Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Çin kaynaklarına göre On Ok boyları hangileridir?

TU-LU (Sol Kol)

1. Ç’u-Mu-Koen Boyu : Beyinin ünvanı Lu Ç’uo (Çor) dur. Yurdu Tarbagatay Bölgesidir. Başlıca şehri Yen’dir.

2. Hu-Lu-U Boyu : Beyinin ünvanı Kiue Ç’uo (Köl Çor)’dur. Yurtları Kur Kara Usu ve Ayar Nor’dur.

3. Şe-Şo-Ti Boyu : Beyinin ünvanı T’oen Ç’uo (Çor)’dur. Yurtları Borotala ve Ebi Nor’dur.

4. Tu-Ki-Şe Boyu (Türgiş) : Beyinin ünvanı Ho-Lo-Şe Ç’uo (Çor)’dur. Yurtları İli’nin batısında, Yedi Su’dadır.

Bu boyun kolları Suo-ko mo-ho, A-li-şe, Kiu-pi-şe’dir.

5. Şu-Ni-Şe Boyu : Beyinin ünvanı Ç’u-Pan Ç’uo (Çopan Çor)’dur. Yurtları Yulduz vadisindedir.

NU-ŞE-Pİ (Sağ Kol)

1. A-Si-Kie Boyu : Beyinin ünvanı K’iue Se-Kin (Köl Erkin)’dir. Yurtları Çu ve Talas Irmakları arasındadır.

2. Ko-Şu Boyu : Beyinin ünvanı K’iue Se-Kin (Erkin)’dir. Yurtları Çu ve Talas Irmakları arasındadır.

3. Pa-Say-Kan Boyu : Beyinin ünvanı T’oen Şa-Po Se-Kin (Erkin)’dir. Yurtları Çu ve Talas Irmakları arasındadır.

4. A-Si-Kie Boyu : Beyinin ünvanı Ni-Şu Se-Kin (Erkin)’dir. Yurtları Çu ve Talas Irmakları arasındadır.

5. Ko-Şu Boyu : Beyinin ünvanı Ç’u-Pan Se-Kin (Çopan Erkin)’dir. Yurtları Çu ve Talas Irmakları arasındadır.

Açıklamalar : 1. Nu-Şe-Pi’lerden en kudretli ve en varlıklı boy 1.boy olup, birkaç yüz bin asker çıkardığı söyleniyor. 2. Anlaşılacağı üzere Nu-Şe-Pi’lerden birinci ile dördüncü ve ikinci ile beşinci boylar aynı adı taşıyor. Buna göre  Nu-Şe-Pi’ler aslında üç boydan (Üç Ok) meydana gelmiş oluyor. Bunlar da A-Si-Kie, Ko-Şu, Pa-Say-Kan’dır. 3. Tu-Lular’a mensup boyların başlarındaki beylerin Çor (Ç’ou), Nu-Şe-Pi boyları beylerinin Erkin (Se-Kin) ünvanlarını taşıdıkları görülür. Bu büyük ünvanların Doğu Göktürkleri’nde kullanıldığını biliyoruz. 4. Tu-Lular’dan Şe-Şo-Ti beylerinin ünvanlarından T’oen, Nu-Şe-Piler’in üçüncü boyunun beyinin ünvanları arasında, yine Tu-lular’dan beşinci boy Şu-Ni-Şe’nin beyinin Ç’u-pan ünvanı da Nu-Şe-Piler’in beşinci boyunun beyinin ünvanı olarak görünür. Peçenek başbuğları arasında çoban adının taşındığı bildirildiği gibi, Peçenek boylarından birinin Bula Çoban adını taşıdığı da söylenir. (A.N.Kurat, Peçenek Tarihi). Yine Peçenekler’de çur (Çor) ünvanının kullanıldığı da görülüyor. (aynı eser). Kaşgarlı’da çupan (çoban)’a, köy büyüğünün yamağı manasının verildiğini biliyoruz. Doerfer çopan’ın Farsça cuban’dan geldiğini şüphe ile karşılıyor. 5. Eğer yanılmıyorsam bu on boydan sadece Tu-lu yani sol kola mensup Tu-ki-şeler’in Türgiş şeklinde Türkçe adı biliniyor. Nu-şe-piler arasındaki ikinci ve beşinci boyları ifade eden Ko-şu’yu da Köl Tigin’in kitabesindeki Ko-şu Tutuk’da buluyoruz.Köl Tigin 26 yaşında iken (710-711 yılında) Türgişler üzerine sefer yapılmış, Türgiş kağanı (Suo-ko) yenilerek öldürülmüş, Kara Türgişler de itaat altına alınıp Tabar’da kondurulmuştu. Fakat Maverau’n-nehr’de bulunulduğu esnada Kara Türgişler’in ‘yağı’ olup Keneres’e doğru gittikleri haber alındı. Bunun üzerine Köl Tigin sayısı az, yorgun ve azığı yetersiz bir kuvvet ile Kara Türgişler’e

Gönderildi.S Köl Tigin Kara Türgişler’i yendikten sonra Koşu Tutuk ile savaşıp onu da bozguna uğrattı. Bu başarılar sonucunda Köl Tigin zengin bir ganimetle Kapkan Kağan’ın idaresindeki ulu orduya ulaştı. Bu sebeple Koşu Tutuk’taki Koşu’nun doğrudan doğruya bu boyu ifade ettiğinde asla şüphe yoktur. Yer Bayırku (budun adı) Uluğ (ünvan) gibi...Bazı alimler Kara Türgiş adını ‘Türgiş avam halkı, Common Türgiş people’ şeklinde manalandırmışlardır. Türgişler’in Kara Türgiş, Sarığ Türgiş olmak üzere iki kola ayrıldıklarını bildiğimize göre (Chavannes, s.10, 83, 84, 285, 294) metinde Türgişler’din bir kolunun söz konusu olduğunu kabul etmek yerindedir. 6. OK’un oymak, boy manasını taşıdığı meselesine gelince, ne Gök Türkler’de, ne de daha sonraları ok’un bu manayı taşıdığı üzerinde açık bir delile sahip değiliz. K’un dilciler tarafından böyle bir mana taşıdığının ifade edilmesi, Batı Gök Türkleri’ni meydana getiren on boya On Ok denilmesinden ileri gelmiştir. Fakat bu, yani on boya on ok denilmesi, bize göre, muhtemelen, başka bir husus ile ilgilidir. Bu da, Çin kaynaklarında açıkça ifade edildiği gibi, kağanların on boyunun beylerine birer ok vermeleridir...

Yani kağan tarafından (Kie-tan dağında) kendine bağlı on beyden her birine (hediye olarak) bir ok verildiği için, şad unvanlı bu on bey’e ve buradan da onların başında bulunan on boya On Ok denilmiş, sonra da bir ok ile bu boy ifade edilmiştir. Kağan beylerine ok’u, herhalde, boyların reisliğine tayin ve aynı zamanda tabilik alameti (belgü) olarak veriyordu. İslam devrinde Türk hükümdarlarının bilhassa sefer dolayısıyla huzurlarına gelmeleri için beylerine oklar gönderdiklerini biliyoruz. (O.Turan, Eski Türkler’de ok’un hukuki bir sembol olarak kullanılması, Belleten, sayı 35.) 7. Türk ve Moğollar’da ok vermek, dostluk alameti idi. İki kişi dost olmak için birbirine ok hediye ederler, bir hükümdar diğer bir hükümdar ile dostluk kurmak için ona ok gönderirdi. Bundan başka bir hükümdar herhangi bir şahsa ok verirse bu, o şahsın o hükümdarın himayesi altında olduğu manasına gelirdi. 8. Bilindiği üzere Köl Tigin’e ait kitabede şöyle bir ifade ar: ‘Bumın Kağan İstemi Kağan olurmış. Olurupan Türük budunun ilin törüsin tuta birmiş, iti birmiş. Tört bulun kop yağı ermiş. Sü sülepen dört budundakı budunuğ kop almış. Kop baz kılmış. Başlığığ yükündürmüş. Tizligig sökürmiş. İlegerü Kadırkan yışka tegi kirü Temir Kapığka tegi kondurmış. İkin ara idi oksız Kök Türük ança olurur ermiş (Ergin, Köl Tigin, metin s.155, satır 3-9, transkripsiyon s.67, satır 3-9) Bu metindeki ‘idi oksız’ kelimeleri bazı alimler tarafından ‘sahipsiz ve teşkilatsız’ veya ‘pek teşkilatsız’ sözleri ile karşılanmıştır. Fakat ‘idi oksız’a verilen bu manalar, bunların bağlı bulundukları cümlelerin manalarına uygun düşmüyor. Çünkü, görüldüğü üzere, bu cümlelerde kağanların elde ettikleri zaferler anlatılıyor. Kağanlar ‘pek teşkilatsız’ bir ‘budun’ ile, anlatılan bu başarıları nasıl kazanabilirlerdi! Bu sebeple yukarıdan beri ifade edilen mütalaalara göre kitabelerdeki ‘idi oksız’, hakim ve hürr (metbu) manasına gelmektedir: ‘bu iki yer arasında hakim (efendi) ve hürr (kudretli) Türk budunu otururmuş.’

(Faruk Sümer, Eski Türklerde Şehircilik, S.49-50)