|
|
SELÇUKLU EMîRİ HASBEG b. BELENGİRÎ * Murat ÖZTÜRK Sultan Sencer ile yeğeni Mahmud b. Muhammed Tapar arasındaki taht mücadelesinin neticesi olarak 2 Cemaziyelevvel 513/11 Ağustos 1119 tarihinde yapılan Sâve savaşından sonra Büyük Selçuklu Devleti’nin başına Sencer geçmiş; 511/1118’de Sultan Muhammed Tapar’ın yerine geçen Mahmud’a ise devletin batı taraflarını bırakmıştı. Bu suretle Selçuklu hanedanının yeni bir kolu Irak Selçuklu Devleti ortaya çıkmış oldu (511–590/1118–1194). Sultan Mahmud 525/1131 yılında ölünce hanedan mensupları arasında taht mücadeleleri başladı. Bu süreçte Selçuklu melikleri Mahmud’un oğlu Davud, Sultan Mahmud’un kardeşleri Mesud, Selçukşah ve Tuğrul iktidarı ele geçirmek için birbirleriyle mücadeleye girdiler. Irak Selçuklu Devleti içinde uzun zamandan beri var olan karışıklığa son vermek üzere Sultan Sencer’in geniş bir askeri müdahaleye girişmesiyle yeğeni Tuğrul tahta geçti; ancak sadece iki yıl hüküm sürdükten sonra 529/1134 yılında öldü ve Irak emirleri tarafından Mesud hükümdar olarak atandı. Sultan Mesud hükümdarlığı döneminde (529–547/1134–1152) pek çok emîrin etkisi altında kaldı; hatta etrafındaki emîrler ellerinde tuttukları güç sayesinde onun üzerinde baskı uygulamışlar ve kendilerini aynı sultanlığın ortağı gibi görerek devlet yönetiminde söz sahibi olmuşlardır. Sultan Mesud döneminde devlete hâkim ve özel bir nüfuza sahip emirlerden biri de Hasbeg b. Belengirî olmuştu. Hasbeg[1] bir Türkmen çocuğu idi.[i] Sultan Mesud ile Hasbeg’in ilk karşılaşmaları kaynaklarımızın kaydına göre şöyle vuku bulmuştur. Sultan Mesud’un kölelerinden bazıları Azerbaycan’da Serav ve Erdebil taraflarında kervandan geri kaldıkları bir sırada Hasbeg ile karşılaştılar. Atının üzerinde olan Hasbeg’e “Bu atı satar mısın?" diye sordular. Hasbeg onlara: “At babama aittir ve onun işlerine karışamam” dedi. Gulamlar birbirlerine bakarak: “100 bin dinar verip atı alalım yoksa zorla alırız” dediler. Onlar Hasbeg’in evine giden yolu kapatınca o arkasına baktı. Arkadaki yolun açık olduğunu görünce atını mahmuzladı; gulamlar her ne kadar onun peşinden atlarını mahmuzladılar ise de ona yetişemediler. Sonrasında Hasbeg bir tepenin yanında sultanın maiyetiyle karşılaştı ve kendisini tanımadığı Sultan Mesud’un önüne attı. Ona: “Ey emir! Sizin güruhtan bir insan gurubu bu atı benden satın almak istedi ama ben babamdan izinsiz onu satamayacağımı söyledim” dedi. Sultan Mesud ile emirler onun yüzüne, endamına ve ölçülü hareketlerine baktılar. Hepsi onun melekten başka bir şey olamayacağını içlerinden geçiriyordu. Bu durum karşısında sultan bir emirine Hasbeg’in atını kimin almak istediğini bulma emri verdiyse de o kimseyi bulamadı. Bu duruma rağmen Sultan Mesud, Hasbeg’in sözlerine inanmıştı. Daha sonra sultan silahtarlarından birine: “Gulamların hepsine iyice bakın, atının ter içinde kalan bütün gulamları yanıma çağırın” dedi. Silahtar gulamlar arasından atı ter içinde kalan gulamları getirdi. Sultan Mesud onlara Hasbeg’in anlattıklarını söyledi. Onlar da: “Biz onu korkutup cihan sultanı için atı satın almak istedik” deyince Sultan Mesud durdu; o sırada kendisine getirilen ne varsa Hasbeg’e verdi. Bu arada gulamlarından birine de Hasbeg’in babasını yanına getirmesi emrini verdi. Çocuğun babası huzuruna getirildiğinde Sultan Mesud atın ve çocuğun ona ait olup olmadığını sordu. Hasbeg’in babası: “Evet cihan sultanı bana aittir” cevabını verdi. Bunun üzerine Sultan Mesud ona: “Atı satar mısın?” dedi. O ise: “Hayır satmam, ama alan kişi cihan sultanı ise atı ve çocuğu da ona veririm. Sizin sultanlık döneminizde emniyet olarak iyiyiz ve Emir Çavlı’ya da teşekkür ederiz. Eğer bu akşam benim çiftliğime gelirseniz size bir ziyafet vermek isterim” dedi. Bu sözler üzerine Sultan Mesud adama mükâfat olarak hazineden 7 bin dinar vermişti.[2] Hasbeg b. Belengirî sultanın emri altına girdiği dönemden itibaren onun nezdinde büyük sevgi ve kıymete sahip olmuştur.[3] Sultan Mesud’un yanına alıp yetiştirdiği ve zaman içerisinde yükselen bu adamına diğer emirler tahammül edemiyor ve dönemin en güçlü emirlerinden Çavlı Candar’a şikâyetlerde bulunuyorlardı. Sonunda Hasbeg ile arasını bozup Çavlı Candar’ı onu yakalamaya ikna ettiler. Sultan kendisine karşı oluşan bir ittifak üzerine yardım istediği Çavlı Candar’ın Hasbeg hakkındaki düşüncelerinden haberdar olunca adamlarından birini Çavlı’ya gönderdi ve ona: “Ben seni bana yardımcı olman için yanıma çağırdım, sen ise hemen Hasbeg’e düşman kesildin. Senin aklına, dirayetine şaşırıyorum” dedi. Bu sözler üzerine Çavlı korkuya kapılıp sultana 10 bin dinar gönderdi ve Hacı Yakut Kadimî ile de bir haber gönderip özürlerini bildirdi. Sultan onun özrünü kabul edip Hasbeg’i maharetlerini görmesi için Çavlı’nın yanına gönderdi. Çavlı, Hasbeg’in ata binişini, kılıç çekişini görünce şaşırdı ve “Nerede ise küfre düşeceklerdi”[4] âyetini okudu ve onun gibisi gelmedi deyip Hasbeg’i övdü. Onu kendisine evlat edinen Çavlı sultana da atlar, silahlar ve çeşitli kıymetli hediyeler gönderdi.[5] Sultan Mesud döneminde devlet içerisinde büyük bir güce ulaşan diğer bir emir Abdurrahman b. Togayürek[ii], sultan ile müttefiki Emir Bozaba’nın[6] arasını istediği gibi düzelttikten sonra Gence ve Arran üzerine sefer yapmak için hazırlıklara başladı. Bununla birlikte o yanında Atabeg İldeniz, Bahaeddin Kayser ile Hasbeg b. Belengirî gibi emirlerin de olmasını istiyordu. Onların sultanın yanında kalması Abdurrahman b. Togayürek’i rahatsız ettiğinden bu talebini sultana iletti.[7] Togayürek’in bu isteği muhtemelen emirler arasında var olan kıyasıya mücadeleden ve diğer emirlerin sultana yakın olmaması isteğinden kaynaklanmış olmalıdır. Sultanın üzerinde kurduğu hâkimiyetin devam edebilmesi diğer emirlerin sultana yaklaşmaması ile mümkün olabilirdi. Nitekim büyük emirinin talebini kabul eden Sultan Mesud, Abdurrahman b. Togayürek’in kendi üzerindeki tahakkümünden kurtulmak için Hasbeg b. Belengirî’den uygun bir zamanda onu ortadan kaldırmasını istemiş ve Hasbeg Emir Zengi Candar[8] ile birlikte Gürcüler üzerine sefere hazırlanan Togayürek’i öldürmüştü.[9] Abdurrahman b. Togayürek’in öldürülmesinden sonra Sultan Mesud’un oğlu Melikşah’ın atabegliğine Hasbeg b. Belengirî tayin edildi (541/1147).[10] Bu sırada Hasbeg’in bu göreve tayin edilmesi onun en büyük emir olduğunu göstermektedir; çünkü sultanın oğlunun atabegliğine Hasbeg öncesinde iki büyük emir Çavlı Candar ve Abdurrahman b. Togayürek tayin edilmişti. Bu olayın ardından Sultan Mesud kendisine karşı isyan hazırlığında olan Abdurrahman b. Togayürek’in yakın arkadaşı Rey valisi Abbas’ı yanına çağırdı; kafasını vücudundan ayırıp Dicle kıyısına attırdı (14 Zilkade 541/17 Nisan 1147).[11] Dönemin güçlü emirlerinden Emir Bozaba en yakın arkadaşlarının öldürülmesi üzerine hızla asker toplamaya başladı ve yanında Sultan Mahmûd’un iki oğlu Melikşah ve Muhammed ile harekete geçti. Birliklerini üçe böldü. Kendisi Isfahan’a giderken, bir orduyu Hemedan’a, diğer bir orduyu ise Bağdad’ın kasabalarından biri olan Lihf yöresindeki Mâhkî kalesine gönderdi fakat buraya gönderdiği kuvvet oranın emiri Alpkuş Günhar tarafından bozguna uğratıldı. Sultan Mesud ise her ne kadar Emir Bozaba ile barışmak için elçi gönderdi ise de, o bu öneriyi kabul etmedi.[12] Bu durum üzerine Sultan Mesud çevresinde güvendiği İldeniz, Şirzad, Atabeg Arslanapa ve o sırada Merâga kuşatması ile meşgul olan Hasbeg b. Belengirî’yi yardımına çağırdı. Atabeg Bozaba’nın Isfahan’dan emirlerden bazılarının kendisine katılacağını ümit ederek ağır hareket etmesi, Hasbeg’in Sultan Mesud ile birleşmesini sağlamıştı.[13] Taraflar Hemedan yakınlarındaki Karategin çayırında karşılaştılar. Emir Bozaba’nın 5 bin kişilik atlı kuvvetleri sultanın sağ ve sol cenahını bozguna uğrattı ise de Sultan Mesud merkezde direnerek karşı saldırıyla Emir Bozaba’nın birliklerini dağıtmaya çalışıyordu. Sultana karşı cesur bir şekilde mücadele eden Bozaba atının tökezlemesi veya bir ok isabeti ile ölmesi üzerine esir düştü ve ordusu dağıldı. Sultanın huzuruna getirilen Bozaba özellikle Hasbeg b. Belengirî’nin ısrarı üzerine öldürüldü (542/1147–1148).[14] Kaçan her iki Selçuklu şehzadesi de Fars bölgesine gitmişlerdi.[15] İbnü’l-Esîr[16] bu savaşı Arap olmayanlar (Acem) arasında vuku bulan en büyük savaş olarak tanımlar. Bundârî[17] ise bu hadiseden sonra Sultan Mesud’un Hasbeg’i büyük emirlerin üzerine emir yaptığını kaydeder. Aynı müellif Atabeg Bozaba’nın katlinden sonra daha da rahatlayan Hasbeg’in geçmişteki düşmanlığı nedeniyle diğer bir emir Hâcib Tatar’ı yakalatıp Sercihan kalesine hapsettirdiğini ve sonrasında orada boğdurduğunu da zikreder (543/1148–1149).[18] Yaşanan hadiselerden de görülmektedir ki Hasbeg b. Belengirî elde ettiği güç sayesinde Sultan Mesud dönemindeki pek çok güçlü emirin öldürülmesinde rol oynamış ve sultanın alacağı kararlarda daha da etkin bir konuma gelmiştir. Nitekim katledilen büyük emirlerin sonrasında sultanın yanında en büyük emir olarak kendisi kalmıştır. Tabii olarak Hasbeg'in sultan nezdinde bu kadar yükselmesi öteki emirler arasında memnuniyetsizlik yaratmış kendilerinin de aynı akıbete uğrayacaklarından korkan veya onu çekemeyen bazı emirler Rebiulevvel 543/Temmuz-Ağustos 1148 yılında Melik Muhammed b. Mahmud etrafında Bağdat bölgesinde güçlerini bir araya getirmeye çalışmışlardı.[19] Irak’ta meydana gelen iç karışıklıklar, Bozaba ile yapılan büyük savaş ve Hasbeg b. Belengirî’nin iyice devlete hâkim bir konuma gelmesi tabii olarak Büyük Selçuklu sultanı Sencer’in hoşuna gitmemiş olsa gerektir. Nitekim Sultan Sencer gönderdiği bir elçi vasıtası ile Sultan Mesud’u Hasbeg’in önemli mevkilere getirmesini kınadı ve onun devlet yönetiminden uzaklaştırmasını emretti; ancak onun bu talebine yeğeninden net yanıt gelmeyince Sultan Sencer Rey üzerine yürüdü. Sultan Mesud onun Rey’e vardığını duyunca hemen yanına gidip amcasının rızasını talep edip içinde beslediği duygulardan vazgeçmesini istedi. Sultan Sencer de ondan razı oldu.[20] Bu görüşme hakkında diğer bir rivayet ise şöyledir: Şaban 543/1148–1149 yılı sonlarında Hasbeg, Sultan Mesud’a Bağdad’a gitmesini ve amcası Sultan Sencer ile görüşmemesini söylüyordu. Çünkü büyük sultan’ın Hasbeg için geldiği ona Irak ve Arran’ı vermesi nedeniyle Sultan Mesud’u azarladığı söyleniyordu. Sultan Mesud ise ona: “Sen benim yetiştirmemsin, benim yetiştirmem olduğun için sen Sultan Sencer’in de yetiştirmesisin. Sen avamın bu boş sözlerine kulak verme” demişti. Sultan Mesud’un birkaç adamıyla amcasının huzuruna çıkması kararlaştırılırken, Hasbeg ve diğer emirlerin Esedabad’da[21] kalmasına karar verildi. Sultan Mesud amcasının yanına Rey’e gitti ve kulluğunu gösterdi. Sultana pek çok hediyeler yollayan Emir Hasbeg görüşmelerin akabinde büyük sultanın yanına çağrılıp huzurunda uzmanlıklarını sergileyince Sultan Sencer onun daha fazla teveccühe lâyık olduğunu söylemiştir.[22] Bu olayın sonrasında Hasbeg b. Belengirî’nin ismine Merâga emiri Arslanapa[23] ile olan mücadelesinde rastlıyoruz. İkisi arasındaki geçimsizliği ortadan kaldırmak amacı ile diğer emirlerin devreye girmesi üzerine Hasbeg ve Arslanapa Revandız[24] kalesi civarında görüşerek var olan sorunları halletmişlerdi (545/1150–1151).[25] Sultan Mesud’un 1 Receb 547/2 Ekim 1152 tarihinde[26] ölümünden sonra sağlığında veliaht olarak tayin ettiği yeğeni Melikşah, Emir Hasbeg ve ona uyan emirler tarafından Irak Selçuklu Devleti’nin tahtına çıkarıldı ve adına hutbe okutuldu.[27] Melikşah’ın tahta oturması ile birlikte memleket dâhilinde karışıklıklar ortaya çıktı. Abbasi halifesi el-Muktefî Liemrillâh, uzun zamandır beklediği fırsatı bulduğunu düşünerek Irak-ı Arab’daki Selçuklu varlığına son vermek için veziri İbn Hübeyre[28] ile birlikte askeri faaliyetlere başladı. Bağdad’daki Selçuklu şahnesini ve askerlerini kovduktan sonra Hille, Kûfe, Vâsıt ve Tikrît’i ele geçirdi. Her ne kadar Sultan Melikşah bu gelişmelere müdahale etmek istedi ise de, bölgeye gönderdiği askeri birlikler başarılı olamadılar. Nitekim halife otorite boşluğundan yararlanıp pek çok ganimet elde etmiş şekilde 19 Zilkade 547/15 Şubat 1153 tarihinde Bağdad’a döndü.[29] Durumun ciddiyetini gören Selçuklu devlet adamları ve emirleri Hasbeg’in başkanlığında toplanarak Melikşah’ın tahttan indirilip yerine Melik Muhammed’in geçirilmesine karar verdiler. Bundârî’nin kaydı durumu net bir şekilde aktarmaktadır. Onun ifadesine[30] göre Emir Hasbeg, Melikşah adına devleti yönetirken Sultan Melikşah arkadaşları ile beraber içki sohbetlerinde bulunup devlet idaresi ve sorunları ile hiç ilgilenmiyordu. Sultanın kendisini düzeltmeyeceğini anlayan Emir Hasbeg öteki emirler ile görüşerek onlara: “Melikşah hükümdarlığa uygun değildir; gafil ve gururludur; içki içmekle meşgul olduğundan devlet işine bakmaya vakti yoktur. O daha yüksekte olmak yerine daha alçakta olmayı kabullenmiştir. Melikşah yerine kardeşi Muhammed’i çağırıp onu tahta çıkarmayı uygun buluyorum” dedi. Emirlerin onun bu isteğini desteklemelerinin nedeni ise Sultan Melikşah’ın yerine gelecek hükümdarın devlet yönetiminde böylesine büyük bir güce sahip olan kişinin cezalandıracağı ve nüfuzunu kıracağı yolundaki beklentileri idi. Bu nedenle Hasbeg’e: “Bu işi çabuk tut; Sultan Melikşah düşündüklerini öğrenip bu işi engellemesin” dediler. Bunun üzerine 4 ay tahtta kalan[31] Sultan Melikşah, büyük emirlerden Hasan Candar’ın ziyafetinde Emir Hasbeg tarafından tutuklanıp Hemedan’da bir kaleye hapsedildi. Kaynakların ifadelerine göre, Hasbeg’in asıl amacı Muhammed b. Mahmud Hemedan’a geldiği zaman onu ele geçirerek saltanatın tek hâkimi olarak tahta geçmekti.[32] Sultan Mesud’un ölümünden sonra kendisinin geride bıraktığı oğlu yoktu. Hasbeg doğal olarak bu fırsatı değerlendirmek isteyecekti. Yıllarca devlete hizmet eden sultanın sevgili hizmetkârının adeta bir hükümdar edası ile yönetimde söz sahibi olması ve böyle bir fikri benimsemesi kendisini Sultan Mesud’un yeğenlerinden bu konuma daha fazla layık olduğunu düşünmesinden kaynaklansa gerektir. Melikşah’ın hapsedilmesi sonrasında Emir Hasbeg’in yeni sultanı tahta geçirme emeli devam ediyordu. Bu amaçla o Cemaleddin Kafşut b. Kaymaz, kendilerine geldiğinde dokunmaması hususunda yemin almak için Muşeyyededdin b. Şah Melik ve onun yanında veziri Kemal Ebû Şuca ez-Zencâni’yi elçi olarak Muhammed b. Mahmud’u çağırmak maksadıyla Huzistana gönderdi.[33] Özel bir görevle Huzistan’a giden elçiler burada sevmedikleri büyük emir Hasbeg’e karşı komplo hazırlığına giriştiler. Gelenler Muhammed’e Hemedan’a varır varmaz Hasbeg’in kendisini kardeşi Melikşah gibi tutuklayacağını ve Hasbeg’in halife ile çoktan anlaştığı için kendisini sultan ilân edeceğini bildirdiler.[34] Aslında Sultan Mesud’un ölümünden sonra Bağdat halifeliği ile olan münasebetler iyi olmadığı için halife ile Hasbeg arasında böyle bir ittifakın gerçekleşmesi pek olası görünmemektedir. Hemedan’daki durumdan tam olarak haberi olmayan Muhammed b. Mahmud’un kendisine gelen ve artık Hasbeg’e itaat etmek istemeyen emirlerin sözlerine inanmak istemesinden kaynaklanan bir durum söz konusudur. Nitekim o da Emir Hasbeg’in ne kadar büyük bir gücü elinde tuttuğunu bildiğinden ve kendi saltanatını kurma isteğinden söylenilenlerin doğruluğunu araştırma gereği duymamıştır. Sultan Muhammed kendisine Hasbeg tarafından gönderilen elçiler ile Hemedan’a ulaştığında nasıl bir yol izleyeceği hususunda fikir teatisinde bulundu. Hasbeg’in öldürülmesi gerektiği görüşünü savunan elçiler ayrıca Muhammed’e: “Millet nazarında makbul olmak istersen bundan başka fikri kabul etme” dediler. Sonrasında Hasbeg’in yanına dönen elçiler ona: “Muhammed’e yemin ettirdiklerini” bildirdiler.[35] Sultan Muhammed dikkat çekmemek amacıyla fazla bir hazırlık yapmadan az sayıda asker ile Muharrem 548/Mart-Nisan 1153 tarihinde Hemedan’a geldiğinde Hasbeg, Rey yöneticisi İnanç, Mesudî adıyla bilinen Mesud taraftarları Muhammed b. Mahmud’u karşıladı ve Karategin çayırında eğlendiler.[36] Ertesi gün Sultan Mesud’un yaptırdığı Mesudî köşkünde umumi bir kabul resmi düzenlendi. Burada Muhammed b. Mahmud Irak Selçuklu Devleti’nin tahtına oturduktan sonra (17 Muharrem 548/14 Nisan 1153)[37] kendisine emirler tarafından takdim edilen çeşitli hediyeleri kabul etti. Hasbeg de çok çeşitli silâhlar, yiyecekler, atlardan oluşan hediyelerini sultana sundu.[38] Hediye takdimi işi bittikten ve misafirlerin gitmesinden sonra Hasbeg sultanın huzurunda kaldı. Zengi Candar ve Şumle[39] de onunla beraberdi. Cemaleddin Kafşut da onların yanındaydı. Hasbeg, yeni sultana hükümdarlığın nasıl olması gerektiğine dair bazı öğütler vermeye çalışıyordu. Arkasından Cemaleddin Kafşut aynı Azrail gibi geldi ve yakasından tutarak: “Kalk! Nasihat ve vaaz zamanı değil!” dedi. Bu esnada ona Sârim Muhammed b.Yunus yardım etti. Şumle ise olaydan önce Hasbeg’in elbisesini tutmuş ve ona gel demek istemişti fakat Hasbeg onun ne demek istediğini anlamadı. Şumle müsaade isteyerek köşkten çıktı. Üzerinde nişan bulunan bir yüzüğü Hasbeg’in rikabdarına götürüp: “Emir, Sultan için bir şey istiyor, hayvanı ver de şehre gideyim” deyip onun atına binip Huzistana doğru yola koyuldu. Ömrünün sonuna kadar hiçbir sultanın emri altında çalışmadı. Zengi Candar ise durumu hissettiği zaman elini kılıcının kabzasına attı fakat çok geç kalmıştı; onu da yakaladılar. Hasbeg’in sayılamayacak kadar büyük ordusu her ne kadar karışıklığı hissedip köşke hücum etti ise de Emir Hasbeg ve Zengi Candar’ın kesik başlarının damdan aşağı atılması ile korkup dağıldı.[40] İbnü’l-Ezrak’ın kaydına[41] göre, Sultan Muhammed Hasbeg b. Belengirî’yi öldürerek bağımsız bir sultan olarak ülkeyi yönetmeye başlamıştır. Çalkantılı kariyer döneminde Hasbeg arkasında hesaba sığmayacak derecede mal bırakmıştı[42]. Sultanın ordusu Hasbeg’in hazinesini, evini ve ahırlarını yağmaladı.[43] Hasbeg’in geride bıraktığı bazı eşyalar şunlardır: 70 bin atlas elbise[44], ülkenin her şehrinde bulunan ve kendi gulamlarının kullandığı atlar dışında ahırında 1400 tane seçilmiş safkan at[45], şaraphanesinde devamlı kullanılan altın ve gümüş eşyadan başka, şarap saklamak için ayrılmış 7 gümüş küp.[46] Bunların haricinde toprağa gömülü olduğu için bulunamayan mal varlığının miktarı bilinmiyordu.[47] Görünürdeki bütün bu göz alıcı eşyalar, mallar ve paralar Emir Hasbeg’in hazinesinden Sultan Muhammed’in hazinesine geçti.[48] Luther[49] ise planlarını başarılı bir şekilde tamamlayan emirlerin Hasbeg’in Sultan Mesud'un gözüne girmekle biriktirdiği zenginliği kıskanarak harekete geçtiklerini; durum böyle iken onların, bütün elde ettiklerini dokunmadan tahta geçirdikleri yeni sultan Muhammed b. Mahmud’a teslim edip etmediklerinin kuşkulu olduğunu kaydeder. Bundârî[50], sahip olduğu servete rağmen katledildiği gün Hasbeg için kefen arandığını fakat bulunamadığını, bu sebeple mezara konulamayan büyük emirin sonrasında Allah rızası için bir kişi tarafından yıkanıp defnedildiğini belirtir. İbnü’l-Esîr[51], Hasbeg’i akıllı, tedbirli ve çok zeki bir şahsiyet olarak nitelerken düşündüklerini icra etmek hususunda irade sahibi bir karakter olarak tanımlamaktadır. Reşîdü’d-Dîn[52], Hasbeg b. Belengirî’yi şu dizelerde tanımlamaktadır: Dizgini hafif, gürzü ağır, çelik gövdeli Endamlı, aslanları bile yere çalan, kolu güçlü Saygın, eli kısa, uzun kılıçlı Senin gibi usta bir binici anasından doğmamıştır. Sadreddin Hüseynî[53], Sultan Mesud zamanında memleket ve ordusu üzerinde hâkim olan Emir Hasbeg’in zorbalık ve isyan ile değil muhabbet ve şefkat ile devleti idare ettiğini kaydederken; bazı kaynaklar onu sultanı meşgul eden birçok olayın müsebbibi olarak zikrederler.[54] Sultan Mesud döneminde dikkat çeken durumlardan biri de sultanın vezirlik görevine tayinlerde bile bu göreve talip adayın emirler ile münasebetlerini göz önünde bulunduruyor olması idi. Nitekim Sultan Mesud, Şemseddin b. Neceb el-Asamn Dergüzinî’nin tayinini yaparken onun Hasbeg ile olan münasebetlerini göz önünde bulundurmuştu.[55] Bu durum Irak Selçuklu Devleti’nde vezirlik gibi büyük bir makamına tayin edilecek kimsenin belirlenmesinde de Hasbeg’in etkin olduğunu ve Sultan Mesud döneminde bu göreve tayin edilen vezirlerin sultandan ziyade emirlere hizmet ettiğini göstermektedir. Hasbeg b. Belengirî, Sultan Mesud’un hizmetine girdiği andan itibaren Irak Selçuklu Devleti içerisinde büyük bir itibar kazanmış ve bu husus diğer emirler arasında kıskançlık ve endişeye neden olmuştu. Yüksek askerî kabiliyete sahip olan ve Sultan Mesud’a karşı ortaya çıkan muhalefet hareketlerinde önemli görevler üstlenen Hasbeg b. Belengirî özellikle Sultan Mesud yönetiminin son yıllarında sultanın gözdesi olmuş; ölümünden sonra ise en büyük kuvvet ve yetkiyi elinde bulunduran emir olarak hükümdarların üstünde bir konuma sahip olmuştur. * İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi. (Prof. Dr. Işın Demirkent Anısına, Dünya yayınları, Şubat 2008) KAYNAKÇA 1 İbnü’l-Esîr (el-Kâmil fi’t-Târih, Türkçe Çev. Abdülkerim Özaydın, İslâm Tarihi İbnü’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-Târih Tercümesi, C. XI, İstanbul, Bahar Yay., 1987, s. 108) Hasbeg b. Belengerî adıyla tanınan bu emirin asıl adının Beg Arslan olduğunu kaydeder; Krş. Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri-Boy Teşkilâtı-Destanları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul 1992, s. 115; aynı mlf, “Mesûd”, İslâm Ansiklopedisi, VIII, 140; aynı mlf. (“Kh_ss Beg”, Encyclopaedia of Islam, Second Edition, IV, 1097) Hasbeg isminin Sultan Mesud’un Beg Arslan’ı (Arslan Beg) çok sevmesinden ötürü kendisine verildiğini belirtir; Bundârî, el-Feth b. Ali b. Muhammed (Zübdetü’n Nusra ve Nuhbetü’l-‘Usra, Türkçe Çev. Kıvameddin Burslan, Irak ve Horasan Selçukluları Tarihi, Ankara, TTK Yay., 19992, s. 176) ise onun isminin ilk geçtiği yerde ismini Bek Arslan Hasbeg b. Belengirî olarak zikreder. 2 İbnü’l-Cevzî, el-Muntazam fî târîhi’l-mülûk ve’l-ümem, Yay. Muhammed b. Atâ-Mustafa A. Atâ, C. XVIII, Beyrut, 1992-1995, s. 91; İbnü’l-Esîr, a. g. e., C. XI, s. 144; İbnü’l-Esîr, et-Târihu’l-bâhir fi’d-devleti’l-Atabekiyye (Târîhu’d-devleti’l-Atâbekiyye fi’l Mevsıl), Yay. Abdülkadir Ahmed Tuleymât, Bağdad-Kahire, 1963, s. 105; Ebu’l Fida, Kitâbu’l-Muhtasar fî ahbâri’l-beşer, Yay. Mahmud Deyyub, C. II, Beyrut, 1997, s. 93; Ebû Şâme el-Makdisî, Kitâbü’r-Ravzateyn fî ahbâri’d-devleteyn en-Nurîyye ve’s-Salâhiyye, Yay. İbrahim ez-Zeybek, C. I, Beyrut, 1997, s. 287; Krş. Carla L. Klausner, The Seljuq Vezirate, A Study of Civil Administration (1055-1194), Cambridge, 1973, s. 88; Sümer, “Kh_ss Beg”, EI2, IV, 1097; Reşîdü’d-Dîn Fazlullah b. Ebu’l-Hayr İmadeddin el-Hemedânî (Câmi’u’t–tevârîh, Yay. Ahmed Ateş, C. II, Cüz V, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 19992, s. 121/İng. Çev. Kenneth Allin Luther, The History of the Seljuq Turks from the Jami al-tawarikh: an Ilkhanid adaptation of the Saljuq-nama of Zahir al-Din Nishapuri, Curzon, 2001, s. 110) ise bu bilginin yanında Hasbeg’in Azerbaycan’a gelmiş olan Oğuz beylerinden birisinin oğlu olduğunu ifade etmektedir; Krş. Ann Katherine Swynford Lambton, Continuity and Change in Medieval Persia, Aspect of Administrative, Economic and Social History 11th-14th Century, London, 1988, s. 241; Sümer, a. g. e., s. 115; Hüseyin Kayhan, Irak Selçukluları, Konya, Çizgi Kitabevi, 2001, s. 166, dipnot: 89; Sümer, “Mesûd”, İA, VIII, 140. 3 Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 121-123/İng. Çev. s. 110–111; Krş. Lambton, a. g. e., s. 241; Ebü’r-Reca Necmeddin Kumi (Târîhü’l-Vüzera, Yay. Muhammed Takî Dâniş Pejuh, Tahran, 1985, s. 118) ise sadece Sultan Mesud’un Belengirî’nin oğlunun şansını açtığını kaydeder. 4 Bundârî, a. g. e., s. 176. 5 68/51 6 Râvendî, Râhat-üs-Sudûr ve Âyet-üs-Sürûr, Türkçe Çev. Ahmed Ateş, Râhat-üs-Sudûr ve Âyet-üs-Sürûr (Gönüllerin Rahatı ve Sevinç Alâmeti), C. I, Ankara, TTK Yay., 19992, s. 224-225; Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 120-121/İng. Çev. s. 109-110; Lambton (a. g. e., s. 241) ise sadece Çavlı’nın onu oğlu olarak kabul ettiğini belirtir; Bundârî (a. g. e., s. 182), Sadre’d-Din Ebu’l-Hasan Ali b. Nâsır Hüseynî (Ahbâru’d-Devleti’s-Selçukiyye, Türkçe Çev. Necati Lugal, Ahbâru’d-Devleti’s-Selçukiyye, Ankara, TTK Yay., 19992, s. 80) ve Ahmed b. Mahmûd (Selçuk-Nâme, Yay. Erdoğan Merçil, C. II, İstanbul, 1977, s. 67–68) bu ifadenin tersine Çavlı Candar’ı kıskanan Hasbeg ve Abdurrahman b. Togayürek’in onu ortadan kaldırmak için plân yaptığını zikrederler. 7 Sultan Mesud dönemi emirlerinden Abdurrahman b. Togayürek hakkında bkz. M. Th. Houstma, “Abdurrahman”, İA, I, 52–53; Faruk Sümer, “Abdurrahman b. Togayürek”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, I, 176. 8 Sultan Mesud dönemi emirlerinden Bozaba hakkında bkz. Claude Cahen, “B_z-Abeh”, EI2, I, 1358. 9 Râvendî, a. g. e., C. I, s. 228; Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 128/İng. Çev. s. 114; Muhammed b. Muhammed b. Abdullah el-Nidham el-Hüseynî el-Yezdî, el-‘Urâda fî’l-Hikâyeti’s-Selçukiyye, Arapça Çev. Hüseyin Emîn ve Abdünnaim Muhammed Hasaneyn, Bağdad, 1979, s. 124; Krş. Abbas Perviz, Tarih-i Selacıka ve Haverezmşâhân, Tahran, 1351 hş, s. 148. 10 Sümer (a. g. e., s. 115) Zengi Candar’ın Hasbeg b. Belengirî gibi Türkmen olduğunu belirtir. 11 İbnü’l-Esîr, a. g. e., C. XI, s. 108; Bundârî, a. g. e., s. 196; Sadreddin Hüseynî, a. g. e., s. 82; Kumî, a. g. e., s. 145; Krş. Erdoğan Merçil, Fars Atabegleri Salgurlular, Ankara, TTK Yay., 19902, s. 24; Sümer, a. g. e., s. 115; Ali Sevim-Erdoğan Merçil, Selçuklu Devletleri Tarihi Siyaset, Teşkilât ve Kültür, Ankara, TTK Yay., 1995, s. 259; Kayhan, a. g. e., s. 175; Sümer, “Kh_ss Beg”, EI2, IV, 1097; aynı mlf., “Mesûd”, İA, VIII, 139; Râvendî (a. g. e., C. I, s. 228), (Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 128/İng. Çev. s. 114) ve el-Yezdî (a. g. e., s. 124-125) ise Abdurrahman b. Togayürek ile sefere çıkan bütün emirlerin aynı fikirde, fedekâr kullar olduğunu belirtmiş Abdurrahman ve Bozaba’nın fikirlerinden haberdar olan bu emirlerin sultan’a: “Fırsat bulur bulmaz hükümdarın düşmanını yeryüzünde bırakmayacaklarını” ilettiğini zikrederler; Krş. Abbas Zeryab (“Aksungur el-Ahmedîlî”, Dâiretü’l Maârif-î Büzürg-i İslâmî, I, 494) Hasbeg’in Gence’de Abdurrahman b. Togayürek’i öldürdükten sonra Erdebil’e sonrasında Sultan Mesud ve kendisine itaat etmeyen Arslanaba’nın bulunduğu Meraga’yı kuşattığını ifade eder; Perviz (a. g. e., s. 148) ise sadece Togayürek’in 541/1147 yılında katledildiğini kaydeder. 12 Râvendî, a. g. e., C. I, s. 226-228; Krş. Perviz, a. g. e., s. 148; Clifford Edmund Bosworth, “The Political and Dynastic History of The Iranian World (A. D. 1217)”, The Cambridge History of Iran, London, 1968, V, 132) ise Hasbeg’in Togayürek’in katlinden sonra Muhammed’in atabegi olarak tayin edildiğini zikreder. 13 İbnü’l-Cevzî, a. g. e., C.XVIII, s. 49; İbnü’l-Esîr, a. g. e., C. XI, s. 108-109; Bundârî, a. g. e., s. 196; Ravendî, a. g. e., C. I, s. 229; Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 128-129/İng. Çev. s. 115; el-Yezdî, a. g. e., s. 125; Krş. Merçil, a. g. e., s. 24-25; Kayhan, a. g. e., s. 175. 14 İbnü’l-Esîr, a. g. e., C. XI, s. 111; Krş. Merçil, a. g. e., s. 25; Kayhan, a. g. e., s. 176; Bosworth, “The Political….”, The Cambridge History of Iran, V, 132; Sümer, “Mesûd”, İA, VIII, 139; Râvendî (a. g. e., C. I, s. 232) ve Reşîde’d-Dîn (a. g. e., C. II, Cüz V, s. 130/İng. Çev. s. 116) Isfahan’a giden Bozaba’nın Melik Muhammed’i tahta oturtup adına günde 5 növbet çalındığını kaydederken; Kumî (a. g. e., s. 151) ise sadece Isfahanda Melik Muhammed’in tahta oturtulduğunu ve adına hutbe okunduğunu belirtir; Bundârî (a. g. e., s. 199), Saadreddin Hüseynî (a. g. e., s. 83) ve Ahmed b. Mahmud (a. g. e., C. II, s. 72) Bozaba’nın Isfahanda iki meliği de tahta oturttuğunu zikrederler; Krş. Kayhan, a. g. e., s. 176. 15 Bundârî, a. g. e., s. 199; Râvendî, a. g. e., C. I, s. 232; Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 130/İng. Çev. s. 116; Krş. Merçil, a. g. e., s. 25; Bosworth, “The Political….”, The Cambridge History of Iran, V, 133; Sümer, “Mesûd”, İA, VIII, 139. 16 İbnü’l-Kalânisi, Zeylü Târîhi Dimaşk, Yay. H. F. Amedroz, Beyrut, 1908, s. 295-296; İbnü’l-Cevzî, a. g. e., C. XVIII, s. 46; İbnü’l-Esîr, a. g. e., C. XI, s. 111; Bundârî, a. g. e., s. 200; Sadreddin Hüseynî, a. g. e., s. 83; Ahmed b. Mahmûd, a. g. e., C. II, s. 72-73; Krş. Merçil, a. g. e., s. 25-26; Kayhan, a. g. e., s. 176; Râvendî (a. g. e., C. I, s. 232) ve Reşidü’d-Dîn (a. g. e., C. II, Cüz V, s. 131/İng. Çev. s. 116) bu olay hakkında şunları zikretmektedirler: “Karşılıklı savaştılar, çok fazla çabaladılar ve en sonunda sultanın yolu açıldı. Bozaba’yı savaş ortaşında atsız buldular. Siyahî Rüstem adlı Hasan Candar’ın adamı onu tanıdı. Bozaba bu şahsa: “Bana bir at verirsen sana Fars eyaletinden bir köy vereyim. Beni bu ortamdan çıkar, götür.” dedi. Bu şahıs gitti Hasan Candar’a haber verdi. O ise derhal Bozaba’yı esir etmiş ve onu sultana götürmüştü. Sultan ona dedi ki: “Sana haber gönderdim bana muhalefeti bırak dedim, senin ahiddaşlarına ne yaptığımı gördün.” dedi ve kendi kılıcını Hasbeg’e verdi. O da Bozaba’nın kafasını ikiye bölüp Bağdad’a gönderdi; Krş. Perviz, a. g. e., s. 148; Sümer, “Mesûd”, İA, VIII, 139; Clifford Edmund Bosworth (“Mas‘_d b. Muhammad b. Malik-Shah”, EI2, VI, 782) ve Sümer (“Kh_ss Beg”, EI2, IV, 1097) sadece Fars yöneticisi Bozaba’nın 542/1147-1148’de öldürüldüğünü kaydederler. 17 İbnü’l-Esîr, a. g. e, C. XI, s. 111; Bundârî, a. g. e., s. 200; Sadreddin Hüseynî, a. g. e., s. 83; Ahmed b. Mahmud, a. g. e., C. II, s. 73; Râvendî, a. g. e., C. I, s. 233; Reşîdü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 130-131/İng. Çev. s. 116–117; Kerîmüddin Mahmud Aksarâyî, Müsâmeretü’l-Ahbâr ve Müsâyeretü’l-Âhyâr, Türkçe Çev. Mürsel Öztürk, Müsâmeretü’l-Ahbâr, Ankara, TTK Yay., 2000, s. 19; Krş. Perviz, a. g. e., s. 148; Merçil, Fars Atabegleri…., s. 26; Sümer, “Mesûd”, İA, VIII, 139. 18 a. g. e., C. XI, s. 111. 19 a. g. e., s. 201; Krş. Klausner (a. g. e., s. 94) Sultan Mesud’un bu emirlerden kurtulması ile Hasbeg’in tek güç haline geldiğini zikreder; İbrahim Kafesoğlu (“Selçuklular”, İA, X, 376) bu savaş sonrasında Sultan Mesud’un devletin idaresini Hasbege’e verdiğini belirtir; Sümer (“Mesûd”, İA, VIII, 140) ise 3 büyük emirinin tahakkümünden kurtulduktan sonra devletin idaresini Hasbeg’in aldığını kaydeder. 20 Bundârî, a. g. e., s. 202; Krş. İbnü’l-Cevzî, a. g. e., C. XVIII, s. 64; Sadreddin Hüseynî, a. g. e., s. 83-84; Ahmed b. Mahmud, a. g. e., C. II, s. 72; Kumî (a. g. e., s. 152) ise bu bilgi yanında Abdurrahman, Abbas, Bozaba ve Tatar gibi büyük emirlerin aynı sene içerisinde katledildiğini kaydeder. 21 Sultan Mesud ile bazı emirler arasında çıkan anlaşmazlık, emirlerin Bağdad’a gitmeleri ve Irak’ta meydana gelen hadiseler hakkında tafsilatlı bilgi için bkz. İbnü’l-Kalânisi, a. g. e., s. 301-302; İbnü’l-Cevzî, a. g. e., C. XVIII, s. 64-66; Bundârî, a. g. e., s. 202-203; İbnü’l-Esîr, (a. g. e., C. XI, s. 122-123) ise Hâcib Tatar’ın Hasbeg tarafından öldürüldüğünü kaydeden İbnü’l-Cevzî ve Bundârî’nin aksine Bağdad’a giden emirler arasında Hâcib Tatar’ı da kaydetmektedir; Krş. Kayhan, a. g. e., s. 177-179; Bosworth, “The Political…”, The Cambridge History of Iran, V, 133; Sümer, “Mesud”, İA, 140; Sadreddin Hüseynî (a. g. e., s. 84) ve Ahmed b. Mahmud (a. g. e., C. II, s. 73-74) ise emirlerin Melik Melikşah b. Mahmud etrafında toplandığını zikrederler; Krş. Kenneth Alin Luther, The Political Transformation of the Seljuq Sultanate of Iraq and Western Iran: 1152-1187, Basılmamış Doktora Tezi, Princeton University, 1964, s. 22. 22 İbnü’l-Cevzî, a. g. e., C. XVIII, s. 71-72; İbnü’l-Esîr (a. g. e., C. XI, s. 123, 129-130) bu bilgilerin yanında bu görüşmeyi hem 543/1148-1149 hem de 544/1149-1150 yılları olayları arasında zikretmekle birlikte aslında her iki hadisenin de aynı olduğunu belirtir; Krş. Mehmet Altay Köymen (Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi, İkinci İmparatorluk Tarihi, TTKY, 19913, s. 395-396) ayrıca bu görüşmeden sonra Hasbeg’in nüfuzunun Sultan Mesud ölene kadar kırıldığını kaydeder; Bosworth (“The Political…”, The Cambridge History of Iran, V, 133) 544/1149-1150 yılı kışında Rey’e giden Sultan Sencer ile Sultan Mesud arasında uzlaşmaya varıldığını ayrıca Sultan Mesud’un Hasbeg’in nüfuzuna son vereceğine dair söz verdiğini ifade eder; Kafesoğlu (“Selçuklular”, İA, X, 376) ve Sümer (“Mesûd”, İA, VIII, 140) ise amcasının davetine derhal icabet eden Sultan Mesud’un amcasının ihsan ve iltifatlarına nail olarak Bağdad’a döndüğünü zikrederler; Bundârî (a. g. e., s. 204), Sadreddin Hüseynî (a. g. e., s. 85) ve Ahmed b. Mahmud (a. g. e., C. II, s. 74-75) ise bu olayı şöyle aktarırlar: Sultan Sencer ilerleyen yaşına Horasan’dan Rey’e yürüdü. Sultan Mesud bunu işitince korktu ve süratle Hemedan’dan Bağdad’a gitti. Sultan Sencer, Horasan’a dönene kadar Bağdad’a kapanmaya, eğer lâzım olursa asker toplayıp Sultan Sencer ile savaşmaya karar verdi. Sonrasında Şerefü’d-dîn el-Hadim (Şerefü’d-dîn el-Muvaffak Girdbazu) Sultan Mesud’a: “Bu görüşün hatalıdır. Sen amcana karşı mukavemet edemezsin; doğru görüş, amcana giderek kardeşinin yaptığı gibi senin de muktedir olduğun hizmeti yapmandır.” dedi. Sultan bu fikri kabul etti ve amcasına ikramlar da bulundu. Buna karşılık o da bütün kabahatlerini affetti. Sultan Mesud ayrıca Hasbeg için şefaat dileyip görevine devam etmesini sağladı. Bu görüşme için Bundari Şaban 544 tarihini, Sadreddin Hüseyni ise Şaban 543 tarihini vermektedirler. Krş. Sevim-Merçil, a. g. e., s. 222; Luther (a. g. e., s. 22) Hasbeg’in faaliyetlerinin Irak Selçuklu sultanlığını son derece rahatsız etmesi nedeniyle Sultan Sencer’in “ilerleyen yaşına rağmen” Rey’e giderek Batı’daki olayları yatıştırmaya kendisini mecbur hissettiği girişimini göz ardı etmemek gerektiğini ve görüşmeler esnasında Mesud’un gerçekten başarılı bir şekilde büyük sultanı Hasbeg’i öldürme amacından uzaklaştırdığını kaydeder. 23 Bundârî (a. g. e., s. 202) ise Hasbeg’in Hemedan’da kaldığını ifade etmektedir. 24 Râvendî, a. g. e., C. I, s. 233-234; Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 132-133/İng. Çev. s. 117; Sümer, “Mesud”, İA, VIII, 140; Luther (a. g. e., s. 22) bu bilgilerin yanında Katvan savaşından sonra büyük sultanın zayıfladığını ve Sultan Mesud’un fiili pozisyonuna rağmen Sultan Sencer’in yanına giderek onun başkanlığını tanıdığını belirtir. 25 Arslanapa hakkında bilgi için bkz. Abdülkerim Özaydın, “Ahmedîliler”, DİA, II, 168–169. 26 Besim Darkot, “Revandız”, İA, IX, 715–717. 27 Râvendî, a. g. e., C. I, s. 235; Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 134/İng. Çev. s. 118; Krş. Sevim-Merçil, a. g. e., s. 261. 28 İbnü’l-Cevzî, a. g. e., C. XVIII, s. 89; İbnü’l-Esîr, a. g. e., C. XI, s. 141; aynı mlf., Atabekiyye, s. 105; Hamdullah Müstevfî-i Kazvîni, Tarih-î Güzîde, Yay. Abdülhüseyin Nevaî, Tahran, 1364 hş., s. 457-458; Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 134/İng. Çev. s. 119; Krş. Luther, a. g. e., s. 26; Abdünnaim Muhammed Hasaneyn, Selaçıkatü İran ve’l-Irak, Kahire, 1970, s. 136; aynı mlf., İran ve’l-Irak fi’l-asri’s-Selçuki, Beyrut, 1982, s. 131-132; Sevim-Merçil, a. g. e., s. 261; Kayhan, a. g. e., s. 189; Kafesoğlu, “Selçuklular”, İA, X, 376; Sümer, “Mesûd”, İA, VIII, 140; Coşkun Alptekin, “Irak Selçukluları”, Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, C. VII, 315; Bundârî (a. g. e., s. 206) vefatının 546 yılı Cemaziyelahir ayında olduğunu ifade eder; Sadreddin Hüseynî (a. g. e., s. 85) ve Ahmed b. Mahmûd (a. g. e., C. II, s. 75) Sultan Mesud’un vefat tarihi olarak sadece 547 yılını vermişlerdir; Ebü’l-Fida, a. g. e., C. II, s. 93 ve Râvendî (a. g. e., C. I, 236) ölüm tarihini 546 yılı Receb ayının ilk günü olarak kaydederlerken; el-Yezdî (a. g. e., s. 126) ise sadece 546 yılı Receb ayında vefat ettiğini ifade eder; İbn Hallikan (Vefeyâtü’l-A‘yân, İng. Çev. Mac Guckin De Slane, İbn Khallikan’s Biographical Dictionary, C. III, Beyrut, 1970) Sultan Mesud’un vefatı için: 11 Cemâziyelâhir 547/13 Eylül 1152 ve 29 Cemâziyelâhir 547/1 Ekim 1152 tarihlerini zikreder; Bosworth, (“Mas‘_d”, EI2, VI, 782) ise Mesud’un ölüm tarihini 11 Cemâziyelâhir 547/13 Eylül 1152 olarak verir. 29 İbnü’l-Esîr, a. g. e., C. XI, s. 142; aynı mlf., Atabekiyye, s. 105; Ebü’l-Fida, a. g. e., C. II, s. 93; Ebû Şame, a. g. e., C. I, s. 286; Krş. Luther, The Political...., s. 26; Hasaneyn, Selaçıkatü…., s. 136; aynı mlf., İran…., s. 140; Sevim-Merçil, a. g. e., s. 262; Kayhan, a. g. e., s. 197; Bununla birlikte İbnü’l-Ezrak (a. g. e., s. 94/İng. Çev. s. 137-138), İbnü’l-Cevzî (a. g. e., 84, 89), İbnü’l-İbrî (Chronicon Syriacum, Yay. P. Bedyan, Paris, 1890; İng. Çev. E. W. Budge, The Chronography of Gregory Abu’l-Faraj, 2 c, London, 1932; İngilizce’den Türkçe’ye Çev. Ömer Rıza Doğrul, Abû’l-Farac Tarihi, C. II, Ankara, TTK Yay., 19993, s. 392) Sultan Mesud’un ölümünden sonra tahta Sultan Mesud’un veliahdı olarak Melikşah’ın tahta geçtiğini belirtmemişlerse de onun tahta çıkmasında Hasbeg’in etkili olduğunu kaydetmişlerdir; Krş. Köymen, a. g. e., s. 396; Sümer, a. g. e., s. 115; Bosworth, “The Political….”, The Cambridge History of Iran, V, 175; aynı mlf., “Mas‘_d”, EI2, VI, 782; Sümer, “Kh_ss Beg”, EI2, IV, 1097; aynı mlf., “Mesûd”, İA, VIII, 140; Perviz (a. g. e., s. 149) sadece Sultan Mesud’un ölümünden sonra Melikşah’ın tahta geçtiğini ifade eder; Bundârî (a. g. e., s. 202)’de Sultan Mesud’un Bozaba’nın öldürülmesinden sonra yanına çağırarak veliaht tayin ettiğini ve kızı ile evlendirdiği şeklinde malûmat verirken aynı eserin 207. sayfasında Hasbeg’in Melikşah’a tahta çıkarken yardım ettiğini kaydeder; Râvendî (a. g. e., C. I, s. 228)’de Sultan Mesud’un kızı ile evlendirdiği Muhammed b. Mahmud’u kendisine veliahd yaptığını yazarken, aynı eserin 235. sayfasında Melikşah b. Mahmud’un Sultan Mesud vefatından önce yanında olduğunu kaydeder ve aynı eserin 237. sayfasında Sultan Mesud’un ölümünden sonra okunan mersiyede şu ibareler geçmektedir: “Gittin ve aydın gönüllü şah Melikşah için hakikaten beğenilecek bir âdetle kaide bıraktın”, “Aynı zamanda din ile devletin esası ve düşünceli olan Hasbeg’i ordu ve şah için penah olarak bıraktın”, “Sen cihan şahı olan Muhammed oğlu Melikşah’ı tanı! Sahib kıran olan Mahmud oğlu Melikşah’ı tanı”; Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 127, 134/İng. Çev. s. 114, 118; Krş. Perviz, a. g. e., s. 147; Alptekin (“Irak Selçukluları”, DGBİT, VII, 316) ise Sultan Mesud’un oğlu olmadığı için yerine kardeşi Sultan Mahmud’un oğlu Muhammed’i veliaht olarak gösterdiğini fakat Sultan Mesud ölünce Emir Hasbeg b. Belengirî’nin Muhammed’in kardeşi Melikşah’ı sultan ilân edip adına hutbe okuttuğunu ifade eder; Sadreddin Hüseynî (a. g. e., s. 89) ve Ahmed b. Mahmud (a. g. e., C. II, s. 82-83) Sultan Mesud’un vefatından sonra tahta emirlerin isteği üzerine Muhammed b. Mahmud’un geçtiğini ve Hasbeg’in Melikşah b. Mahmud’un başa geçmesini istemesine rağmen emirlerin isteğini kabul etmek zorunda kaldığını zikrederler. 30 Abbâsi veziri Ebü’l-Muzaffer ibn Hübeyre hakkında bkz. Mehmet Aykaç, “İbn Hübeyre”, DİA, XX, 82-83. 31 Sultan Mesud’un vefatından sonra Bağdad’da meydana gelen hadiseler hakkında geniş bilgi için bkz. İbnü’l-Cevzî, a. g. e., C. XVIII, s. 84-85; İbnü’l-Esîr, a. g. e., C. XI, s. 142-43; Bundârî, a. g. e., s. 213-217; Hüseynî, a. g. e., s. 90-94; Krş. Kayhan, a. g. e., s. 197-201; Bosworth, “The Political….”, The Cambridge History of Iran, V, 175; Türklerin Irak’taki varlığı hakkında tafsilâtlı bilgi için bkz. Gülay Öğün Bezer, “Selçuklular Zamanında Irak”, Irak Dosyası, Tarih ve Tabiat Vakfı (TATAV) Yay., No: 22, s. 47-86. 32 Bundârî, a. g. e., s. 207-208; Krş. Perviz, a. g. e., s. 149; Sevim-Merçil, a. g. e., s. 262; Kayhan, a. g. e., s. 200; İbnü’l-Cevzî (a. g. e., C. XVIII, s. 91), İbnü’l-Esîr (a. g. e., C. XI, s. 143), aynı mlf. (Atabekiyye, s. 105), Ebü’l Fida (a. g. e., s. 93), Ebu Şâme (a. g. e., C. I, s. 286) sadece Hasbeg’in Mesud’dan sonra Sultan olarak adına hutbe okunan Melikşah’ı tevkif ettiğini belirtirler; Sıbt İbnü’l-Cevzî (Sıbt İbnü’l-Cevzî, Mir’âtü’z-zamân fî târihi’l-a’yân, C. VIII/I, Haydarâbâd 1370/1951, s. 445) ise 3 ay tahtta kalan Melikşah b. Mahmud’un Hasbeg tarafından hile ile ele geçirildiğini kaydeder; Râvendî (a. g. e., C. II, s. 245-246), Reşidü’d-Dîn (a. g. e., C. II, Cüz V, s. 136-137/İng. Çev. s. 121), el-Yezdî (a. g. e., s. 129-130) Sultan Melikşah’ın Hasbeg tarafından hapsedilmesi ile ilgili şu bilgileri aktarırlar: “Sultan Melikşah emirleri daha az kabul ederdi; Hasbeg bundan dolayı onun hakkında kötü düşüncelere kapıldı ve kendini yalnız iken çağırıp hapsedecek diye ondan çekinir oldu. Sultan Melikşah henüz niyetini gerçekleştirme fırsatı bulamadan Hasbeg, Hasan Candar ile Melikşah’ı köşküne 3 gün misafir etmeği kararlaştırdı. Sonrasında uyumuş olduğu evde beraber olduğu Cemal isimli kadın ve iki üç hizmetli ile birlikte onu Hemedan’da hapsettiler”; Krş. Luther, a. g. e., s. 27-29; Kumî (a. g. e., s. 161) Hasan Candar ile Hasbeg’in arasının ilk başta iyi olmadığını sonrasında oluşan barış havası ile Sultan Melikşah’ın tahttan indirildiğini belirtir; Ahmed Kesrevî (Şehriyâran-ı Gumnân, Tahran 2535ş., s. 235) ise sadece Hasbeg’in Melikşah’ı tahttan indirdiğini ifade eder; Alptekin (“Irak Selçukluları”, DGBİT, VII, 316) Hasbeg’in kasten Melikşah’ı zevk ve eğlenceye alıştırarak devlet işlerinden uzaklaştırdığını ve itibarını sarstığını sonrasında Hasbeg’in bazı devlet adamlarına Melikşah’ın sultanlık vasfının olmadığını, onun yerine kardeşi Muhammed’in tahta daha lâyık olduğunu söylemeye başlayıp dediğini yapmak üzere girişimlerde bulunduğunu zikreder; Hapsedilmesi sonrasında Sultan Melikşah b. Mahmud’un yaşadıkları hakkında bkz. İbnü’l-Ezrak, a. g. e., s. 95/İng. Çev. s. 138; Müstevfî, a. g. e., s. 458; Bundârî, a. g. e., s. 208; Râvendî, a. g. e., C. II, indeks; Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, indeks/İng. Çev. indeks; el-Yezdî, a. g. e., s. 131-132; Krş. Perviz, a. g. e., s. 150. 33 Ravendî (a. g. e., C. II, s. 270), Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 139 /İng. Çev. s. 123; Bundârî (a. g. e., s. 208)’de Sultan Melikşah b. Mahmud’un 2 veya 3 ay tahtta kaldığını zikreder. 34 İbnü’l-Cevzî, a. g. e., C. XVIII, s. 84; İbnü’l-Esîr, a. g. e., C. XI, s. 143, aynı mlf., Atabekiyye, s. 105; Ebü’l Fida, a. g. e., s. 93; Ebu Şâme a. g. e., C. I, s. 286; Krş. Sevim-Merçil, a. g. e., s. 263; Kayhan, a. g. e., s. 205. 35 Bundârî, a. g. e., s. 208; Krş. Luther, a. g. e., s. 29-30; Sevim-Merçil, a. g. e., s. 263; Kayhan, a. g. e., s. 205; Kumî (a. g. e., s. 162) Hasbeg’in Müşiddeddin Muhammed b. Sehim el-Mülk’ü Sultan Muhammed ile anlaşarak getirmesi için gönderdiğini ancak bu şahsın anlaşmayı yerine getirmediği gibi arkasından kuyusunu da kazdığını belirtir; Ravendî (a. g. e., C. II, s. 249), Reşidü’d-Dîn (a. g. e., C. II, Cüz V, s. 140/İng. Çev. s. 125) ve el-Yezdî (a. g. e., s. 133) ise Hasbeg’in sadece Cemaleddin Kafşut b. Kaymaz’ı Muhammed b. Mahmud’a elçi olarak gönderdiğini kaydederler; Krş. Perviz, a. g. e., s. 150. 36 Ravendî, a. g. e., C. II, s. 249; Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 140/İng. Çev. s. 125; el-Yezdî, a. g. e., s. 133; Krş. Luther, a. g. e., s. 30; Perviz, a. g. e., s. 150; Kayhan, a. g. e., s. 205; Bundârî (a. g. e., s. 208) ise gönderilen elçilerin Hasbeg’e ihanet ederek Muhammed b. Mahmud’a onun istediğinin aksini söylediklerini zikreder; Krş. Sevim-Merçil, a. g. e., s. 263: Reşidü’d-Dîn (a. g. e., C. II, Cüz V, s. 140/İng. Çev. s. 125) ise bu açıklama Sultan Muhammed’e inadırıcı geldiğini ve “Eğer kötü bir şey sana bir haber getirirse, onun etkisinde kalmamak için doğruluğunu araştır...” âyetinin (49/6) onun üzerinde hiçbir etkisi olmadığını belirtir. 37 Bundârî, a. g. e., s. 208; Krş. Sevim-Merçil, a. g. e., s. 263; Kayhan, a. g. e., s. 205; Luther (a. g. e., s. 30-31) ayrıca gönderilen bu elçilerin 547 yılı Şevval’inin ikinci yarısından/Aralık 1152-Ocak 1153 itibaren bu görev ile meşgul olduğunu ve 548/1153 yılının başında Hemedan’a geldiklerini kaydeder. 38 Râvendî, a. g. e., C. II, s. 249; Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 140-141/İng. Çev. s. 125; el-Yezdî, a. g. e., s. 133; Krş. Luther, a. g. e., s. 31; Sevim-Merçil, a. g. e., s. 263; Kayhan, a. g. e., s. 205-206; Bundârî (a. g. e., s. 209) ise sadece Muhammed b. Mahmud’un verdiği yemine güvenen Hasbeg’in onu karşılamaya çıktığını ve sultana çeşitli hediyeler götürüldüğünü zikreder. 39 Kayhan, a. g. e., s. 205; İbnü’l-Esîr (a. g. e., C. XI, s. 143) ise Sultan Muhammed’in tahta geçtiği tarih olarak 548 yılı Safer ayı başları/28 Nisan-7 Mayıs 1153 olarak gösterir. 40 Reşidü’d-Dîn (a. g. e., C. II, Cüz V, s. 141/İng. Çev. s. 125-126) Sultan Muhammed’in Hasbeg’in kendisine sunduğu hediyeleri gördükten sonra onun canına kastettiği için pişmanlık duyduğunu; her ne kadar öldürülmesini engellemek için çeşitli sebepler arasa da onun ecelinin geldiğini belirtir. 41 İbnü’l-Esîr (a. g. e., C. XI, s. 143) Şumle ismi ile meşhur bu Türkmen emirin asıl adının Aydoğdu olduğunu kaydeder; Bundârî (a. g. e., s. 209)’da onun ismini Emir Küştugan ve (a. g. e., s. 256)’da Aydoğdu b. Küştugan olarak zikreder. 42 Râvendî, a. g. e., C. II, s. 249-250; Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 140-142/İng. Çev. s. 125-126; el-Yezdî, a. g. e., s. 133-134; Krş. Perviz, a. g. e., s. 150-151; Sümer, a. g. e., s. 115; Sevim-Merçil, a. g. e., s. 263; Kayhan, a. g. e., s. 205-206; İbnü’l-Esîr (a. g. e., C. XI, s. 143-144) sadece gelişinin ikinci günü Melik Muhammed’in huzuruna girdiği sırada Hasbeg ile Zengi Candar’ın öldürülüp başlarının dışarı atıldığını Şumle’nin Hasbeg’i Melik Muhammed’in huzuruna girmemesi hususunda uyardığını ve kendisinin kaçarak Huzistan’a ele geçirmek maksadıyla gittiğini zikreder; Bundârî (a. g. e., s. 209-210) İbnü’l-Esîr’inkine benzer bir şekilde gelişen olayları aktarırken katl hadisesinin sultanın Hemedan’a ulaşmasından 3 gün sonra olduğunu belirtir; Krş. Luther, a. g. e., s. 33-34; Sümer, “Kh_ss Beg”, EI2, IV, 1097; İbnü’l Ezrak el-Fârıkî, Tarihu’l-Fârıkî (Tarihu Meyyâfârik_n ve Âmîd), Tahkik Ahmet Savran, Erzurum, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Yay., 1987, s. 94 /İng. Kısmî Çev. Carole Hillenbrand, A Muslim Principality in Crusader Times the Early Artuqid State, Nederlands Historich-Archaeologisch Instituut Te, İstanbul, 1990, s. 138), İbnü’l-Cevzî (a. g. e., C. XVIII, s. 84, 92), Kumî (a. g. e., s. 161), Ebü’l-Fida (a. g. e., C. II, s. 93), Ebû Şâme (a. g. e., C. I, s. 287) ise sadece Hasbeg’in Sultan Muhammed tarafından öldürüldüğünü kaydederler; Krş. Hasaneyn, Selaçıkatü…., s. 137; aynı mlf., İran…., s. 141; Perviz, a. g. e., s. 151; Zeryab, “Aksungur el-Ahmedîlî”, DMBİ, I, 494; Alptekin, “Irak Selçukluları”, DGBİT, C. VII, 317; Sadreddin Hüseynî (a. g. e., s. 89-90) ve Ahmed b. Mahmud (a. g. e., C. II, s. 83-84) ise Hasbeg’in öldürülmesi hakkında şunları ifade ederler: “Sultan Muhammed’i karşılamayan Hasbeg ve Zengi Candar daha sonra aldıkları teminat ile sultanın huzuruna çıktılar. Sultan Muhammed onları çok güzel karşıladı. Hasbeg’e Sultan Mahmud döneminde olduğu gibi askerlerin atabegliğini verdi. Sultan huzuruna hergün çıkan Hasbeg ve Zengi Candar’a ikram ve lütuflarda bulunuyordu. Böylece onların kendisine meyledeceğini umuyordu. Bir gün onun Melikşah’a mektup göndererek hükümdarlığı ona vermek için Hemedan’a davet ettiğini öğrendi. Sultan aldığı bu haber üzerine hazırladığı ziyafete Hasbeg’i davet etti. Hasbeg davet edildiği meclise Zengi Candar ile geldi. Önceden hazırlanmış olan kişiler uygun bir zamanda üzerlerine hücum edip kafalarını gövdelerinden ayırarak sokağa attılar. Bu haber askerler arasında yayıldığı zaman da bunların askerleri dağıldı. 43 a. g. e., s. 95/İng. Çev. s. 139; İbnü’l-Esîr (Atabekiyye, s. 105) ise Hasbeg’in öldürülmesi ile Sultan Muhammed’in sultanlığını sağlamlaştırdığını ve topraklarına hâkim olduğunu zikreder; Hüseyin Emin (Târîhü’l-Irak fi’l Asrî’s-Selçuki, Bağdad, 1965, s. 111–112) ise Sultan Mesud’un ölümünden sonra bütün kontrolü eline alan ve sultanları istediği gibi yönlendiren Emir Hasbeg’in etkisine Sultan Muhammed b. Mahmud’un son verdiğini belirtir. 44 İbnü’l-Cevzî, a. g. e., C. XVIII, s. 92; Bundârî, a. g. e., s. 210; el-Yezdî, a. g. e., s. 135; Krş. Lambton, a. g. e., s. 241; Sevim-Merçil, a. g. e., s. 263-264; Kayhan, a. g. e., s. 206. 45 Râvendî, a. g. e., C. II, s. 251; Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 142/İng. Çev. s. 126; Krş. Luther, a. g. e., s. 34; Perviz, a. g. e., s. 151; İbnü’l-Esîr (a. g. e., C. XI, s. 144) ise sadece Melik Muhammed’in Hasbeg’in pek çok malını alıp saltanat tahtına oturduğunu kaydeder. 46 İbnü’l-Cevzî, a. g. e., C. XVIII, s. 92; Krş. Kayhan, a. g. e., s. 206; Bundârî (a. g. e., s. 210) ise Hasbeg’in atlastan 1700 elbisesi olduğunu zikreder; Krş. Sevim-Merçil, a. g. e., s. 263. 47 Râvendî, a. g. e., C. II, s. 251; Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 142/İng. Çev. s. 126; Krş. Lambton, a. g. e., s. 241; Kayhan, a. g. e., s. 206. 48 Râvendî, a. g. e., C. II, s. 251; Krş. Kayhan, a. g. e., s. 206; Reşidü’d-Dîn (a. g. e., C. II, Cüz V, s. 142/İng. Çev. s. 126) ise onun hazinesinde 13.000 top kırmızı ve farklı renkte satenler, altın ve gümüş kaplar bunların yanında boyunlarında mücevherlerle kaplı 7 gümüş ve 3 altın vazo bulunduğunu kaydeder. 49 Râvendî, a. g. e., C. II, s. 251; Krş. Kayhan, a. g. e., s. 206. 50 Râvendî, a. g. e., C. II, s. 251; Reşidü’d-Dîn, a. g. e., C. II, Cüz V, s. 142/İng. Çev. s. 126; Krş. Luther, a. g. e., s. 34. 51 a. g. e., s. 34. 52 a. g. e., s. 210; Krş. İbnü’l-Esîr (a. g. e., C. XI, 144), aynı mlf. (Atabekiyye, s. 105), Ebû Şâme (a. .g. e., C. I, s. 287) ise onun cesedinin köpekler tarafından yenene kadar yerde kaldığını zikrederler. 53 a. g. e., C. XI, s. 108. 54 a. g. e., s. 121/İng. Çev. s. 110. 55 a. g. e., s. 89. 56 İbnü’l-Esîr, Atabekiyye, s. 106; Ebû Şâme, a. g. e., C. I, s. 287. 57 Bundârî, a. g. e., s. 199; Krş. Lambton, a. g. e., s. 48.
[i] İbnü’l-Cevzî, el-Muntazam fî târîhi’l-mülûk ve’l-ümem, Yay. Muhammed b. Atâ-Mustafa A. Atâ, C. XVIII, Beyrut, 1992-1995, s. 91; İbnü’l-Esîr, a. g. e., C. XI, s. 144; İbnü’l-Esîr, et-Târihu’l-bâhir fi’d-devleti’l-Atabekiyye (Târîhu’d-devleti’l-Atâbekiyye fi’l Mevsıl), Yay. Abdülkadir Ahmed Tuleymât, Bağdad-Kahire, 1963, s. 105; Ebu’l Fida, Kitâbu’l-Muhtasar fî ahbâri’l-beşer, Yay. Mahmud Deyyub, C. II, Beyrut, 1997, s. 93; Ebû Şâme el-Makdisî, Kitâbü’r-Ravzateyn fî ahbâri’d-devleteyn en-Nurîyye ve’s-Salâhiyye, Yay. İbrahim ez-Zeybek, C. I, Beyrut, 1997, s. 287; Krş. Carla L. Klausner, The Seljuq Vezirate, A Study of Civil Administration (1055-1194), Cambridge, 1973, s. 88; Sümer, “Kh_ss Beg”, EI2, IV, 1097; Reşîdü’d-Dîn Fazlullah b. Ebu’l-Hayr İmadeddin el-Hemedânî (Câmi’u’t–tevârîh, Yay. Ahmed Ateş, C. II, Cüz V, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 19992, s. 121/İng. Çev. Kenneth Allin Luther, The History of the Seljuq Turks from the Jami al-tawarikh: an Ilkhanid adaptation of the Saljuq-nama of Zahir al-Din Nishapuri, Curzon, 2001, s. 110) ise bu bilginin yanında Hasbeg’in Azerbaycan’a gelmiş olan Oğuz beylerinden birisinin oğlu olduğunu ifade etmektedir; Krş. Ann Katherine Swynford Lambton, Continuity and Change in Medieval Persia, Aspect of Administrative, Economic and Social History 11th-14th Century, London, 1988, s. 241; Sümer, a. g. e., s. 115; Hüseyin Kayhan, Irak Selçukluları, Konya, Çizgi Kitabevi, 2001, s. 166, dipnot: 89; Sümer, “Mesûd”, İA, VIII, 140. [ii] Sultan Mesud dönemi emirlerinden Abdurrahman b. Togayürek hakkında bkz. M. Th. Houstma, “Abdurrahman”, İA, I, 52–53; Faruk Sümer, “Abdurrahman b. Togayürek”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, I, 176. |