Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Marko Polo 13.yüzyılda Türkler’in evlenme geleneklerini anlatıyor...

“Her erkeğin, maddi imkânlarına göre 100 kadınla evlenmeye hakkı var. Evlendiği kadının anne ve babasına bir miktar hediye (başlık olarak) vermek mecburi. Birinci hatun daha önemli, daha çok seviliyor, itibarı daha büyük, çok sayıda çocuk yapıyorlar.

Teyze ve amca kızı ile evlenebiliyorlar. Öldükten sonra babasının eşleri ile de izdivaç edebiliyorlar. Tabii öz anası hariç. Bu hakka yalnız en büyük erkek kardeş sahip.... eğer ölürse, erkek kardeşinin eşi ile de evlenebiliyorlar. Büyük toy (düğün) yapıyorlar.

... (Marko Polo) evlenme hususunda başka türlü bir gelenekleri daha olduğunu kaydederek şunları anlatıyor : Evlenmeden önce ölen bir kızı yine evlenmeden önce ölen bir delikanlı ile evlendiriyorlar. Böyle durumlarda, ölen genç kız ve delikanlının aileleri aralarında anlaşarak gençleri (ölen) nişanlıyorlar. Nitekim evlendiriyorlar. Evlenme belgesi de yaptırıyorlar. Büyük düğün yapıyorlar. Düğünden sonra evlenme belgesini yakıyorlar. İnançlara göre, yakılan belgenin dumanı göklere kalkıyor. Ölenlerin ruhuna ulaşıyor. Böylece, ölen gençler karı-koca oluyor. Bu işler tamamlandıktan sonra iki aile akraba oluyor.”

(Marko Polo Gözü İle Orta Asya (Türkistan) Türkleri’nin Gelenek ve Görenekleri, Mehmet Ali Ekrem, İpek Yolu Uluslararası Halk Edebiyatı Sempozyumu Bildirileri, 1993)