Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Karahanlılar kimdir?

“840 yılında Kırgız saldırısı sonucu koca Uygur Devleti’nin çökmesi üzerine Türk tarihinde yeni bir dönem başlar. Uygur egemenliği yüz yıl sürmüştür. Oysa onları ortadan silen Kırgız egemenliği o kadar bile sürmez. Kırgızlar’dan kaçan Uygurlar’ın büyük bir bölümü, Tarım Havzasında toplanır.Çoğunluğu kentlere yerleşir. Yerleşik yaşamı seçerler. Çağına göre çok ileri bir uygarlığın kurucuları olurlar. 13. yüzyıl başında Moğol yayılmasına dek bu Uygurlar bağımsızlıklarını korur. Siyasal bakımdan önemsiz, kültürel yönden etkin bir devlet olur. Gün gelip de Moğollar, tüm Asya’da tarihte eşi görülmedik bir devlet kurduklarında, Uygur kültürü onlara kılavuzluk edecektir.

Uygurlar’ın çöküşüyle Karluklar ve kimi Türk boyları Kaşgar ve yöresine yerleşir. Başka boyların da katılımı ile Kaşgar yöresinde Türk derlenmesi sürer. Giderek Kaşgar’da yoğunlaşan Türk boyları kendi devletlerini kurar. İşte onuncu yüzyıl ortalarında Tanrı Dağları çevresinde, yöneticileri Kara sanı taşıyan Türk devletinin kısa geçmişi budur. Devlete, yöneticilerinin bu sanına dayanılarak Karahanlı Devleti adı verilir. Yirmi iki ya da yirmi dört boydan oluşan devletin, kurulduğu yıl tam olarak belli değildir; kurucusunun ise Satuk Buğra Han olduğu ileri sürülür. Ancak, Karahanlı Halkı’nın hangi Türk boyu olduğu da tam bilinmez. Karluk Türkleri olduğu varsayılır. Dokuz Oğuz ya da Yağma Türkleri olmaları da söz konusudur. Devlette, sultanların adına ‘erkek deve’ anlamındaki buğra sanı eklenir. Bu san, deve ya da aslanla ilgili köken söylencesine bağlanır. Öte yandan, boğayı ata sayarlar. Kimi seçkin katmanların yabancı kültürlerin etkisine girmelerine karşın, halkın temel kültürü Türk yaşam biçiminden kaynaklanır. Devlet 960 yılında Satuk Buğra Han öncülüğünde İslamlığı benimser. Ancak, İslamlığı seçme öyküsü, düşçülük ve kılavuz hayvanla ilgili Şamanik tasarımlarla karışıktır. Onuncu yüzyıldan on ikinci yüzyıla değin İslamlaşma sürer. Geniş yığınlar eski inançlarını yeni dinlerine uyarlayarak sürdürür.

İslamlığı benimseyen ilk Türk devleti olan Karahanlı Devleti ve yöneticileri, yeni dinin yayılması konusunda da yoğun bir etkinlik yürütürler. Sırasıyla Yarkent, Hokant gibi Budist uygarlığının eski kalelerini alırlar. Girdikleri yerlerde Budist tapınaklarının yıkıntıları üzerie camiler kondururlar. İslam kültürü yeni bir çevrede, yeni koşullar altında, değişik boyutta Türk bilim ve yazınını doğurur.

Karahanlı Devleti’nin doğudaki komşusu kardeş Uygur Hanlığı’dır. Uygurlar Budizm’e inanır. Bu nedenle iki kardeş devlet arasında savaş eksik olmaz. Karahanlı toplumu İslamlıkla yeni bir kültür ve uygarlık çevresine girerken Uygur Hanlığı eski yapısını korur.

Karahanlı Devleti, bir yandan Uygurlar’a karşı savaşırken, öte yandan Samanoğulları Devleti’ni ortadan kaldırdı. Horasan’ı ele geçirmek için Gazneliler’e karşı giriştiği savaşta yenildi.

Karahanlı Devleti’nin görkemli dönemi çok sürmedi. Devlet, eski Türk devlet biçimini korumuştu. Devletin başında ailenin büyüğü bulunuyordu. Aileden öbür kimseler çeşitli illerde bey olarak görev yapıyordu. Kendi adlarına para bastırabiliyorlardı. Bu durum yönetim soyu ailesi arasında kimi çekememezliklere neden oldu. Devlet 1047 yılında Tanrı Dağları’nın doğusunda ve batısında olmak üzere iki bölüme ayrıldı. Doğu devletinin başkenti önceleri Balasagun, daha sonra Kaşgar oldu. Bu devlet 1130 yılında Karahıtaylarca yıkıldı. Batı devletinin başkenti Semerkant’tı. Burası bağımsızlığını yeterince koruyamadı. Sırasıyla Selçuklular’ın, Karahıtaylar’ın ve Harzemşahlar’ın yüksek egemenliğini tanımak durumunda kaldı.1212 yılında sultanlarını Harzemşahlar’ın idam etmesiyle devletin yaşamı tümden son buldu.

Asya’nın önemli kentlerine yerleşen İslamlık, oralarda Arap dil ve bilim geleneğini kurar. Asya dillerinden birçok yapıt Arapça’ya çevrilir. Bu ortamda Türkler de bilim dili olarak Arapça’yı kullanır. Farabi (öl.950), Cevheri (öl.1002) yapıtlarını Arapça yazar.”

(Fuat Bozkurt, Türkler'in Dili, s.160-162)