Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Türkiye’deki Masal Çalışmalarına Kısa Bir bakış

“Bugün Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde anlatılan masalların mazisi, Türk kültürünün çok eski çağlarına kadar uzanmaktadır. Elimizde Türk masallarını ihtiva eden (içeren)* basılı eserler az olmasına rağmen, masallarımız hâlâ halkın dilinde tazeliğini ve canlılığını korumaktadır. Bunun yanında daha nice masallarımızın unutulduğu da bilinen bir gerçektir.

Her bölgenin ve köyün zevkle dinlediği  ve usta olarak kabul ettiği bir masalcısı vardır. Bu usta masal anlatıcıları, erkek olduğu gibi kadın da olabilmektedir. Bu masalcılara gereken ilgi gösterilmediği için, bu dünyadan göçerken, bildiklerini de, çok az bir iz bırakarak, beraberlerinde götürmüşlerdir.

Türkiye’de masal derlemelerine başlayan, bu işe merak saran ilk defa yabancı alimler olmuştur. Bu işe yabancı alimlerin el atması boşuna değildir. Çünkü, bu masal derlemelerinin yapıldığı devirlerde, bizim böyle işlerle uğraşmaya ya vaktimiz yoktu, ya da lüzum görmemiştik. ‘Bizi bizden mi çalacaklar’ düşüncesine kapılarak, bildiklerimizi yarınki nesillere aktarma yolunda bunları belgelere dökememişiz.

Biz, masallarımız ve diğer folklor ürünlerimiz hakkında böyle düşünürken, yabancı alimler, özellikle Avrupalı alimler, masallarımızla ve diğer folklor ürünlerimizle ilgilenmeye başlamışlar ve kendi güçlerinin yettiği kadar derleme yaparak onları belgelere dökmüşler, vakit geçirmeden neşretmişlerdir.

Çünkü, halk arasından derleme yapmak ve onları gelecek nesillere miras olarak bırakmak fikri, o zamanın Avrupası’nda yaygın bir fikir halindeydi. Türk masallarının derlenip basılması hakkında Saim Sakaoğlu Gümüşhane Masalları adlı eserinde aşağıdaki bilgiyi nakletmektedir:

‘...Türk maslarını içine alan en eski derleme Fransa Kıralı 14.Lui’nin mütercim ve sekreteri olan M.Digeon’un eseridir. Bizim görebildiğimiz ikinci cildi, 1781 tarihini taşıyan bu eserde üç Türk masalı olmak üzere beş masal vardır. Nouveaux Turc et Arabes adlı bu eserde bazı metinler bir masal için uzun sayılabilecek hacme sahiptir. Kitaptaki 1-3-5 olanları Türk masalı olarak tanıtılmaktadır.’

Bundan başka Türk masalları ile ilgili olarak bir hayli neşriyat yapılmıştır. Bunun yanında Türk ve yabancı folklorcuların ortaklaşa yaptıkları bazı çalışmalar olmuştur.

M.Digeon’un Nouveaux Turcs et Arabes adlı eserinden sonra Türk masalları üzerine milletlerarası standartlara uygun olarak ilk çalışma ve derlemeyi (yapan kişi olarak)* Macar Türkoloğu Ignas Kunoş’u** görüyoruz. Yurdumuzun çeşitli bölgelerinden derlemeler yapan bu alim, masallarımızı ayrı ayrı ciltlerde toplamıştır. Masalları bölgeden derleyen, tercüme eden ve onları neşre hazırlayan Ignas Kunoş’un bizzat kendisidir.

Bahsettiğimiz masal derlemelerini içine alan masalların ilk cildi, 1887 yılında Oszman Török Nepköltesi Gyuitemeni 1 adı altında neşredilmiştir. Bu birinci cildin neşredilmesinden iki yıl sonra da, aynı başlık altında ikinci cildi neşredilmiştir. Bu ikinci cildin yarısı masal, diğer yarısı da mani, bilmece, türkü vb. ihtiva etmektedir. Ignas Kunoş eser vermeye devam etmiş, daha sonraki yıllarda, 1905 yılında Türiksche Volksmarchen Aus Stanbul, 1907 yılında ise, Türkische Volksmarchen Aus Adakale adlı eserlerini neşretmiştir.

Türk masları üzerine çalışmalar devam edip gider. Pertev Naili Boratav, bir eserinde Fransız alimi J.A.Decourdemanche’nin 1888 yılında neşrettiği Fables Turques adlı eserinde Avrupalı bilginlere fazla miktarda Nasrettin hoca hikayeleri sunduğunu belirtmektedir.

Bunlardan başka, İngiliz R.N.Bain İngiltere’de Turkish Fairy Tales adlı eserini neşretmiştir. Bu eser ilk önce 1896 yılında neşredilmiştir. Daha sonraki yıllarda ikinci ve üçüncü baskısı yapılmıştır. Derleme olup olmadığından söz edilmeyen bu eserde yer alan masallar, daha önce neşredilmiş Türk masallarından seçilmiştir.

Daha sonra Ziya Gökalp’in Diyarbakır’da çıkarmakta olduğu Küçük Mecmua’da halk masları neşrettiğini görmekteyiz. Burada neşrettiği masalların bir kısmını Ziya Gökalp kendi çocukluğunda büyüklerinden dinlemiştir. Geriye kalan masalları da kendisi halktan derlemiştir.

1923 yılında Türk masalları ile ilgili başka bir çalışmayla karşılaşıyoruz. Bu seferki çalışmayı yapan Alman Th.Menzel, Türk masallarının derlenip Almanca’ya çevrilmesinde bir hayli emek sarf etmiştir. 1923 yılında Billur Köşk Masalları’nı, 1924 yılında da ikinci eseri olan Der Zauberspigel’i neşretmiştir. Bu ikinci eserinde 14 Türk masalı yer almaktadır.

Türk folklorcularından Hamit Zübeyr (Koşay), 1929 yılında Dokuz Ötkünç adlı eserini neşretmiştir.

Bundan başka, Bahtaver Hanım’ın 1930 yılında neşrettiği Türk masalları adlı eserini görmekteyiz.

1930’lardan sonra halk masalları üzerine yapılan çalışmaların arttığını ve derleme faaliyetlerinin hızlandığını görmekteyiz. Bu yıllarda Yusuf Ziya Demircioğlu, derlemiş olduğu masalları Yürükler ve Köylülerde Hikayeler-Masallar adlı eserinde 1934 yılında bir araya getirmiştir. Yusuf Siya Demircioğlu’nun arkasından, Akdeniz kıyısından, Mersin’den de bir ses duyulur ve Suat Salih Arsal, derlemiş olduğu masalları 1935 yılında Öz Türk Masalları adlı eserinde neşreder. Bu eserde 26 masal yer almaktadır.

Daha sonra, Naki Tezel, 1936 yılında Keloğlan Masalları adlı eserini neşretmiştir. 1938 yılında da İstanbul’dan derlemiş olduğu halk masallarını, Malatya7dan Derlenmiş Masallar adıyla 1946 yılında neşreder. Bundan sonra, Mehmet Tuğrul, Mahmut Gazi Köyü’nün Halk Edebiyatı, adlı bir doktora çalışması yapmış ve burada incelediği masalların 98 tanesini 1969 yılında Mahut Gazi Köyünde Halk Edebiyatı adı altında neşretmiştir.

Buraya kadar sıraladığımız Türk masalları üzerindeki çalışmalar, bu sahada bir ön hazırlık mahiyetindedir. Türk masallarını bir sisteme bağlamak ve milletlerarası sahaya çıkarmak Pertev Naili Boratav’la başlar. 1955 yılından başlamak üzere Fransızca, Almanca ve Türkçe olmak üzere dört masal kitabı neşretmiştir.

İlk kitabı 1955 yılında neşretmiş olduğu Contes Turcs’tür. Bu eserinde 21 masal vardır. Bu masallar daha önce neşredilmiş masal kitaplarından alınmıştır. Daha sonra bu masallar, dört masal ilave edilerek, 1959 yılında Zaman Zaman İçinde adı altında neşredilmiştir. Bunu takiben, Boratav Almanca olarak 1967 yılında, içinde 140 masal bulunan Türiksche Volksmarchen adlı eserini yayımlamıştır. Daha sonra bu eserine 27 masal ekleyen Boratav, 1969 yılında Az Gittik Uz Gittik adlı eserini yayımlamıştır.

Kısaca TTV olarak bilinen Typen Türkischer Volksmarchen, Wolfram Eberhard ile P.N.Boratav’ın beraberce hazırladıkları bir çalışmadır. Bu eserde AaTh tip kataloğu göz önünde bulundurularak, 378 Türk masalının milletlerarası tip numarası tespit edilmiştir.

Daha sonra, Şekibe Yamaç ile birlikte Slaveyko Martinof içinde 12 masal bulunan Türk Masalları adlı eseri 1957 yılında neşretmişlerdir.

1965 yılında, İngiltere’de Eleonan Brockett’in içinde çeşitli kaynaklardan alınmış 15 masalı ihtiva eden, Turkish Fairy Tales adlı bir masal kitabını neşrettiğini görüyoruz. Bu masallar derleme değildir ve çoğu Kunoş’un eserlerinden alınmıştır.

Daha sonraki yıllarda masallarımızın milletlerarası standartlar içinde ele alınıp işlenmesine ve sahada derleme faaliyeti yürütecek olanlara ışık tutması bakımından önemli yeri olan Tales Alive in Turkey adlı eserin neşredilmiş olduğunu görmeteyiz. Bu eserin içinde yer alan masalların tamamı, Prof. Dr. Ahmet Edip Uysal ile Amerikalı Prof. W.S.Walker tarafından 1962 yılından itibaren, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden teyple derlenerek bir araya getirilmiştir. Derleme faaliyetlerine devam eden Uysal ile Walker, derlemiş oldukları malzemenin bir kısmını 1966 yılında Amerika’da Tales Alive in Turkey adı altında neşretmişlerdir. Bu eser yedi bölümden oluşmuş olup, içinde 42 masal ve 25 fıkra vardır.

Burada yer alan masalların AaTh ve TTV tip  numaraları verilmiş, nereden, ne zaman, nasıl derlendiği açıkça belirtilmiştir. Ayrıca masalların Thompson kataloğuna göre motif numaraları da verilmiştir. Bu eserde yer almayan diğer masal ve folklor ürünleri Amerika’da, Teksas Eyaleti devlet üniversitelerinden biri olan Teksas Tech Üniversitesi’nde Prof.Walker ve Prof.Uysal tarafından kurulmuş bulunan The Uysal-Walker Archive of Turkish Oral Narrative’de bulunmaktadır. Bu arşivde yer alan folklor malzemesi, takriben 3500 masal, fıkra ve halk hikayesinden ibarettir. Bu bantların orijinallari Prof. Uysal’ın Ankara’daki özel arşivindedir.

Türkiye’de masal çalışmalarımız ilmi metotlarla ele alınıp incelenmeye başladıkça, masallar üzerine çalışma yapanların da ufku gittikçe genişlemeye başlar. Bu dönemlerde masallar üzerinde bölge bölge çalışıldığını görüyoruz. Bölge masalları üzerinde bu çalışmalar yapılırken, daima ilmi metotlar ve milletlerarası kataloglar göz önünde bulundurulmuştur.

Bölge masalları ele alınarak yapılan bu tip çalışmalardan ilki, Gümüşhane masalları üzerine yapılan araştırmadır. Saim Sakaoğlu, Gümüşhane Masalları’nı Batı’daki araştırmacıların ilmi ketotlarını rehber edinerek incelemiştir. Doktora çalışması olarak hazırlanmış olan bu araştırma, dört bölümden ibarettir. 1973 yılında Cumhuriyet’in 50. yılına armağan edilerek basılan bu ilmi araştırmada 70 masal ele alınmış, ayrı ayrı incelenerek AaTh ve TTV tip kataloglarındaki tip numaraları verilmiştir.

Ayrıca derlenen yerin, derlenen şahsın ismi eklenmiştir. Ayrıca her masal Türkiye’nin diğer bölgelerinde bulunan masallarla karşılaştırılarak varyantları belirtilmiştir. Bir masalın bölgeler arasında nasıl farklılıklar gösterdiği kolayca anlaşılır bir biçimde işlenmiştir. Çalışmaların diğer bölümleri, masal incelemesine ayrılmış olup, en sonunda masalların tam metni verilmiştir.

Atatürk Üniversitesi’nde bölge masalları üzerine yapılmış ikinci çalışma Bilge Seyidoğlu’nun 1972 yılında yapmış olduğu doktora çalışmasının ürünü olan Erzurum Halk Masalları Üzerinde Araştırmalar’dır. Masallarda daha ziyade, masal motifleriyle ilgili araştırmaya yönelmiş olan Bilge Seyidoğlu, Stith Thompson’un Motif Index of Folk Litetature adlı eserinde kullandığı metodu esas almıştır. Bilge Seyidoğlu’nun Erzurum masalları üzerine yapmış olduğu çalışma üç bölümden ibaret olup, çalışma metinler ve açıklamalarla bütünlüğe kavuşmuştur. Üzerinde çalışma yapılan metinler hakkında Seyidoğlu şu açıklayıcı bilgiyi vermektedir:

‘Altı masal Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde Naim Aklan isimli bir öğrencinin ‘Erzurum Ağzı’ üzerinde yaptığı mezuniyet tezinden alınmıştır. Diğer dört masal da Prof. Dr. Selahattin Olcay’ın Erzurum Ağzı isimli eserindendir. Bunların dışında kalan altmış masalı yerinde tespit ettim.’

Bu çalışmadaki masallar, ilmi ölçülere uygun olarak derlenmiş, kaynak kişilerin tam künyeleri, masalın derlendiği yer, derlendiği tarih açıkça belirtilmiştir. Ele alınan masal sayısı 70’tir.

Daha sonra, Umay Günay doktora tezini Elazığ masalları üzerine 1973 yılında tamamlamıştır. Bu çalışma sonradan Elazığ Masalları Üzerinde İnceleme adı altında neşredilmiştir. Umay Günay ele almış olduğu masalları, V.Propp metoduna göre incelemiştir. Bu çalışmada ayrıca masalların başına AaTh ve TTV tip numaraları verilmiştir. Türkiye’de Propp metodunun ilk defa Türk masallarının bir kısmına uygulanması yönünden, Umay Günay’ın Elazığ masalları üzerine yapmış olduğu bu çalışması oldukça dikkate değer bir çalışmadır.

Bölgelere göre yapılan masal çalışmalarının yanında, bölgelerin dil özellikleri üzerine yapılan ilmi çalışmalarda da malzeme olarak masallar kullanılmıştır.

Ahmet Caferoğlu, Ahmet Bican Ercilasun, Turgut Günay, Turgut Acar, derlemiş oldukları metinlerde masal ve fıkralara da yer vermişlerdir.

Bugüne kadar yapılan çalışmalar bir plan dahilinde yapılmış olsaydı, bu çalışmalar grup çalışmaları halinde yapılmış olsaydı, şimdiye kadar alınan yoldan daha fazla yol alınmış olurdu. Fakat bu yapılmamıştır, yapılan çalışmalar, çalışmayı yapanın kolayına gelecek şekilde düzenlenmiştir. Bu yüzden yapılan çalışmalar aynı konu etrafında yapılmış olmasına rağmen birbirinden kopuktur. Şu ana kadar, Malatya, Elazığ, Erzurum ve Kars hattını meydana getiren yay içindeki masal çalışmaları bir dereceye kadar bitmiştir diyebiliriz. Gümüşhane masalları üzerine yapılan çalışma bu yayın kuzeye uzanmış ilk halkasıdır.

İleride, Van, Ağrı, Hakkari, Muş, Siirt, Bitlis halk masalları da aynı esaslar dahilinde incelemeye tabi tutulursa, daha sonraki yıllarda bu konuda çok veremli olabilecek çalışmalara şimdiden zemin hazırlanmış olur. O zaman, Doğu Anadolu Halk masalları’nın durumu üzerine bir grup çalışması yapmak mümkün olur kanaatindeyiz.

Elimizde bu sözünü ettiğimiz vilayetlerin çoğundan derlenmiş masallar vardır. Bunların durumunu çalışmamızın Masalların Varyantları bölümünde işlemiş durumdayız. Buralarda varlığını tespit ettiğimiz masallar bize ileride böyle bir çalışmanın yapılabileceğini göstermektedir.

Yapılan çalışmalar yüzüstü bırakılmamalıdır. Bunu şimdiden değerlendiremezsek., yarın çok geç olur. Televizyonun bu bölgelere yeni girmiş olması, şimdilik folklorun ve folklor ürünlerinin lehine görünmektedir ama, zaman geçtikçe televizyonun bu konudaki zararı görülecektir.”

(Ahmet Ali Arslan, Kuzey-Doğu Anadolu (Kars) Türk ve Kuzey Britanya Halk Edebiyatlarında Masallar)

*Bizim notumuz

**Türkler bölümünde halk türküleri alt bölümünde Kunoş’un masallarını okuyabilirsiniz...