Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Türkler’in cenaze törenleri

Cenaze törenleri ve ölüleri anma törenleri, ayinin belki de en önemli olgularıydı.  Cenaze törenleri, tek biçimli, değişmez değildi ve anlaşılan, Türk egemenliği sırasında değişmiştir. Çinli kaynaklar bu konuda, ‘önceleri adet ölüleri yakmaktı, şimdi ise gömülüyorlar’ demektedir. Bununla birlikte, ölüleri yakma, gömme, ayrıca bir ağaçta sergileme aynı zamanda var olmuş olabilir; çünkü bunlar hep, aynı sonucu elde etmek amacına yönelik teknik yollardı.

Ölünün ya da ana bölümünün, yani kemiklerinin, yılın, cenaze töreni yapılmasına olanak veren iki biricik dönemine, yaprakların düşme ya da yeniden çıkma zamanına dek muhafaza edilebilmesi. Cenaze törenleri büyük gösterilere neden olur, ölmüş kişinin bir hükümdar olması durumunda ise, bağımlılar ve (tabiler) bağlaşıklar törene temsilci kurullar gönderirdi.

Törene, orada bulunanların tümünün katılması gerekirdi. Ölünün çevresinde dolanılır, sakal tıraşı olunur, yüz kesilir, ağlayıp sızlanılır ve ölünün savaş başarıları anlatılır, hep birlikte yemek yenirdi. Mezara, dirilince gerekecek olan nesneler de gömülürdü. Atlar, köleler, karılar.

Ama Türük döneminden başlayarak, ölünün karısının öldürülmesinin artık gerekli olmadığı anlaşılıyor. Bunun yerine, ölünün karısı, onu ölen için muhafaza etmekle görevli olan kayınbiraderi ya da üvey oğluyla evlendirilirdi. Gömüldükten kırk gün sonra ve yıl sonunda, ölü için hemen hemen aynı tarzda bir tören daha yapılırdı.

(Roux, Türkler’in Tarihi, S.113)