Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 

BASİLEİOS DİGENİS AKRİTAS DESTANI ÜZERİNE NOT                                 

Esin OZANSOY*


Bizanslılar, devletin sınırlarına “Akres” (tekil hali, “h ãkrh”: uç, son; kenar) demektedirler.

İmparatorluğun sınırları alabildiğine uçsuz bucaksızdı ve bunların kontrolü zordu. Bu nedenle özellikle devletin doğu sınırlarına yani “Akres”lere konuşlanmış kalıcı ordu birlikleri yerleştirilmiş ve bu birliklerin muhafızlarına da “Akritas” (“ı akrğtaV ”) (“milites limitanei”) denmiştir[1]. Akritas, ordugahın ya da bir askeri yerleşimin uç noktalarında görevlendirilmiş kişileri belirten bir terimdir. Bu terime ilk kez Kontantinos Porphyrogennetos’un “Perğ Basileğou TãxewV ” (“De Caerimoniis Aulae Byzantinae”) adlı eserinde rastlamaktayız[2]. Bu muhafızlara toprak verilmiş ve vergiden muaf tutulmuşlardır. Böylelikle sınır bölgelerinde kuvvetli bir askeri feodalizm yaratılmıştır. Akritas’lar, Arapların Bizans’ı tehdit ettiği dönemlerde, ünlenmeye başlamışlardır. Karadeniz’den Mezopotamya’ya kadar tüm sınır geçişlerini binlerce muhafız korumaktaydı. Halk bunları koruyucu olarak görmekte ve onların yiğitliklerine hayran kalmaktaydı. Bu muhafızları “Dimotika Tragoudia[3]

(“Dhmotikå TragoÊdia”) (“Halk Türküleri”)’ların bir türü olan “Akritika Tragoudia [4]

(“ÄAkritikå TragoÊdia”) (“Kahramanlık Türküleri - fiarkıları – Balatları”)’ larıyla

övmüşlerdir. 9. – 13. yy. lar arasında bu şarkılar en yoğun bir şekilde kendilerini göstermişlerdir. 13. yy.’ dan sonra ise, yeni Akritika Şarkıları’nın yaratılışı ortadan kalkmıştır. İmparator Mikhail VIII. Palaiologos (1261-1282) zamanında, Akritas’ lara verilmiş olan imtiyazların ve vergi muafiyetinin kaldırılması nedeniyle, Akritas’ lar dağılmaya başlamış ve görevlerini bırakmışlardır[5]. Bu ilk kahramanlık türkülerinin çoğunun ağız yoluyla derlenmiş olmaları ve kulaktan kulağa aktarılırken değişime maruz kalmaları nedeniyle, Bizans’ ın tarihi olaylarıyla tam olarak bağdaştırılmaları sadece tahminlere dayalı kalmaktadır. Bu türküler ya da şarkılar  kuşaktan kuşağa geçerek günümüze kadar ulaşmışlardır.

İşte bu “Basileios Digenis Akritas” adlı epik şiir (destan), “Akritika Tragoudia” ’lardan

doğmuştur. Digenis Akritas Destan’ ı ve Akritika Targoudia’ ları arasındaki benzerliklerin

geleneksel ortak folk malzemesi havuzundan ortaya çıkarak oluştukları ileri sürülmektedir[6].

Digenis Akritas destanını “Bizanslıların ulusal destanı[7] olarak tanımlayanlar, daha sonraki

çağlarda “Bizans Homeros[8] ’ u olarak nitelendirmişlerdir. Çünkü Homeros’ un varlığı,

Bizans edebiyatında da daima hissedilmiştir. Destanın ilk şeklinin 10. yy.’ın sonlarında ve On birinci yüzyılın başlarında yazılmış olduğu ileri sürülmekte ve çağdaş Yunan edebiyatının en eski yazılı yapıtı olarak nitelendirilmektedir[9]. En ünlü Akritas, “Basileios Akritas idi. Tüm Akritas’ ların erdemleri onun kişiliğinde toplanmıştır ve  “Basileios Digenis Akritas” adlı destanda özel bir şekilde övülmüştür. Bu çağda Doğu’ da “Sayyid Battal” destanı gibi, Batı’ da da benzer ulusal destanların varlığını görmekteyiz. Örneğin: Fransa’ da “Chanson de Roland”, Almanya’ da “Nibeloungen”, İspanya’ da “Sid” adlı destanları gibi.

1875 yılına kadar “Digenis Akritas [10]destanına ait hiçbir şey bilinmemekteydi. Orijinali

kurtarılamamıştır ve bu destanın kim tarafından yazıldığı da bilinmemektedir.

Ancak destanın altı farklı versiyonu günümüze kadar ulaşabilmiştir.

İlk versiyon, Trabzon’ da Sümela manastırında S. Ioannides tarafından bulunan ve 16. yy.’a tarihlenen el yazması, 3180 dizeden oluşmaktadır. Daha sonra K. N. Sathas ve E. Legrand [11]  tarafından tekrar yayınlanmıştır. Bugün bu elyazmasının kayıp olduğu ileri sürülmektedir. Sanki bir parola vermiş gibi bundan sonraki beş yıl içinde diğer üç versiyon daha keşfedilmiştir. İkinci versiyon, 1878 yılında Andros adasında keşfedilen elyazmasıdır[12]. 16.yy.’ a tarihlenen el yazması, bugün 1074 no. ile Atina Ulusal Kütüphanesinde bulunmakta ve 4778 dizeden oluşmaktadır.Üçüncü versiyon, Roma yakınlarında  Grottaferrata manastırında bulunan ve  14. yy.’ a tarihlenen  elyazması ( kodex Cryptoferr.Z-a-44 no.lu), 3749 dizeden oluşmaktadır[13]. Dördüncü versiyon, bugün Oxford’ da bulunan, Oxoniensis Lincoln College, 24 no. lu elyazmasıdır ve 3094 dizeden oluşmaktadır[14].17. yy.’ a tarihlenen el yazmasının kopyesi, Sakız adasından Ignatios Petritzis adındaki bir rahip tarafından tamamlanmıştır. 1900 yılı civarlarında da iki elyazması daha bulunarak diğerlerine eklenmiştir. Beşinci versiyon yani Escorial versiyonu, K. Krumbacher[15] tarafından keşfedilmiştir.16. yy.’ a ait olan bu elyazması, oldukça dikkatli Giritli bir  kopyacı tarafından tamamlanmıştır. Bugün  İspanya Escorial Kütüphanesinde bulunmakta ve sadece 1867 dizeden oluşmaktadır (Scorialensis Y-IV- 22. no. lu elyazması)[16]. Altıncı versiyon ise, 1632 yılında Sakız adasından Meletios Blastos adlı bir rahip tarafından kopya edilmiş olan  el yazmasıdır ve ikinci kez Andros adasında 1889 yılında D. Paskhales[17] tarafından keşfedilmiştir. Bugün Selanik Aristoteles Üniversitesi Kütüphanesinde bulunan  2 no.lu elyazmasıdır.

Destanın altı Yunanca versiyonu dışında, bir Slav versiyonu (“Devgenievo dejanie”) da günümüze kadar ulaşmıştır[18]. 18. yy.’ a tarihlenen bu versiyon, Titov’ un koleksiyonundan ortaya çıkarılmıştır ve bugün St. Petersburg (Leningrad) Kütüphanesinde bulunan 4369 no.lu elyazmasıdır.  

Tüm versiyonlar içindeki en eskisi Grottaferrata el yazmasıdır. Trabzon ve Andros versiyonları açıkça Grottaferrata versiyonuna dayanmaktadır. Escorial versiyonu ise, tamamen farklı, kendine has bir versiyondur. Dizeler arasındaki boşlukların çok olması nedeniyle olağanüstü bir şekilde kısaltılmış durumdadır ve dili daha çok halk dili yönündedir[19]. Escorial’ de yarım kalmış dizeler yeniden düzeltilmiş ve dönemin halk şiirine göre uyarlanmıştır[20]. Fakat tüm versiyonlarda aralarındaki ilişkiler ışığında konu aynı tarzla işlenmiştir ve genel olarak kahramanın başarıları ve ölümü üzerine konuşulmaktadır. Destan iki kısımdan oluşmaktadır. İlk kısım “Emir’ in Türküsü” (“TragoÊdi toË §mğrh”),

ikinci kısım ise “Digenis’ in Hikayesi” (“muqistÒrhma toË Digen∞ ”) diye adlandırılmaktadır[21]. Grottoferrata (G) versiyonu[22] esas alınarak destanın konusu özetle şöyledir: Bizans’ lı komutan Andronikos ve karısı Anna’ nın beş oğlu olur. Fakat çift, kızlarının olmamasından üzüntü duymaktadırlar.  Kısa bir süre sonra bir kızları olur ve adını Eirene koyarlar. Dönemin falcıları tarafından uyarılan Andronikos, kızını aşkın tehlikelerinden korumak için ona bir kule yaptırır. Küçük kız 7 yaşından 15 yaşına kadar bu kulede yaşar. Eirene 15 yaşındayken, bir gün gezintiye çıkar. O sırada babası bir seferde bulunmakta, erkek kardeşleri ise imparatorluğun sınırlarını korumaktaydılar. Suriyeli Arap Emiri Musur, Bizans sınırlarını aşıp, ülkeye girmiştir. İşte tam bu sırada yolu üzerinde Eirene’ yle karşılaşır ve güzelliği karşısında ona vurulur ve derhal onu alıp kaçırır. Bunu öğrenen annesi hemen oğullarına haber salar, geri dönüp kız kardeşlerini kurtarmalarını ister. Erkek kardeşler Musur’ un ordugahına varır varmaz, kız kardeşlerini onlara geri vermesi konusunda onu ikna etmeye çalışırlar. Erkek kardeşlerden en kuvvetlisi olan Kontantinos ile Musur arasında teke tek bir dövüş olur [G, 362 vd. (=G, I, 146-197)]. Dövüş Musur’ un galibiyetiyle sona erer. Sonuca ve önceden verdiği sözlere rağmen, kız kardeşlerini serbest bırakmak istememektedir. Erkek kardeşlere kız kardeşleriyle evlenmek istediğini ve onu çok sevdiğini söyler. Onlarda eğer vaftiz edilip, hıristiyan olursa kız kardeşleriyle evlenebileceğini söylerler. Musur vaftiz edilir ve Eirene’ yle evlenir. Daha sonra hep birlikte Andronikos’ un sarayına dönerler. Bu evlilikten bir yıl sonra bir oğulları doğar ve adını Basileios Digenis  koyarlar. İki ayrı soydan yani Arap baba ve Yunanlı anadan doğma olduğu için “Digenis” lakabını almıştır. Digenis, daha küçüklüğünden itibaren insan üstü güçlere sahip olduğunu göstermiştir. Savaş tekniğini çok iyi öğrenmiş, vahşi hayvanlarla dövüşmüştür [G, 1147-1204 (=G, IV, 196-253)]. Daha sonra da komutan Dukas’ ın kızı Evdokia ile evlenir ve “Akritas” olur. O sırada Bizans devletinin sınırları düşmanlar tarafından tehdit edilmekte ve pek çok yıkım ve yağmalar yapılmaktaydı. Digenis’ te sınırların korunması için aceleyle sınırlara gitmek zorunda kalmıştır. Destanda, Digenis’ in sınırlarda gösterdiği kahramanlıklar ve başarılar betimlenmektedir. Özellikle Digenis’ in “Apelates” (“ ı êpelãthV: Bizans

 

 

 

 

Devleti’nin sınır muhafızlarından oluşan özel birlikler”)’ lere karşı mücadelesi mükemmel bir şekilde anlatılmaktadır. Yapıtın son bölümünde, Digenis’in ölümü ve mezarından söz edilmektedir [G, 3570-3668 (=G, VIII, 202-300)]. Digenis, devlere yaraşır bu kadar olağanüstü mücadelelerinden sonra, Fırat Nehrinin kıyısında dillere destan sarayını ve en nadir çiçek ve bitkilerden oluşan cennet gibi bahçesini yaptırır[23]. Ağır bir şekilde hastalandığında ve artık iyileşmesinde hiçbir umudun kalmadığı anda karısını yanına çağırır. Ona gerçekleştirdiği tüm başarılarını yeniden anımsatır ve son selamını verir. Digenis Akritas ın ölüm döşeğindeyken karısını yanına çağırıp, ona başarılarını son bir kez daha anlatması, gerçek bir tutkunun göstergesidir[24]. Defalarca “tüm bu şeyleri seni kazanabilmek için yaptım”[25] demektedir. Karısı Evdokia ise, gözyaşları ve feryatlar içinde, onun göğsü üzerine düşer ve ölür. Her ikisi de aynı mezara gömülürler[26].

Emir’ in Türküsü” ’ nün sonunda, Arapların ve Bizanslıların barış içinde dostça yaşamalarının umudu ifade edilmektedir. Bu da gerçekleşmiştir zaten. Araplar o zaman Bizanslıların müttefiki olmuşlar, fakat şüphesiz kendi kahramanlık şarkılarını da

unutmamışlardır. Bu şarkıları Bizanslılara karşı kazandıkları zaferlerde söylemekteydiler. Bu barışcıl atmosferin, özellikle birinci ve ikinci kitaplarda egemen olduğu görülmektedir.

Aşkın yardımıyla düşmanın taraftar kılınması ve aynı zamanda Bizans toprağında yerleşmesi anlatılmaktadır. Bu Bizans tarafından bir savaş başarısı değildir, fakat Bizans’ lı bir prensesin zaferidir. Arap Emiri onun güzelliğine vurulmuştur (“diå tå …raıa kãllh”)(G, 1747)[27]. Bazı araştırmacılara göre de, Digenis ve Akritika Targoudia’ larda esas konu, “gelinin

kaçırılışı” ve “kahramanın güzel gelini hak etmesidir” ve bu ısrarla vurgulanmaktadır[28].

Aynı barışcıl ortamın destansal bir Türk halk hikayesi olan “Sayyid Battal” ’ da da olduğu görülmektedir[29].

Bizanslılar sürekli Arap akınlarına karşı hem kendi varlıklarını, hem de sınırlarını koruyabilmek için durmaksızın savaşmak zorunda kalmışlardır. Bu iki dünya yani Arap ve Bizans dünyası arasındaki büyük savaşım, 8. yy.’ dan itibaren başlayarak gelecek üçyüz yıl da da (yani 9. yy- 11. yy.) doruk noktasına ulaşmıştır. Bu savaşımı ilk olarak “Akritas” ’ lar durdurmuşlardır. Pek çok imtiyazlar verilmiş olan Akritas’ lar özellikle Fırat Nehrinin, Torosların ve Antitoros’ ların dağlık sınır boylarında görevlerini yerine getirmişlerdir. Bu

bölgeler 11. yy. civarlarında en büyük gelişimi gösteren Akritika Tragoudia’ larına beşiklik etmiştir. Akritika metinleri, halkın yüreğinden gelen sesi dile getirmektedir. Farklı dinler arasında yapılan evlilikleri, gelinin kaçırılışını, aşkın acısı ve gücünü olağanüstü inanılmaz hikayelerle anlatmakta yani bir bakıma skandallar üzerine konuşmaktadır. Aşk ve inanç, duygunun iki büyük çengelleridir. Bu duygu, insanlara hadlerini, ülkelerinin sınırlarını, dinlerini, sosyal bağlarını, bir sevgi uğruna aşmalarına neden olmaktadır. Porphyrogennetos[30], Arapların vaftiz edilerek hıristiyan olduklarını, imparatorluğun uzak thema’larında onlara toprak verilerek yerleşmelerinin sağlandığı ve üç yıl boyunca vergiden muaf tutulduklarını ve parasal destek verildiğini ve hıristiyan kızlarla evlenerek “arap damat” (“saranikÒV gambrÒV ”) olarak kabul gördüklerini yazmaktadır. Gene Porphyrogennetos’ un  “ProV ton ğdion uiÒn RwmanÒn[31] (“De Administrando Imperio”) adlı yapıtında, Arapların Bizans İmparatorluğunda İstanbul’ da sarayda yüksek mevkilerde hizmet verecek düzeye ulaştıklarını görmekteyiz. Örneğin hadım Samonas ve protospatharios olan Hosé gibi[32].

Basileios Digenis Akritas, bir hıristiyan kahramanı değildir yani bir aziz değildir. Yakışıklı, güçlü, savaşçı, öcünü alabilen, güzel yaşamı ve kadının mutluluğunu göz ardı etmeyen,  birisidir[33]. Kahramanlıkları ülkeden ülkeye geçerek dillere destan olmuştur. Yani efsaneleşmiş bir kahramandır. Destandaki en önemli unsurun, Arap Emirinin, “arap damat” (“sarakinÒV gambrÒV ”) (G,157-163; G,196-198; G, 328-335; G, 415; G, 439; G, 450; G, 589) olarak benimsenmesi ve sık sık damat (“gambrÒV”) sözcüğünün vurgulanmasıdır.

Digenis Akritas” destanının en önemli özelliği, hem ulusal bir kimlik, aynı zamanda da filolojik, dilbilimsel, folklorik ve tarihsel açıdan bir değer taşımasıdır. Bu destanın ortaya

çıkışı, çağdaş Yunan edebiyatının gelişiminde önemli bir dönüm noktasını oluşturmuştur. Destan, Yunanlı ulusal ozan Kostis Palamas[34]’ ı çok etkilemiştir. Ünlü Türk halk destanı olan “Köroğlu Destanı ’ndaki ulusal kahraman Köroğlu’ da Digenis Akritas’ ın bir modelidir[35].

* Yrd. Doç. Dr. Esin Ozansoy, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü, Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı.


(Prof. Dr. Işın Demirkent Anısına, Dünya yayınları, Şubat 2008)

 

[1] N. Oikonomidès, “L’épopée de Digènes et la frontière orientale de Byzance aux Xe et XIe siècles”, TM  7 (1979), s. 375-397.

[2] Konstantinos Porphyrogennetos,“De caerimoniis aulae byzantinae”, CB, I, Bonnae 1829, s. 489.     

[3] Dimotika Tragoudia’ lar için bkz; C. Fauriel, Chants populaires de la Grèce moderne, t. 1-2, Paris 1824-1825 (Yunanca editionu için bkz., C. Fauriel, Ellhnikã dhmotikã tragoÊdia, haz: A. PolthV , Hrãkleio 1999);  ÉAkadhmaV ÉAqhn«n, ÑEllhnikå dhmotikå tragoÊdia, tÒm. AÄ, °n 'AqÆnaiV  1962 ( DhmosieÊmata toË LaografikoË ÉArceou, ériq. 7), s. 3-118; StlpwnoV P. Kuriakdou, TÚ  dhmotikÚ  tragoÊdi,

ÉAqÆna 1978  (Neoellhnikå MeletÆmata, 3); G. Saunier,TÚ dhmotikÚ tragoÊdi.

(N°a ÑEllhnikØ BiblioqÆkh PO 48), ÉAqÆna 1983;  P. D. MastrodhmÆtrh, TÚ dhmotikÚ

 tragoÊdi, tÒm. G Ä, ÉAqnai 1984.

[4] Akritika Tragoudia’ lar için bkz., StlpwnoV  P. Kuriakdou,Ñ O DigenØV 'AkrtaV.

 ÉAkritikå  ph-ÉAkritikå  tragoÊdia-ÉAkritikØ  zwÆ, §n 'AqÆnaiV 1926 (=SWB, ériq. 45), s. 117-150; MastrodhmÆtrh, a. g. e., s. 67-77; H.Grégoire,ÑO DigenØV ÉAkrtaV. ÑH buzantinØ °popoi˝a stØn stora

 ka stØn pohsh, New York 1942, s. 13; K.ÉAmãntou,ÑH llhnikØ pneumatikØ ka politikØ §leutera”,

N°a ÑEsta 36 (1944), s. 873.

[5] D. A. PetrÒpouloV, ÑEllhnikå Dhmotikå TragoÊdia AÄ, BasikØ BiblioqÆkh, ériq. 48,

ÉAqÆna 1958, s. kgÄ.

[6] R.Beaton, Folk poetry of modern Greece, Cambridge University Press, Cambridge 1980, s. 78-82; ibid.,

« “Digenis  Akritas” and modern Grek folk songs: a reassessment», Byzantion 51 (1981), s. 22-34; ibid., The medieval Grek romance, Cambridge University Pres, Cambridge, New York, Port Chester, Melbourne, Sydney 1989, [Cambridge Studies in Medieval Literature, 6].

[7] L. PolthV,Per toË §qnikoË pouV t«n newt°rwn ÑEllÆnwn, Laografikå  SÊmmeikta, t. 1, §n

ÄAqÆnaiV 1920 [ÉAkadhma ÉAqhn«n, DhmosieÊmata  LaografikoË ÉArceou, ériq. 1], s. 237-260;

K. Krumbacher, ÑIstora  tV BuzantinV LogotecnaV, Yunanca Çev., G. Swthriãdou, t. 3, ÉAqnai

1974, s. 84.     

[8] Bkz.., G. Wartenberg, Digenis Akritas, das Epos des griechischen Mittelalters oder unsterbliche Homer,

 ÉAqÆna 1936.

[9]L. PolthV, SunoptikÆ  ÑIstora  tV  n°aV  llhnikV  logotecnaV,  ÉAqÆna 1987, s. 11.

[10] Digenis Akritas’ ›n edisyonlar› için bkz;  P. KalonãroV, BasleioV  DigenØV  ÉAkrtaV.

Tå  mmetra  kemena ÉAqhn«n, Kruptof°rrhV ka ÉEskoriãl, t.1-2, ÉAqÆna, 1941(Yeniden bas›m 1970);    J. Mavrogordato, Digenes  Akrites. Edited with  an introduction, translation and commentary,

Oxford, at the Clarendon Press, 1956 (yeniden bas›m: Oxford University Press 1963);

E. Trapp, Digenes Akrites. Synoptische Ausgabe der älteren Versionen, Wien 1971 [Österreichische Akademie der Wissenschaften, Kommission für Byzantinistik, Institut für Byzantinistik der Universität Wien, Wiener Byzantinistische Studien, Band  VIII].

[11] Trabzon’ da bulunan elyazmas›n›n edisyonu için bkz; K. SãqaV-E. Legrand, Les exploits de Basile Digénis Acritas. Epopée byzantine du dixième siècle, publiée pour la première fois d’ après le manuscrit unique de Trébizonde (Legrand Collection, Nouvelle série, 6), Paris 1875; Ayr›ca,  S. IwanndhV taraf›ndan baflka bir yay›n daha haz›rlanm›flt›r:ÖEpoV mesaiwnikÚn §k toË ceirogrãfou TrapezoËntoV. ÑO BasleioV DigenØV

ÉAkrtaV, ı KappadÒkhV, KwnstantinoÊpolh 1887.

[12]A. MhliarãkhV, BasleioV DigenØV ÉAkrtaV. ÉEpopoi˝a buzantinØ tV 10hV  katontaethrdoV katå

tÒ  §n ÖAndrƒ éneureqen  ceirÒgrafon, ÉAqÆna 1881 (Yeniden bas›m: P. G. Zerl°nthV, ÉAqÆna 1920).

[13] E. Legrand, Les exploits de Basile Digénis, épopée byzantine publiée d’apres le manuscrit de Grotta-Ferrata, Paris 1892 [= Bibliotheque Grecque Vulgaire VI] (‹kinci ve düzeltilmifl bask›s› Paris 1902); G. Wartenberg, Digenis Akritas, das Epos des griechischen Volkes oder der unsterbliche Homer, Athena 1936.

[14] Sp. Lampros, Collection de romans grecs en langue vulgaire et en vers publiés pour la premiere fois d’ apres les manuscrits de Leyde et d’ Oxford par Spiridon P. Lampros, Paris 1880, s. 111-237.

[15] K. Krumbacher, Eine neus Handschrift des Digenis Akritas, Sitzungsber., München 1904, s. 309-356.

[16] D. C. Hesseling, “Le roman de Digénis Akritas d’ apres le manuscrit de Madrid”, Laografa 3 (1912),

 s. 537-604; I. Karagiãnnh,Ñ O DigenØV ÉAkrtaV toË ÉEskoriãl, ÉIwãnnina 1976 [Mel°teV

 stØ N°a ÑEllhnikØ  Filologa, 1]; S. ÉAlexou, ÉAkritikã. TÚ prÒblhma tV §gkurÒthtaV toË

keim°nou Escorial, ÑHrãkleio KrÆthV 1979; ‹bid., “ ÑO DigenØV ÉAkrthV toË ÉEskoriål ”, PAA 58, 1983,

s. 68-83; ‹bid., BasleioV DigenØV ÉAkrthV (Katå tÚ ceirÒgrafo toË ÉEskoriål) ka tÚ êsma toË

ÉArmoÊrh. KritikØ kdosh, ÉAqÆna 1985 [FilologikØ BiblioqÆkh, 5]; B. Fenik, Epic and popular

style in the Escorial version, Crete University Pres, Herakleion-Rethymnon 1991; G. I. QanopoÊlou,Kritik¢V parathrÆseiV stÚn DigenØ ÉAkrth toË Escorial”, Dptuca  VÄ (1994-1995), s.121-135.               

[17] D. PascãlhV, O d°ka lÒgoi toË DigenoËV ÉAkrtou, Laografa  9 (1928), s. 305-440; H. Grégoire, “Autour de Digénis Akritas”, Byzantion 7 (1932), s. 287-317.

[18] Slav edisyonu için bkz., M. Speranskij, “Devgenievo dejanie”. Sbornik otdelenija russkogo jazyka i slovesnosti Akademi Nauk, Leningrad, 99 no. 7 (1922), s. 133-165.

[19] L. PolthV, ÑIstora tV neoellhnikV logotecnaV, ÉAqÆna 1999, s. 29.

[20] L. PolthV, “L’épopée byzantine de Digenis Akritas. Problèmes de la tradition du texte et des rapports avec les chansons akritiques”, Atti del Convegno Internazionale sul tema: La poesia epica e lasua formazione, Rome, Accademia Nazionale dei Lincei, 1970, s. 551-581.

[21] Hans-Georg-Beck, Geschichte der Byzantinischen Volksliteratur, Yunanca çev., N.Eideneier, AqÆna 1988,

s. 130 vd.

[22] Bkz., D. B. Hall, Digenis Akritas. The two- Blood Border Lord. The Grottaferrata  Version, translated with introduction and notes, ÄAqÆna (Ohio) 1972.

[23] A. XuggÒpouloV, TÚ énãktoron toË Digen ÉAkrta, Laografa 12 (1948), s. 547-588;

M. AndrÒnikoV, TÚ palãti toË Digen ÉAkrta, ÉEpisthmonikØ ÉEpethrV FilosofikV ScolV

Panepisthmou QessalonkhV 11 (1970), s. 7-15.

[24] C. Galatariotou, “Structural oppositions in the Grottaferrata Digenes Akrites”, Byzantine and Modern Greek Studies 11 (1987), s. 65-66.

[25] Escorial versiyonunda da “taËta §pohsa, kalÆ, §s°na nå kerd°sw” (tüm bu fleyleri, seni kazanabilmek için yapt›m) demektedir. Bkz., Alexou, a. g. e., ˚Ä, 1792. dize.         

[26] H. Grégoire, “Le tombeau et la date de Digénis Akritas”, Byzantion 6 (1931), s. 481-508;

S. Impellizzeri, “La morte di Digenis Akritas”, Annali del Museo Pitrè 1 (1950), s. 82-119; Hans-Georg-Beck,

 a. g. e., s. 149, 157.

[27] Alexou, a.g. e., AÄ, 173. ve 175. dize.

[28] P. Mackridge, “Bride-snatching in Digenes Akrites and Cyrpiot heroic poetry”, EpethrV tou K°ntrou Episthmonikn Ereunn KÊprou, Leukwsa, t. 19 (1992), s. 194-197.

[29] H. Grégoire, “L’épopée byzantine et ses rapports avec l’épopée turque et romane”, Bulletin de l’Académie de. Belgique V, 17 (1931), s. 463-493; ‹bid., “Comment Sayyid Battal, martyr musulman du VIIIe s. est-il devenu dans la légende le contemporain d’ Amer (863)”, Byzantion 11 (1936), s. 571-575; ‹bid.,“The historical element in western and eastern epics”, Byzantion 16 (1944), s. 527-544; S. Kyriakides, “Elements historiques byzantins dans le roman épique turque de Sayyid Battal”, Byzantion 11 (1936), s. 563-570.

[30] Konstantinos Porphyrogennetos, De cerimoniis aulae byzantine, éd. I. Reiske, Bonnae, I, 1829, s. 694-695; Krfl. J. Migne, Patrologia Graeca, Paris 1857-1906, t. 112, sütun 1281 ve 1284.

[31] Konstantinos Porphyrogennetos, “De administrando imperio”, éd. G. Moravcsik-R.J.H.Jenkins, Corpus Fontium Historiae Byzantinae, (Dumbarton Oaks Texts I), Washington, D. C.  1967, 43. ve 46. bölümler.

[32] P. Karoldou,«ShmeiseiV kritika,istorika kai topografika eiV to mesaiwnikÒn ellhnikÒn

°poV Akrtan», EpisthmonikÆ EpethrV EqnikoÊ Panepisthmou 1905-1906, en AqÆnaiV 1906,

s. 191-192.

[33] F. DhmhtrakÒpouloV, Buzãntio kai NeoellhnikÆ dianÒhsh sta m°sa tou dekãtou enãtou ainoV,

AqÆna 1996, s. 264-265.

[34] Kwst Palamç, ÜApanta, t. 1,ÉAqÆna 1962, s. 352-353; t. 3, ÉAqÆna 1963, s. 160, 393-396;

t. 5, ÉAqÆna 1964, s. 63; G. KecagiÒglou, TÊceV tV buzantinV ékritikV pohshV stØ neoellhnikØ

 logotecna: staqmo ka crÆseiV. ÉApotimÆseiV, ÑEllhnikå  37 (1978), s. 83-109.

[35] I. T. PampoÊkhV, DigenØV ı KiÒroglou, ÉEpethrV ÑEtaireaV Buzantin«n Spoud«n 19 (1949),

s. 315-322; S. KuriakdhV,  “TÚ  poV toË Digen ka tÚ tourkikÚn laÛkÚn muqistÒrhma

toË KiÒroglou, ÑEllhnikå 17 (1960), s. 252-261; G. N. KalamatianÚV, SÊntomh ÑIstora  tV

 NeoellhnikV LogotecnaV, ÉAqÆna 1965, s. 20.