Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

An-lu-şan Türk müdür, Çinli mi?

“755’de Sogd ve Türk melezi ya da Sogdlaşmış bir Türk, yani İranlı bir Türk olan ünlü bir asker An-lu-şan, tamamen paralı Türk askerlerden oluşan bir orduyla Fan-yang’da Tanglar’a karşı ayaklanır.

Karizmatik bir kumandan olan An-lu-şan görkemli başarılar elde eder ve iki önemli başkenti, Lo-yang ve Şang’an’ı ele geçirir. İmparator Hiuan Tsong (Xuanzong) (712-762) Seçuan’a kaçmak zorunda kalır.

Kaçak imparatorun oğlu Su-tsung (756-762) savaşmaya karar verip ülkesinin eski bağlaşığı Uygurlar’dan yardım isteyinceye kadar Tanglar kaybettiklerini düşünmüşlerdir.

Bayan Çor (747-759) ya da ona verilen unvanla, İlteriş, ordusunu deneme ve kendisinin üstün niteliklerini ortaya koymak fırsatı bulur (757). Çin kuvvetleriyle yan yana çarpışan Uygurlar Lo-yang’ı alır. İmparator Bayan Çor ve beg’lerini (günümüz Türkçesiyle bey) övgüye, hediyeye ve ünvana boğar.

Kağana küçük bir Çinli kız hediye eder ve her yıl yirmi bin parça ipek kumaş hediye edeceği sözünü verir. Bu arada Uygurlar, Kırgızlar’la kuzey sınırlarında çıkan bir çatışmanın ardından ülkeyi terk ederler (758). Aynı yıl An-lu-şan öldürülür; kısa bir süre sonra oğlu da öldürülür.”

(Roux, Orta Asya, S.200)