Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Göçebelerin Türkleşme süreci...

“Rus tarihleri Kumanlar’ı genel olarak halis göçebe sayarlar. Bunun büyük bir hata olduğu muhakkaktır. Kumanlar’ın esas kitlesi göçebe hayatı sürüyordu. Ancak, Kumanlar arasında yerleşik hayata geçiş procesus’ü artık yer yer başlamıştı. Esasen bunun başka türlü olmasına imkan yoktu.

Feodalleşmekte olan bir düzene tabi bulunan göçebelerin, tarım bölgelerine bitişik alanlarda yerleşik hayata geçtiklerini biliyoruz. Bu olay, Yedisu ve Harizm tarihinde müşahede edilmiştir. Yedisu’da IX.-XI. Yüzyıllar arasında Türkeşler, Oğuzlar, Karluklar gibi göçebelerin dikkate değer processus’ünü görüyoruz.

Bu olayı yerleşik Soğd halkının Türkleşmesi takip etmiştir. Harizm’e gelince, aynı processus bir yandan Oğuzlar (Türkmenler), bir yandan da Kıpçaklar gibi göçebelerin Türkleşmesi’nde göze çarpar.

Bu olay, Harizm’e bitişik alanlarda olduğu gibi, Harizm’de de müşahede edilmiştir. Uzun zaman devam eden bu processus aşağıda göreceğimiz gibi bu ülkede konuşulan Harizm dilinin XIII. Yüzyılda kuvvetle Türkleşmesine yol açmıştır.

Aşağı Volga havzasının, Don alanının, Kırım’ın kısmen Dneper havzasının ve hatat Bulgar bölgesinin tarım alanlarıyla doğrudan doğruya temasta bulunan Kumanlar’ın da aynı processus’ü geçirdikleri muhakkaktır.”

(A.Yu. Yakobivskiy, Altın Ordu ve Çöküşü, S.4-5)