Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

Türk kimdir?

İnsanları, canlılar aleminin bir türü olarak sınıflandıran İsveçli Linnaeus (1735), “iri yapılı, beyaz tenli, güzel Osmanlı”yı, beyaz Kafkas ırkından -yani Avrupalı- saymıştı.

Fizyonomist Lavrater’e göre Türkler soylu Küçük Asya kanı ile Tatar (Mogol, sarı) ırkın maddi özelliklerinin melezi idi.

Amerikalı Morton’a göre (1839), soyca Moğol ırkından gelen Türkler, Çerkez, Gürcü, Rum ve Araplar’la karışarak fizik özelliklerini yitirmiş, güzel bir ırk olmuşlardı.

Blumenberg (1865), antropolojik sınıflamasına göre, Türkler beyaz ıktandı.

Garn (1964), Orta Asya steplerinin yerleşik ya da göçebe hayvancılarının fizik özelliklerini, doğal seçilim sonucu ortaya çıkan değişmelerle açıklamaya çalışır. Hazar Denizi ile Pamir Yaylası arasını yurt edinmiş insanlar, ne tam beyaz ne de sarı idi, öteki ırklarla karışmış, zamanla değişikliğe uğramışlardı.

Vallois’e göre, Türk, Türk-Tatar veya Turan ırkının bazı fiziksel (görünür) beden özellikleri Moğol ırkına benzediği için, çoğu araştırmacılar, Turanlılar’ı sarı ırktan saymışlardı. Oysa Turanlılar’ı beyaz (Kafkas) ırkın Orta Asya’ya doğru uzanan dalı veya kolu saymak daha doğru olurdu. Turan (Orta Asya) düzlüklerinde göçebelik yapan Türkler’in Moğollar’la karışmış bulunmaları olasıydı.

Weiner (1971), Anadolu ırkının Küçük Asya’dan Pamir’e kadar uzanan vadilerde yaşadığını, Ermeni veya Kafkas ırkının alt grubu olan Dinarik ırkla benzerlikleri nedeniyle, Avrupa kökenli sayıldıklarını söylüyordu.

Türk Devrimi’nin resmi tarihçilerinden Afet İnan (1941), Anadolu ırkı üzerine yazdığı Fransızca doktora tezinde, 6500 kisilik örneklemden aldığı ölçülere dayanarak, Anadolu (Türk) ırkının yüzde 75 oranında brakisefal, düz ince burunlu, kahverengi saçlı, sonuç olarak Dinarik ile karısmıs Alpli, yani beyaz (ari) olduğu sonucuna varıyordu. Çekik gözlü Mogollar’ın oranı yüzde 5’ten azdı. Gerçi fenotipik (görünür) özellikler böyleydi ama kan grupları gibi genotipik (laboratuvarda saptanabilen) bazı özellikler, Türkler’in sarı Asyalılarla beyaz Avrupalılar arasında bulunduğu görüşünü destekliyor, doğruluyordu.”

(Bozkurt Güvenç, Türk Kimliği, S.22)

“...Onları Hint Avrupalı saymayı gerektiren hiçbir şey yoktur. Ne brakisefal olan kafatasları ne de Çinliler’in onlar konusundaki tanımları buna elverişlidir. Kısa boy, kalın gövde, yuvarlak ve büyük baş, geniş yüz, çıkık elmacık kemikleri, geniş burun kanatları, kalın kaşlar, çekik gözler. Bunlar elbette birer Asyalı’dır. Ama hangi Asyalılar’dan? Ligeti’ye göre Paleoasyalı, Shiratori’nin ikinci varsayımına göre porotomoğol, ve nihayet çok sayıdaki bazı başkalarına göre de poroto Türk’türler. Ve pek çok olgunun incelenmesiyle kanıtlanmak eğiliminde olduğu gibi, anlaşılan, gerçek, bu sonuncu olasılık yönündedir.”

(Roux, Türkler’in Tarihi, S.43-44)