüsinçä : y(a)r(a)tm(ı)ş : boşg urm(ı)ş : “Babam kağan 17
erle çıkmış/isyan etmiş. Dışarı yürümekte diye haber işitip şehirdeki dağa
çıkmış, dağdaki inmiş. Toplanıp 70 er olmuşlar. Tanrı güç verdiği için babam
kağanın askerleri kurt gibi imiş, düşmanları koyun gibi imiş. Doğu ve batı
istikametlerinde asker sevkedip derlemiş toplamış. Hepsi 700 er olmuşlar. 700 er
olup devletsiz ve kağansız kalmış milleti, cariye ve kul olmuş milleti Türk
yasalarını kaybetmiş milleti atalarımın yasalarına göre yaratmış, öğretmiş.” (KT
Doğu 11-13; BK Doğu 10-11)
Her ne kadar Clauson
buradaki kağanın kendi savaşçılarını kurda, düşmanlarını da koyuna benzetmesini
sıradan bir benzetme (metafor) olarak değerlendirse de (1964: 5), kitabelerde
Türk savaşçılarının savaş anı tasvirlerinde düşmanlarına ‘oplayu teg’dikleri;
bir op/öküz (veya boğa) gibi saldırdıkları düşünülürse (Sertkaya 1995: 153-159),
başkaldırma ve devleti yeniden kurma aşamasında, sayıları önce 17, sonra da 70
olan bizzat İlteriş’e bağlı savaşçıların neden böri’ye benzetildiği
sorulmalıdır. Bu sorunun cevabında Kök Türk devletindeki bizzat kağana bağlı
börilik kurumunun varlığı dikkate alınmalıdır. Diğer yandan, Orhon
yazıtlarındaki düşmana kurt gibi saldıran 70 er sayısı, Sinor’un Camuka-Çinggis
mücadelesinde, Çinggis’i yenen Camuka’nın onun 70 adamını/çino’sunu kazanda
kaynatıp yemesi hadisesindeki 70 çino sayısını da hatırlatmaktadır (1982:
243-244).
Öte yandan, Türklerde ve onlarla ilişkilendirilen siyasî oluşumlarda, bazı boy
komutanlıklarının boy adları ile adlandırıldıkları iddiası da ayrıca araştırmaya
değer bir konu olarak durmaktadır. Bu çerçevede, Moğolların Gizli Tarihi'nin
Çinolar'ı gibi (Mo. Çinos "Kurtlar", -s çokluk ekidir) Türklerde de Böriler diye
bir boy, uruk veya obanın olup olmadığı elbette sorulmalıdır. Yenisey bölgesi
yazıtlarından Aldıı Bel'deki Çoçi Böri Sah un'un bir yandan da buna işaret edip
etmediğini bilmiyoruz. Ancak Türk tarihinde, Suriye Selçuklularının bir kolu
olan Dımaşk Selçuklu Melikliğinden sonra Atabeg Tuğtegin tarafından kurulan
hanedanın (1104-1154) Dımaşk Atabegliği yanında Böriler olarak da kaynaklarda
geçtiği bilinmektedir. Haçlılara karşı zaferleriyle ünlü bu hanedanın
Tuğtegin'den sonra ise, yerine oğlu Böri Tigin geçmişti. Börilerin Suriye'de
deri sanayiini geliştirdikleri, Dımaşk'ta 'demir' işleyen usta ve atelyelerin
bulunduğu, yine bu zamanda kâğıt üretimi endüstrisinde büyük gelişmelerin olduğu
bilinir (Merçil 1991: 227-232).
Şayet Kormuşin'in okuması (1997: 80, 81) doğru ise, Bört adlı bir oba'nın adı
Yenisey bölgesi kitabelerinden Altın Köl I (Y 28, 2) kitabesinde geçmektedir:
älig bört opa bars. Mezar kitabesi'nin Bars adlı bir alpe ait olduğu kitabenin
diğer kısımlarından anlaşılmaktadır (4, 5, 7. satırlar). Kormuşin bu grubu özel
ad saymış ve çevirisinde "Elig Byört Opa Bars" olarak korumuştur. bört'ü ise
börk "şapka" kelimesi ile karşılaştırmıştır (1997: 84). Son olarak Tekin bu
kısmı (i)n(i)l(i)g bört oça b(a)rs olarak okumuş, "(O you,) wolf cub with
younger brothers! (O, you) little tiger!" olarak anlamıştır. Tekin bört'ü
etimolojik olarak böri "kurt" ile ilgili görmüş; börtü böcek ikilemesindeki
biçimlerle de karşılaştırmıştır (1997: 216, 13. Not). Bu ad grubu älig bör(i)t
opa bars olarak okunup "Elli Böriler obası(na mensup olan) Bars" olarak
anlaşılmaya da izin verir. älig bör(i)t kuruluş bakımından kırk haramiler gibi
bir biçimdir. Sondaki -t ise çokluk eki olmalıdır. Kökeni ne olursa olsun, bu
çokluk ekinin Türk dâhil pek çok Türk ve Moğol etnoniminde görüldüğü
bilinmektedir. Uygur hukuk vesikalarında bört bay, qıtay bört (DTSl, 338) olarak
geçen özel adlardaki bört biçimleri de bu çerçevede dikkate alınmalıdır.
Bir yandan da, Türk tarihinde Toh a Tigin'ler kadar Böri Tigin'lerin de olduğu
bilinmektedir. Pritsak'ın Kök Türk A-shih-na hanedanının bir kolu olarak Karluk
hanedanına bağladığı ilk İslâmî Türk sülâlesi Karahanlılarda (840-1212) Ali
Tegin'in oğullarından biri Böri Tegin İbrahim adını taşıyordu (Merçil 1991:
23-24). Yine Sâmânî devleti yönetiminde büyük rol oynayan, hatta Sâmânîlerin
ancak, isimlerinin geçtiği bölgeleri yöneten Türk tigin'lerinden birinin adı da
Böri Tigin (974/5-977) idi (Merçil 1991: 35). Bu oluşum üzerine Sebük Tegin
Gazneli devletini kurmuştu.
Bu Böri Tigin'ler anlaşılan bizzat hükümdarın maiyetinde olan tiginlerdi. Belki
de Türklerdeki bu tigin'lerin, Böri Tigin olarak hükümdar maiyetinde bulunması
geleneği, Hunların batı sınırında küçük bir devletken, düşman bir devletin
saldırılarıyla ortadan kaldırılan Wu-sun devleti hükümdarının çölde ölüme terk
edilen ve fakat kuşlar (karga) ve dişi bir kurt tarafından beslenip korunan
küçük oğlu K'un-mo adlı prensin (= Eski Tü. tigin), hayvanlar tarafından
korunduğu haberini alınca hayrete düşüp, onu kutlu sanarak saygı duyan ve
himayesine alarak büyüten Hun hükümdarı tarafından tekrar eski devletinin
idaresine tayin edilmesi hikâyesine kadar gidiyordu (27).
Bu arada, Klyaştornıy'ın yukarıda belirtilen Çin kaynaklarındaki Türk etnik
köken efsanesi ile ilişkilendirdiği Birûnî'nin Kâbul hükümdar sülâlesinin Türk
kökenli olduğuna dair verdiği haberle ilgili kayıtlarında (28) geçen ve
Klyaştornıy'ın barah/baraq tegin olarak okuduğu Kâbul'un ilk hükümdarının
isminin de aslında Böre/i Tigin (veya Börit tigin) olduğunu belirtmek gerekir.
Klyaştornıy'ın Çin kaynaklarındaki Türk köken efsanesi ile Kâbul'un ilk Türk
hükümdarı ile ilgili Birûnî'nin verdiği rivayet arasında yapılan ilişkilendirme
yeni değildir. Önce Togan (1965; 1972: 134) (29) , sonra da Esin (1972: 227;
1978: 241 vd. 37 no.lu not) bu ilgiyi kurmuşlardı. Birûnî'nin brh tkyn olarak
yazdığı bu ismi, Klyaştornıy'ın baraq'tan bozma barah olarak okuması ve baraq
"uzun tüylü köpek" (MK I 377) ile aynı sayması Türkçenin ses değişmesi kuralları
açısından zordur. Eğer kelime gerçekten baraq'tan bozma *barah olsa idi, bunun,
Arap imlâsında güzel h ile değil - ki Birûnî'de güzel h ile- gırtlak h'si (x)
ile yazılması beklenirdi. Genel Türkçede, özellikle geniş ünlülü -q ile sonlanan
tek ve birden çok heceli kelimelerde -q > -x yönünde bir ses değişmesinin olduğu
bilinmektedir. Bu değişmenin örnekleri Orta Türkçe dönemi eserlerde de geçer.
Öte yandan baraq adının bir etnik topluluğa isim olduğu da hatırlardadır.
Reşideddin'in meşhur Oğuz-name rivayetinde (Togan 1972) Oğuz Kağan'ın savaştığı
kavimlerden biri de Kıl-Barak ~ İt-Barak kavmi idi. Bu ad Şeh-nâme'de de
geçiyordu. İslâm kaynaklarının tanıdığı bu ad q (qaf) harfi ile yazılı idi.
Togan bu Kıl-baraq'ların ülkesini, Doğu Avrupa'da (1972: 126); daha sonra Deşt-i
Kıpçak olarak anılacak sahada görmüştü.
***
Anılan Çin kaynaklarında, Türklerin tuğlarında altın kurt başlarının alem olarak
kullanıldığının bildirilmiş olması da Türk köken mitine dair kayıtlar olması
bakımından önemlidir (30). Moğolistan Altay sıradağlarındaki 6-7. yüzyıllar
arasına tarihlendirilen Kara Kaya (Xar Xad) üzerindeki resimde, Kök Türk atlı
savaşçılarının taşıdıkları kargı gibi ince uzun sopaların uç kısımlarında takılı
duran dekoratif nesneler muhtemelen altın başlı kurtlardı (Nowgorodowa 1980:
216. sayfanın karşısındaki kaya resmi). Tryjarski, bu nesneleri, "dekoratif
püsküller, tuğlar veya ziller gibi" (1985: 175) "tanımlanamayan nesneler" olarak
belirtir.
önceki
sonraki