Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Türkler kadın ve içki

Onları harekete geçiren başlıca güç, zenginliklerden çok kadınlara düşkünlüktü.

Cengiz Han, dünyayı ele geçirecektir, bilir misiniz neden?

Bu sorunun yanıtını büyük bir nobranlıkla kendisi verecektir: Çünkü insanın düşmanlarının karılarını ve kızlarını sarmasından büyük zevk yoktur.

Sürekli spor adı verilebilecek olan şeyle ilgilenerek bu konuda çalışmalar yapmak, ayak topu oyunlarına, at yarışlarına, insan ya da hayvan güreşlerine itibar kazandırdı. Bazı kaya içi resimlerinde, bugünün Türkiyesi’nde hala yapılan deve güreşlerinin ne kadar eski bir tarihi olduğu görülmektedir.

Şölene düşkünlük iyice belirgindi. Evlenmeler, erginlenme törenleri, elçi kabul, antlaşma imzalanması, ant içme, yas ve ölüleri anma törenleri hep şölen vesilesiydi.

Türkler’in dün de bugünkü gibi konuksever olmaları nedeniyle, bu şölenlere konuklar da seve seve çağrılırdı. Ve bol bol yemek yenir, doyasıya içilirdi, şarap bilinmiyordu, -Sogdiana’da bilinirdi, ayrıca üzüm, Kuzey Çin’e Türkler tarafından götürülmüştür-, ama sarhoşluk kuraldandı. Mayalanmış kısrak sütü kımızın alkol derecesinin yüzde dörtle beş arasında değiştiğini biliyoruz. Bir Moğol olan büyük kanun koyucu Cengiz Han, haftada ancak bir kez sarhoş olunmasını isteyecektir. Ama bunun bir yararı olmadı. Ve tarihçi için, Orta Asya hükümdarlarının yaşam öykülerini şu sözlerle bitirmek bir alışkanlık durumuna geldi:

“Ayyaşlıktan öldü.”

Çinli gezgin Hiuan Tsang, Türkler’in sofrasında yemek yemiştir; ‘Kağan elçilere yer göstertti ve onlara çalgı eşliğinde şarap ikram ettirdi. Herkes şarap içmeye koyuldu. Kısa bir süre sonra herkeste büyük bir canlılık görüldü. O zaman haşlanmış büyük bir dana ve koyun eti parçaları getirilerek, çağrılıların önüne yığıldı... Çok lekeli bir giysi, zenginlik ve yüce gönüllülük belirtisiydi. Öte yandan, Tonyukuk sözcüğünün anlamı da ‘giysisi yağlı’dır.”

(Roux, Türkler’in Tarihi, S.105)