Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Adı : Nahide
Yaşı: 35
Doğum yeri: Tunceli
6 yaşında İstanbul’a gelmişler
Altı Çocuklu bir ailenin çocuğu.
Baba emekli işçi
Anne ev kadını.
Lise mezunu. Kafe işletiyor.
Bu söyleşi 27 Şubat 2005 tarihinde İstanbul Taksim’de yapıldı.

Alevilik önce geliyor

- Nerede doğdun?

- Tunceli Çemişkezek’te doğdum. 1970 doğumluyum. Altı yaşında İstanbul’a gelmişiz. Gazi Mahallesi’nde büyüdüm. Orası da köy gibi, zaten benim köyüm gibi oldu. Altı yaşında olduğum için çok az şey hatırlıyorum. Ama Gazi Mahallesi’nde hep bizim çevreden insanlar olduğu için, Erzincanlı, Sivaslı, Erzurumlu… Alevi ve Kürt insanlar olduğu için orası da köy gibiydi zaten.

- Gazi Mahallesi’nde Alevi Kürtler mi Alevi Türkler mi ağırlıktaydı?

- O zamanlar Alevi Kürt ağırlıktaydı. Karadenizliler de vardı mesela çok az da Tokatlı Alevi vardı. Tokatlılar’ın çoğu Türk Aleviler zaten.

- İlkin hangi kimliğini fark ettin, Alevilik’i mi Kürtlük’ü mü?

- Alevilik’i tabii ki.

- Çok ilginç, nasıl oldu bu iş?

- Babam çok inanırdı dedelere. Dedelerimiz gelirdi bize. Sabah Güneş doğarken yüzünü güneşe dönüp “Ya Hızır ya 12 imamlar” diye dua eder annem babam. Kürtlüğümü de lise dönemlerinde fark ettim. Mesela biz Tunceliliyiz, babaannem bize başkalarına “Elazığlıyız deyin” derdi. Babaannem gelin geldiğinde Türkçe tek kelime bilmiyormuş. Ama ölürken de Kürtçe tek kelime bilmiyordu.

- Nasıl unutabiliyor dilini?

- Nasıl unutabiliyor bilmiyorum ama asimilasyon işte. Bizim ora, Çemişkezek Türk, Kürt, Ermeni karışık. Köyde Türkçe konuşuluyor. Kürtçe çevre köylerde konuşuluyor. Bizim köyde de var Kürtçe konuşan ama mesela ben Kürtçe bilmiyorum ya da Zazaca bilmiyorum. Kürtlüğü de lise döneminde öğrendim.

- Ailenden mi?

- Yoo, ailemden değil, aslında PKK ile öğrendim. Mesela bizde normalde pek sevmezlerdi Kürtleri. Kürtler daha çok Şafilikle bağdaştırılırdı. Sünnilikten de öte… Şafiler Alevileri sevmez, Aleviler de Şafileri sevmez.

- Sizi aileniz “Türk değilsiniz, bakın siz Kürtsünüz” diye yetiştirmedi…

- Yo hayır. Kürdüz Türküz diye yetişmedik ama Alevilik ön plandaydı. Zaten kaçınılmaz. Bu inancın senin ve her gün ibadetini yapıyorsun.

- Alevilik bu kadar yoğun mu yaşanıyor günlük yaşamda?

- Belki şimdi biz gençlerde yok ama anne babada var hâlâ. Her sabah kahvaltı yapıyoruz. Annem her sabah kalkarken sofradan “yerini Hızır doldursun” diyor.

– Hangi anlamda söylüyor bunu?

- "Hızır daha çok versin" anlamında söylüyor. Biz yedik bitirdik ya kahvaltıyı Hızır yeniden daha fazlasını getirsin diyor.

- Kürtlük ve Aleviliki seçmek zorunda kaldın mı hiç hayatında?

- Kürtlük ve Alevilik… (birkaç saniye düşünüyor…)

- Solculuğu kastetmiyorum, o başka bir şey. Tabii ki senin İstanbul’a geldikten sonraki hayatını kastediyorum.

- Alevilik herhalde.

- Emin misin?

- Evet evet, yani ikisinin arasında bir şey olacaksa, Alevilik.

- Neden?

- Çünkü… bilmiyorum ki… belki yetişmemizle ilgili bir şey. Alevi olmak daha farklı bir şey.

- Önemli anlamında mı söylüyorsun?

- Evet önemli anlamında.

- Kendi kendine hiç sordun mu niye böyle düşünüyorum diye… Tabii bir taraftan solcusun sen…

- Evet… ya da solcuydum diyelim. Bilmiyorum yani… şu anda da kaybolduk yani.

- Şimdi Alevi inancına göre mi yaşıyorsun?

- Çok yaşamıyorum ama… annemin dediğini demiyorum mesela, güneş doğduğunda elimi yüzüme sürüp dua etmiyorum. Ama ben 35’ime geldim, ilk defa 12 imamlarda 2 gün oruç tuttum bu sene.

- İhtiyaç mı hissettin yoksa bir isyan için mi tuttun?

- Bir şeye inanmak herhalde bilmem ki… inanmak isteği herhalde. Belki de hayat o kadar zor, her şey o kadar yozlaşıyor ki belki de bir şeye tutunmak için… bilmiyorum ki…

- Bir isyan olarak yapmadın yani, sisteme, AKP’ye ya da varolan duruma bir isyan olarak tutmadın orucu.

- Bilmiyorum ki bilinçaltında o var mı ama, yok yok sisteme karşı bilinçli bir şey değil o, tepki olarak yapmadım. Biraz da kendi kimliğime geri dönmek istedim. Kaybolmuşluğumu belki… Çünkü insan nereden geldiğini unutursa iyice kayboluyor, biz de kayboluyoruz artık zaten. Nasıl babaannem dilini (Kürtçe’yi) ölürken unuttu ise biz de unutuyoruz her şeyi. Belki buna bir tepkiydi yani.

- Niye Kürtlüğüne değil de Aleviliğine sarıldın?

- 1990’larda Gündemde (gazetede, b.n.) çalıştım. Kürtçe bilmediğim için orada da dışlandım. Sistem zaten Tuncelili olduğun için potansiyel suçlu görüyor. Orada şunu fark ettim. Tabii genellemek yanlış ama, mesela şaka olarak da olsa "Kürt değilsin" deniyordu bana. Halbuki ben oradaydım ve Kürttüm. Ama Kürtçe bilmediğim için böyle söyleniyordu. Ben bunun ciddi rahatsızlığını yaşadım. Bir tek ben değildim, Tuncelili olan birkaç kişi daha vardı ve hepimiz aynı duygulardaydık. Biz oradaydık ama bize Kürt değilmişiz gibi davranıyorlardı. Kürt olmak ayrıcalıktı orada ama biz Kürt değildik. Ya da buna benzer şeyler oluyordu ve bunlara tepki olarak belki de Alevilik… Gerçekten önce Aleviliğim yani… Alevilik olmazsa Kürtlük… aslında ikisi çok farklı şeyler. 

- Gündemdekiler size Kürtçe bilmediğiniz için mi böyle davranıyorlardı, yoksa yaşam biçiminiz falan…

- Dil çok önemli. Hayat biçimimiz de tabii. Biz çok rahat davranıp yaşıyorduk.

- Militan gibi yaşamıyordunuz.

- Militan gibi yaşamıyorduk.

- Onlar için çok çekici bir şey değil. Okulda Alevilikle ilgili bir sorun yaşadın mı?

- Mesela namaz kılmayı ben bilmiyorum. Din dersinde dualar öğretiliyor hiçbirini bilmiyorduk. Bizim için ciddi problemdi. Çok anlamsız geliyordu üstelik. Çünkü biz başka bir şey yaşıyoruz, ama okulda da onu veriyorlardı.

- Hiç ikmale kaldın mı din dersinden?

- Din dersleri kötüydü. Sınıf geçelim diye zorla öğreniyorduk. Bir tek galiba fatiha aklımda kalmıştır belki o da.

- Çocuk aklınla neler düşünüyordun din dersleriyle ilgili olarak?

- O zaman daha tepkiliydim herhalde. Çünkü şöyle düşünüyordum, bu sana ait bir şey değil. Aileden de görmüyorsun. Çok anlamsız geliyor sana. Çekici kılacak hiçbir yanı da yok zaten öğreneceğim. Sana zorla veriyor "al şu duaları öğren" deniyor. İyi de o dualar bana bir şey ifade etmiyor ki… Annemde görmedim, babamda görmedim…

- Baskı altında hissediyor muydun kendini?

- Mecburen öğrendim. Tabii ki baskı altında hissediyordum.

- Kızlı erkekli arkadaşlarla konuşurken Alevi Sünni tartışması oluyor muydu?

- Yok hayır. Adıyamanlı Türk erkek arkadaşım da oldu, Karadenizli arkadaşım da oldu mesela. Karadenizli’de kendisinden hiçbir şey görmedim ama ailesinden bana karşı bir şey oldu.

- Kürt olmaktan dolayı mı Alevi olmaktan dolayı mı?

- Alevi olmaktan dolayı. Din acayip bir şey.

- Şimdi geriye dönüp baktığında sana da anlamlı geliyor mu bunlar? Mesela sen de eğer bir çocuğum olsa ben de istemem Sünni ile der misin?

- Bizde öyle şey yok ki. Mesela ben o Adıyamanlı çocukla evlenseydim ailem kabul ediyordu. Sünni imiş Türkmüş falan hiç fark etmez onlar için. Ama benim Şafilere karşı bir tedirginliğim vardı ama artık o da yok. Sanıyorum o da Şafilerin Alevileri sevmemesi ile ilgili bir şey. Ama hâlâ şu ayrımı yaparlar: Bizden ya da bizden değil.

- Sünniler mi yapar?

- Hayır Aleviler. Herhalde böyle bir ayrım var. Ama bizimkiler dedim ya, Sünni Türk bir adamı kabul ederlerdi. Ama tabii Kürt olmak biraz daha avantaj sağlıyor. İşte hele Alevi ise daha da avantaj sağlıyor. Mesela Alevi bir arkadaşım var Tuncelili. Her şekilde ne olursa olsun bizimki olsun şeyini hissediyorum mesela.

- Ramazanda mesela sizinkilerin Sünni tanıdıklar, komşular geldiğinde sofrayı saygı icabı kaldırdıklarını gördün mü hiç?

- Hayır böyle bir şey olmadı. Denk gelmedi belki de. Ama Çemişkezek'te Aleviler de Sünniler de var. Ermeniler de var. Birbirlerine karşı çok saygı gösterirler. Sünniler kendi oruçlarını tutar Aleviler kendi oruçlarını. Anne anlatır mesela eskiden hiçbir problem olmazmış.

- Baban ne iş yapıyor?

- Fabrikada çalışıyordu. Köydeyken de çobandı. Emekli işçi şimdi.

- Annen?

- Ev kadını.

- Kaç kardeşsiniz?

- Altı.