Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Oğuzlar'da ilkel feodal sistem mi, erken feodal yapı mı vardı?

“Sovyet tarihçilerine göre, 9-13.yüzyıllarda Oğuz boyları kabile-boy yapısına uygun olarak teşkilatlanmışlardı ve bu toplumsal örgütlenme biçimi, içerik olarak klasik bir özellik taşımaktaydı. 10. yüzyıl Oğuz boyları arasında sosyal ilişkilerin geliştiğine ilk dikkat çeken V.A.Gordlevskiy olmuştur.

A.Yu.Yakubovskiy 10-11.yüzyıllarda Oğuz ve Türkmen boylarının, gelişmekte olan ilkel sosyal yapının ilk basamaklarında olduklarını belirtir. S.P.Tolstov’un açıklamasına göre, Oğuzlar arasında büyük hayvan sürüleri bulunan varlıklı beyler bulunmaktaydı. A.A.Roslyakov, Oğuz boy yapısında ataerkil soy zincirinin hızlı biçimde çözüldüğünü ve bunun yerine feodal düzenin oluştuğunu belirtmektedir. 

Oğuz ve Türkmen aristokrasisi, zamanla, boyların ortak alan sayılan mera ve su kaynakları üzerinde hak iddia etmeye başlamıştı. Zenginleşen Oğuz beyleri, tedrici surette küçük hayvan sürülerine sahip özgür insanları egemenlikleri altına aldılar.

Yapılan çalışmalar el aldığımız dönemde Oğuz ve Türkmen toplulukları arasındaki sosyal yapının incelenmesine önemli katkılar sağlamaktadır. Ancak varolan literatürde, boylar arasındaki toplumsal statüye ilişkin hiçbir bilgi yer almamaktadır. En önemli soruların başında ise, Oğuz boyları arasında feodal sistemin ilkel anlayışı mı, yoksa erken feodal cemiyet yapısı mı geçerli idi sorusu gelmektedir.

Sovyet tarihçilerinin araştırmaya yanaşmadıkları bir diğer konu ise, 9-13.yüzyıllar arasında Oğuz ve Türkmen toplumunun sınıf yapısında oluşan değişimler, cemiyet yapısının dinamik kurgusu ve ilkeleri gibi meselelerdir.

Tartışma yaratan konulardan biri de, Oğuz yabgularına ait Sır-Derya’nın aşağı akımlarında yer alan şehir toplumlarının hangi etnik özellikler taşıdığıdır. Bölgede yerleşik hayatı benimsemiş Oğuz gruplarının bulunduğuna dair görüşler, Arap coğrafyacıları tarafından desteklenmemektedir.”

(S.A.Agacanov, Oğuzlar, s.61)