Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Kırgız yazıtlarında nelerden söz edilir?

“Hepsi birinci ağızdan yazılan bu yazıtlar, ölü tarafından öteki tarafta kaleme alınmış gibi yazılmıştır. Kurgusal olarak bu doğrudur. Gerçekten de ölü, ölümü aklına gelince ya da öldüğü anda ne hissettiğini anlatır.

....yaşamöyküsel bilgiler dışında metinlerde öteki tarafa göçenlerin üzüntülerinden ve neye önem verdiklerinden söz edilir. Ölümden sonra yaşama inanmalarına karşın hemen hepsinin aynı yakarışla ‘çok yazık’, ‘yararlanamadım!’, ‘Karımdan, çocuklarımdan, tarlalardan, samurlardan, güneşten, aydan, sanımdan (erginliğe erinve verilen addan) ayrıldım’ diye ağlaştığını görürüz.

Gözlerini kaparken ölünün aklına gelen ülkesi, toprağı, suları, hükümdarı, halkı, arkadaşları, çocukları, eşleri (her zaman prensesler olarak söz edilirler), kimi zaman altı bin attan oluşan devasa at sürüleridir.

Son olarak da avda ya da savaşta kazanılan birkaç zaferden söz edilir, ama bize anlaşılmaz görünen bazı başarısızlıklardan da söz edilir. ‘Yedi kurt öldürdüm’, ‘panter ve Sibirya panteri öldürmedim’. Ruhlarının ‘kaçtığından’, ‘kaçırıldığından’, ‘yittiğinden’, ‘kaybolduğundan’, ‘kopup gittiğinden’ yakınırlar. Ölümden sonra göğe gidileceğine inanıldığı halde metinlerde ölümden sonra gidilen başka yerlerden de post mortem söz edilir: ‘Kara burun’, ‘altın bozkır’, ‘altın orman’ –buralarda ‘av hayvanları çoğalır ve büyürler.’ Yaşayanlardan ağızlarına tek lokma koymamışlarken ‘erkeklik erdemlerinden’ söz etmelerini isterler.”

(J.P.Roux, Orta Asya, Tarih ve Uygarlık, S. 210)