Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 

İbnü’l-Kalânisî’nin Zeylü Tarihi Dımaşk Adlı Eserinde Sultan Alp Arslan’la İlgili Verilen Bilgiler

Prof. Dr. Ali SEVİM


Bilindiği üzere İbnü’l-Kalânisî Ebû Ya’lâ Hamza b. Esed b. Ali b. Muhammed, Arap Temîm kabilesine mensup ünlü bir ailenin çocuğu olarak 1073 yılında Dımaşk’ta dünyaya gelmiş olup ailesinin başlık, takke ve külâh anlamına gelen Kalansüve imalâtı yapması nedeniyle İbnü’l-Kalânisî lâkabını almış ve bu lâkapla tanınmıştır. İbnü’l-Kalânisî, doğduğu kent Dimaşk’ta, dil, tarih, edebiyat ve dinî bilimler eğitimi almıştır; böylece o dönemin değerli bir bilim adamı olan İbnü’l-Kalânisî, Türk Böriler Hanedanı döneminde yöneticilik mesleğine başlamış, bir süre sonra da Dımaşk’ta, önce Haberleşme ve Yazışma Dairesi (Divanü’r-Resâil ve’l-İnşâ)’inde Kâtip, daha sonra da bu Divan’ın Başkanı olmuştur; bu arada Vergi Dairesi (Divanü’l- Harâc)’nin de yönetimini üzerine almıştır; bu görevleri sırasında gösterdiği başarılardan dolayı iki kez de uzun yıllar Dımaşk Reisliği görevinde bulunmuştur. Nihayet şâir ve hattat da olan İbnü’l-Kalânisî, uzun bir ömür geçirdiği Dımaşk’ta ölmüştür (15 ya da 27 Mart 1160).

İbnü’l-Kalânisî’nin Zeylü Tarihi Dımaşk adlı eseri, çeşitli müellifler ve araştırıcılar tarafından Tarih, Zeylü Kitabi Tarihi Hilâl es-Sâbi', Müzeyyelü’t-tarihi’d-Dımaşkî, ez-Zeyl fî Tarihi Dımaşk, el-Müzeyyel bihi alâ Tarihi Dımaşk, Zeylü Tarihi Medîneti Dımaşk ve nihayet  Tarihu Dımaşk ve Zeylü’t-Tarihi’d-Dımaşk adlarıyla kaydedilmiştir. Esasında İbnü’l-Kalânisî, Hilâl b. el-Muhassin es-Sâbi’in  1056/57 yılında sona eren Tarih’ine zeyl olarak kaleme aldığı eserinin ilk bölümü, 971-1049 yılları arasında cereyan eden olayları kapsamaktadır; eserin Hilâl es-Sâbi’in eserine zeyl olan ikinci bölümü ise 1056/57 yılı olaylarının yıl esasına göre anlatımından başlayıp 1160 yılına kadar gelir. Bu eserden Azîmî, İbnü’l-Esîr, İbnü’l-Adîm, Ebû Şâme, İbn Asâkir, İbn Hallikan, Zehebi, Sıbt İbnü’l-Cevzî, İbn Şeddad ve Safedî gibi müellifler, eserlerine nakiller yapmışlardır. Eser, ilk olarak H. F. Amedroz tarafından (Beyrut 1908) Zeylü Tarihi Dımaşk adıyla, daha sonra da Süheyl Zekkâr tarafından Tarihu Dımaşk adıyla (Dımaşk 1983) yayınlanmıştır. Eser, Selçuklular ve Böriler dönemlerinde, Dımaşk, Suriye, I. Haçlı Seferi’nde Müslüman-Haçlı mücadeleleri için birinci elden bir kaynak niteliği taşımaktadır; esasında İbnü’l-Kalânisî, görevli bulunduğu Divanü’r-Resâil’e gelen belgelerden yararlanmış, hattâ bunların bir bölümünü de eserine kaydetmiştir.[1]

Eserindeki Büyük Selçuklu Devleti Sultanı Alp Arslan’la ilgili kayıtları, yıl esasına göre diğer, kaynak ve araştırmalarda yer alan aynı konudaki bilgilerle karşılaştırıp değerlendirmelerini yapalım.

H. 454 (1062/63)

Bu yılda eserde, Büyük Selçuklu Devleti Sultanı Tuğrul Bey’in öldüğü (4 Eylül 1063) ve yerine kardeşinin (Çağrı Bey) oğlu Alp Arslan’ın Büyük Selçuklu Devleti tahtına geçtiği, kaydedilmiştir.

Görüldüğü üzere Sultan Alp Arslan’ın tahta geçtikten sonra Halife el-Kaim Biemrillah, vezir Kündürî, Musa İnanç Bey, Kutalmış ilişkileri, Doğu Anadolu ve Gürcistan seferi, Kirman Selçuklu Meliki Kavurt Bey’in isyanı ve Bizans’la ilişkileri hakkında eserde hiçbir bilgi verilmemiştir[2].

 

H. 463 (1070 / 71)

Eserde, bu yıla ait Sultan Alp Arslan’la ilgili şu bilgiler verilmiştir:

Bu yılın 17 Cumadelâhir Salı günü (22 Mart 1071 Salı), Selçuk oğlu Davud (Çağrı Bey)’un oğlu Âdil Sultan Alp Arslan,  emîr Mahmud b. Sâlih’in yönetimindeki Haleb’e gelip kuşattı ve sonra da şehri ele geçirdi. Sultan, huzuruna gelen Mahmud’a aman verip lütuf ve ihsanlarda bulunduktan sonra onu, Haleb Emîrliği’ne atadı[3].

Sultanın Kuzey Suriye seferi hakkında verilen bu çok az kayıttan sonra eserde, Malazgirt Savaşı hakkında şu bilgiler yer almaktadır:

Sultan Alp Arslan, 23 Receb 463 (28 Ocak 1071)’de Bizans İmparatoruna karşı harekete geçmek üzere Anadolu’ya yöneldi[4]; bir süre sonra da onunla Malazgirt’te savaşa tutuşup onu yenilgiye uğrattı. Rivayet edildiğine göre, Bizans ordusu, kendilerine katılan öteki milletlerle birlikte yaklaşık 600 bin kişi idi, Selçuklu ordusu ise Türk ve öteki çeşitli milletlerin askerleriyle birlikte yaklaşık 400 bin kişiden oluşmakta idi. Bizans ordusundan o kadar çok asker öldü ki, iki ordunun karşılaştığı vadi cesetlerle dolmuştu. Bizans İmparatoru (Romanos Diogenes) tutsak alındı, onlara ait pek çok silâh, para, eşya, araç ve gereçler Selçukluların eline geçti. Sultan Alp Arslan ile tutsak Bizans İmparatoru arasında yapılan müzakereler sonunda İmparator, “İslâm ülkelerine saldırmaması, ellerindeki Selçuklu tutsaklarının serbest bırakılması”[5] şartlarıyla serbest bırakılıp ülkesine gönderildi. Fakat Bizans yönetiminin, kendilerinin hoşlanmadıkları bir takım hareketlerinden dolayı, onu tahttan indirip gözlerine mil çektikleri ve onun yerine başka birisini Bizans tahtına çıkardıkları, rivayet edilmiştir.

Eserde, Malazgirt Savaşı hakkında verilen yukarıdaki bilgiler, görüldüğü üzere çok az ve yetersizdir. Özellikle söz konusu savaştan önce, Bizans kuvvetleriyle yapılan öncü savaşı, Sultan Alp Arslan’ın savaştan önce Bizans İmparatoruna barış için gönderdiği elçi ve buna İmparatorun cevabı, bütün İslâm ülkeleri camilerinde Sultan Alp Arslan’ın zafer kazanması için Halife el-Kaim Biemrillah tarafından hazırlatılıp okutulan hutbe metni, savaştan önce Sultan Alp Arslan’ın, ordusundaki kumandan ve askerlerine hitabı ve onların buna cevabı, Sultan’ın tutsak imparatorla olan ilginç konuşma ve ilişkileri ve nihayet yapılan andlaşmayla Sultan’ın serbest bıraktığı İmparatorun sonu hakkında eserde ayrıntılı bilgi verilmemiştir.[6]

H. 465 (1072/73) Yılı

Bu yıla ait tek olay, eserde, Sultan Alp Arslan’ın ölümü hakkında olup şöyledir:

Sultan Tuğrul Bey’in kardeşi Davud (Çağrı)’un oğlu Âdil Sultan Alp Arslan, Ceyhun ırmağı kıyısında bir kalede sûfî kılığındaki bir Bâtınî[7]tarafından şehîd edildi.

Görüldüğü üzere İbnü’l-Kalânisî, eserinde Sultan Alp Arslan’ın ölümüyle ilgili olarak son derecede az ve çok yetersiz bilgi vermiştir. Bilindiği üzere Sultan Alp Arslan, Karahanlılara karşı Mâveraünnehr seferine çıktı. 200 bin kişilik büyük bir orduyla harekete geçip Ceyhun ırmağını teknelerden oluşturduğu bir köprüden geçtikten sonra Mâveraünnehr’e girip ilerlemeye başladı. Bu arada Berzem kalesi kumandanı Berzemli Yusuf, büyük Selçuklu ordusu karşısında başarılı olamayacağını anladı ve Sultan’ı öldürme planları yapmaya başladı. Bunun sonucu olarak Yusuf, Selçuklu kuvvetlerine teslim oldu; çok geçmeden Sultan’ın huzuruna getirilen Yusuf, çizmesinde sakladığı bıçağıyla Sultan’ı ağır bir şekilde yaraladı; bunun üzerine o, Sultan’ın yanında bulunanlar tarafından derhal öldürüldü. Öleceğini anlayan Sultan, vasiyetini yaptıktan sonra[8] aldığı yaraların ağırlığı nedeniyle dört gün sonra hayata gözlerini yummuştur (24 kasım 1072).[9]

Bu küçük araştırmamızda, İbnü’l-Kalânisî’nin Zeylü Tarihi Dımaşk adlı eserinde, Sultan Alp Arslan hakkında son derecede çok az ve yetersiz bilgiler verilmiştir. Böylece bu husus, bilim âlemine sunulmuş olmaktadır.

Hazırladığım bu küçük araştırmamı, bilimsel çalışmalarıyla gerçek bir bilim adamı olan Prof. Dr. Işın Demirkent’in anısına en içten duygularla armağan ediyorum.


* Prof. Dr., Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Emekli Öğretim Üyesi.

 

(Prof. Dr. Işın Demirkent Anısına, Dünya yayınları, Şubat 2008)
 

[1] İbnü’l-Kalânisî’nin hayatı ve eseri hakkında daha ayrıntılı bilgiler için bk. İA. (Türkiye Diyanet Vakfı) “İbnü’l-Kalânisî” mad. Ve buradaki geniş bibliyografya.

[2] Bütün bu konularda ayrıntılı bilgiler için bk. Ali Sevim, Sıbt İbnü’l-Cevzî’nin Mir’âtü’z-Zaman Fî Tarihi’l-Âyan Adlı eserindeki Selçuklularla İlgili Bilgiler, II. Sultan Alp Arslan Dönemi, Belgeler, Türk Tarih Belgeleri Dergisi, XIX/23, s. 1 vd. Ve bu sayfalardaki bibliyografya.

[3] Eserde, çok az bilgi verilen Sultan Alp Arslan’ın Kuzey Suriye seferi hakkında ayrıntılı bilgiler için bk. Ali Sevim, Suriye ve Filistin Selçukluları Tarihi (Ankara 2000, 3. Baskı, TTK. Yay.), s. 56-62.

[4] Eserde, Bizans İmparatoru Romanos Diogenes’in Doğu Anadolu’ya yönelişi ve buradaki askerî faaliyetleri hakkında bilgi verilmemiştir. Bu hususta ayrıntılı bilgi için bk. A. Sevim Anadolu’nun Fethi, Selçuklular Dönemi (Ankara, 2000), genişletilmiş 3.Baskı, TTK. Yay.), s. 78 vd.

[5] Bu anlaşma şartlarının daha ayrıntılı olanı için bk. A. Sevim-E. Merçil, Selçuklu Devletleri Tarihi, Siyaset, Teşkilât ve Kültür (Ankara 1995, TTK. Yay), s. 70.

[6] Bütün bu konularda ayrıntılı bilgiler için bk. A. Sevim, Anadolu’nun Fethi, s. 78-94. Ayrıca Malazgirt Savaşı ile ilgili İslâm kaynaklarında yer alan bilgiler için bk. F. Sümer-A. Sevim, İslâm Kaynaklarına Göre Malazgirt Savaşı (Metinler ve Çevirileri), Ankara 1971. TTK. Yay.

[7] İlgili hiçbir kaynakta Berzem kalesi kumandanı Y u s u f’un Bâtınî olduğu kaydedilmemiştir.

[8] Bu hususta bk. A. Sevim-E. Merçil, a.g.e., s. 74.

[9] Sultan Alp Arslan’ın Mâveraünnehr seferi ve ölümü hakkına daha ayrıntılı bilgiler için bk. A. Sevim, a.g. makale., Belgeler, XIX/23, s. 48-51; A. Sevim-E.Merçil, a.g.e., s. 73-75; O. Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti (Ankara 1965), s. 134-140; A. Sevim, İlginç Yönleriyle Sultan Alp Arslan, Prof. Dr. Ali Sevim, Makaleler, Yayına hazırlayanlar E. Semih Yalçın, Süleyman Özbek (Ankara 2005), s. 281-304.