Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Eskiçağ’dan Günümüze Ölü Gömme ve Anma Gelenekleri

A.Tuba Ökse*

Eski Ön Asya’da ölü ruhlarının Ölüler Ülkesi’nde yaşamaya devam ettiği inancı çerçevesinde mezarlara yiyecek ve içecek bırakılmış, tütsü yakılmış ve ölenlerin adları belirli dini törenlerde anılmıştır.1 Ölü Kültü olarak adlandırılan bu işler2, ölen kişilerin varislerinin göreviydi.3 Aile bireylerinin atalarının mezarlarına bıraktığı sunular ise mezar kültü4 olarak tanımlanmaktadır.

Eski Ön Asya’da ölü ruhlarının bedenden ayrılıp Ölüler Ülkesi’ne gidebilmesi için cesedin gömülmesi gerektiğine, aksi takdirde ruhun acı çekeceğine inanılırdı. Bir Orta Asur kudurrusu üzerinde “Cesedi gömülmesin, ruhu atalarının ruhuna kavuşamasın” diye bir beddua yer alır.5 Krallar düşmanlarının atalarının mezarlarını yağmalayarak onların ruhlarına acı çektirmek istemişlerdir.6 Fenike Kralı Tabnit, mezarını tahrip edecek kişilerin ruhlarının huzur bulamamasını dilemiştir.7 Cesedin toprağa gömülmesi en eski çağlardan itibaren uygulanan bir âdettir. Bilinen en eski gömme âdeti, hayvan kemikleri ve çiçek demetleri ile gömülen Neandertal insanına ait aittir.8 Ölünün yakılıp küllerinin gömülmesi Anadolu’da M.Ö. üçüncü bin yıldan itibaren uygulanmış9, Hitit krallarının cenaze törenlerini anlatan metinlerde bu gömme tarzının ayrıntıları verilmiştir.10 Yakma gömme sonraki dönemlerde de sürmüştür, Hindu ve Hıristiyan dünyasında da halen uygulanmaktadır.

Eskiçağ’da ölüler giysileri ve kişisel eşyaları ile gömülmüş11, kralların öteki dünyada kullanması için mezarlara bırakılan eşyaların listeleri yapılmıştır.12 Yakın zamana kadar çocukların boncuklardan oluşan ziynet eşyaları ile ya da bazılarının alyansları ile gömülmesi gibi uygulamalar sürmüştür. Anadolu’nun bazı bölgelerinde ölüler nadiren yatağı ve yorganı ile birlikte gömülmektedir.13 Hıristiyan dünyasında ölü halen giysileri ile, bazıları çok sevdiği eşyaları ile birlikte gömülmektedir.

Ölü Bakımı’nın büyük bölümünü mezarlara belirli aralıklarla su ve yiyecek bırakılması oluşturmuştur. Erken Sumer Kralı Urnammu’nun yeraltına inişini anlatan metne göre, ölüler yer altı dünyasında pis su ve acı yiyecekle beslenmektedir.14 Gılgamış Destanı’na göre, bir ölü ruhunun öteki dünyada yiyip içtiği besinlerin miktarı ve kalitesi, oğullarının sayısı ile orantılıdır.15 Kralların öteki dünyada tanrılar ile aynı sofrada yemek yediğine inanılmış, kral mezarlarına bırakılması gereken sunuların listeleri yapılmıştır.16

Ölü ruhunun rahat etmesi için onlara düzenli aralıklarla su verilmesi gerektiği17 inancı doğrultusunda 3. Ur kral mezarlarından18 Urartu Çağı’na kadar19 Libasyon Sunakları inşa edilmiş, ya da toprağa açılan Libasyon Çukurları kullanılmıştır. Odysseus’un açtığı bir çukurdan Hades’e çeşitli sıvı sunular yaptığını konu alan anlatılar20 ile çeşitli dönemlere ait mezarların yanında bulunan çukurlarda21 bu uygulamanın Eski Yunan ve Roma’da da sürdüğünü gösterir. Ugarit’te mezar toprağına dikey gömülmüş halde bulunan pişmiş toprak borular22, sunulan suyun mezarın içine akması için üretilmiş Libasyon Boruları’dır. Tell Chuera’daki Steibau I çevresindeki mekanların tabanlarında, içlerine küp yerleştirilen çukurlar23 ile Gre Virike24 ve Ugait’te25 mezarların yanına kazılan çukurlar içine yerleştirilmiş dibi kırılmış çömlekler de libasyon sunakları olarak nitelenmektedir. Bu uygulama Hesiod’daki, Danaos’un kızlarının öldürdükleri eşleri için dipsiz çömleğe su doldurmaya mahkum edilişleri ile benzeşir. Anadolu’da halen gömme sonrasında mezar üzerine su dökülmesi26 bu eski uygulamaların devamıdır. Mezar üzerindeki çiçekler büyüsün, kuşlar içsin ya da ölünün ruhu rahat etsin diye mezarlara su dökülmekte, bazı yerlerde mezarların başına içi su dolu bir kapbırakılmakta27 ya da kesilen kurbanın kanı mezara dökülmektedir.

Eski Ön Asya’da mezarların yakınlarına açılan çukurlara, gömme sırasında ve sonrasında belirli aralıklarla yiyecek bırakılmıştır.29 Çeşitli çağlara tarihlenen mezarların yanına açılan çukurlara anma törenleri sırasında kurban edilen hayvanların bir parçası bırakılmıştır.30 Ölü gömme ve anma törenleri sırasında yenen toplu yemek olan Ölü Yemeği, ölüler ile canlıların katıldıkları ortak yemek olarak tanımlanır.31 Mezarlara ve mezar dışındaki mekanlara bırakılan çok sayıda pişmiş toprak kap ölü yemeği ile ilişkilidir. 3. Ur Sülalesi’ne ait bir kurbanlık hayvan listesine göre Šulgi ve Ninlila’nın libasyon yerinin mutfağı vardır.32 Ur kral mezarlarının girişinde bulunan kül katmanlarında hayvan kemikleriyle kap parçaları bulunan alanlar33 ile çeşitli mezarlıklarda açığa çıkarılan mutfak mekanları, ölü yemeği kalıntıları olarak nitelenmektedir. Ölü yemeği Hititler’de Taş Ev’de34, Ugarit’te anıt mezar komplekslerinde yenmiştir.35 Mezopotamya takvimine göre Abu(m) aynın 29.günü, ölüler için kurban sunulmuş ve ölü yemeği yenmiştir.36, aynı gelenek Tevrat’ta ve Eski Yunan’da37 da uygulanmıştır. On sekizinci yüzyıla kadar Orta Asya şamanist kavimleri de definden sonra belirli günlerde mezara içki ve yemek koyarak ölü yemeği yemişlerdir.38 Bu gelenek yakın zamana kadar Arnavutluk’taki Hıristiyan mezarlarında yaşatılmıştır.39 Bazı Anadolu köylerinde halen yılın belirli zamanlarında mezar üzerinde kurban kesilip kanı mezara akıtıldıktan sonra bir parçası mezar üzerine bırakılmaktadır.40 Günümüzde bu gelenek ölünün ardından lokma dökülmesi ya da helva kavrulması şeklinde sürmektedir. Anadolu’da halen yöre insanının kutsal saydığı yatır, türbe ve evliye mezarlarının başında kurban kesilip dağıtılmakta, toplu yemek yenmekte ve mezara yemek bırakılmaktadır.41

Mezara tahıl serpme geleneği, bitkilerin her yıl sonbaharda yapraklarını dökmesi ve tohumların toprağa atılması ile tohumun ve doğanın ölmesi ve bu tohumun ilkbaharda yeni bir bitkiye can vermesi, dolayısıyla doğanın canlanması inancına bağlıdır. İnsan da ölünce toprağa düşen bir tohum gibi yeni bir yaşama başlayacaktır. Tahıl, Mezopotamya’da Tammuz42, Suriye’de Ba’al43, Mısır’da Osiris44, ritüellerinde kullanılmış, Anadolu’da Telipinu ve Attis45, Fenike’de Adon, Eski Yunan’da Adonis (Roma’da Bacchus) ve Demeter46 ile İsrael yaratılış inancında Yahweh47 adı ile devam etmiş, Ortaçağ’da Harran’daki Sabîler Ta’uz için ağıt yakarak48 bu geleneği uzun süre yaşatmıştır. Mezarlara tahıl serpilmesi geleneği Eski Ön Asya’da yaygındır.49 Hititler mezarlara tahıl bırakmış50, Mısır’da mezarlara Osiris’in kil ve tahıldan yapılan figürinleri bırakılmış ve bu tohumların köklenmesi ile Osiris’in, dolayısıyla ölünün dirildiğine inanılmıştır.51 Yakın zamana kadar Bursa’daki 1.Murat Türbesi’ne bırakılan kavrulmuş buğdayın ziyaretçilerce yenmesi52, Ortodoks kilisesinde cenaze törenleri sırasında haşlanmış tahıl yenmesi, Anadolu’da bazı dağ köylerinde halen mezar üzerine buğday ya da yem serpilmesi53, bu uygulamaların günümüze yansımasıdır.

Eski Ön Asya’da ölü ruhunun yolunu aydınlatmak için mezarlara lamba bırakılmış ve cenaze törenleri sırasında meşaleler yakılmıştır.54 Musevi ve Hıristiyan dünyasında da cenaze töreni sırasında ölünün yanında mum yakılması55, İran’da yakın zamana kadar ölülerin meşaleler ve tütsülerle gömülmesi56 ve Anadolu’da bir kişinin öldüğü mekanda ruhu sevinsin ve rahat dolaşsın diye ışık yakılması ya da kötü ruhların ölüye yaklaşmasını önlemek için mezar yanında ateş yakılması57, ölü ruhunun tanrıya ulaşmasını sağlamaya yönelik eski uygulamaların devamıdır.

Tütsü Yakma58, ölü ruhunun bedende çıkarak bir duman gibi göğe yükselmesi ve ölü ruhlarının yeryüzüne gelerek dini törenlere katılmalarını sağlamak için cenaze ve ölü anma törenlerinde uygulanmıştır. İštar’ın yeraltına inişini konu alan edebi metinde ruhlar tütsü kokusu ile yeryüzüne çağrılmış59, tütsü su ya da bira ile söndürülerek ruhlar ve hayaletler yeraltına geri gönderilmiştir60, Anadolu’nun bazı bölgelerinde halen mezar yanında yakılan ateşe içki dökülmesi ve kesilen kurbanın yağının bu ateşe atılması61, Şamanist kavimlerin ölülerin ruhuna gitsin diye uyguladıkları ritüellerin devamı niteliğindedir. Bazı bölgelerde halen şeytan gelmesin, gökten meleklerinsin diye ölü yanında tütsü yakılır62, kiliselerde ve türbelerde yakılan tütsü ve mumlar yerle gök arasında iletişimi, böylece dileklerin tanrıya ve ölünün ruhuna ulaşmasını amaçlamaktadır.

Ölü ritüellerine ilişkin terimler

Deyim                                   Sumerce                   Akkadca                Diğer Diller

Öteki Dünya                     KI.GAL                    kigallu                   

Dönüşü Olmayan Ülke         KUR.NU.Gl4              mat (erset) la târi   

Ölü Ruhu                          GIDIM/GEDİM etemmu                          Ugaritce: npš

                                                                                             Aramice: naphšà

                                                                                             Hititce: akkant-

Ölü Bakıcısı                       LÚ SAG.ŠN.TAR        pagidu                   

Ölü Bakımı                        KI.Sĺ.GA                  kispum         
Libasyon                          A.BAL                     naqmê                   Hititce: šipant

Libasyon Sunağı                KI.A.NAG/KI.A.BAL    mê naqu

Libasyon Çukuru                AB                         aptu                      Hititce: hateššar

                                                                                              Hurice: abi/api                                                                                              Yunanca: Bothros

Libasyon Borusu                DUGA.PA4               arûtu

Ölü Yemeği                       KI.KAŠ.GAR             takultu                   Ugaritce: rp’um

                                                                                              Nabatice: Triclinia

Tütsü Yakma                    GIBĺL                      maqlû

Adın Anılması                     MU.PÀD.DA             Šummum zakaru      

Beşinci Ay                        ITUNE.NE.GAR         Sabatu

Hasat/Ölüler Bayramı                                      Abu(m)

Oda Mezar                        Š.KI.MAH               bit kimahi

Ölü Sunu Evi                     Š.KI.SÌ.GA              bit-kispu(m)

Kırdaki Ölü Sunu evi            Š.NA4

Ölünün adının anılması cenaze sırasında ve sonrasında ölünün hatırlanmasına ilişkin törenlerdir63. Eski Ön Asya’da insanların ölüme değil, sonbaharda ölen ve ilkbaharda dirilen tanrıların sembolize ettikleri yeni bir aşamaya gidecekleri inancı doğrultusunda her yıl ölü ve bereket kültü çerçevesinde yas törenleri ve şenlikler düzenlenip tanrılar ve ölü ruhları için sunular yapılmış, tören yemekleri yenmiştir64. Mezopotamya’da temmuz ve ağustos aylarına rastlayan Abu(m) Bayramı, Sumer Çağı sonuna kadar hasat bayramı olarak kutlanmış65, Emar’dan bir metne göre Eski Babil’de Abu(m) ayının 25-27. günlerinde cenaze ritüelleri kısmen mezarın kapısında yapılmış ve bu ayın 28-29. günlerinde tütsü yakılmıştır66.

Anadolu’da halen ürünün bereketi için mezar başında kurban kesilip yenen haziran bayramı ile temmuz ortasındaki hasat bayramı, ağustos ortasında ziyaretlere ve mezarlara sunular bırakılması ve ziyafetler verilmesi67 bu eski geleneklere dayanır. Yezidiler’in nisan ayının ilk Çarşamba günü kutladıkları yeni yıl bayramı sırasında69 aile mezarlarının ziyaret edilmesi ve oradan geçenlerin yemesi için yiyecek bırakılıp yatırlarda ateş yakılması ile 6Mayıs’ta kutlanan Hıdrellez sırasında türbelerin ziyaret edilmesi de69, bu eski geleneklerin günümüze yansımalarıdır.

Eski Ön Asya’da Oda Mezar sunuların konulduğu bir anıt mezar; sunuların bırakılması ise mezarların yanına veya üzerine inşa edilen mekanlardan oluşan mezar kompleksleri ise Kırın Ölü Sunu Evi olarak nitelendirilmiştir70. Eski Ön Asya’da açığa çıkarılan anıtsal mezar komplekslerinin71 ölü ruhuna yapılan sunuların konması için inşa edildikleri düşünülmektedir. Hitit kaynaklarında krallarının cenaze törenlerinin yapıldığı ve sunuların bırakıldığı Taş Ev72 için, başta Boğazköy’deki Yazılıkaya Codası ve Gavurkale’deki taş yapı olmak üzere, çok sayıda anıtsal taş mezar önerilmiştir. Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde halen türbe, yatır, ziyaret olarak adlandırılan, önemli bir zatın mezarı olduğuna inanılan bazı yerlerin çevresel bir taş duvar ile çevrelenip yaz başlarında buralarda kurban kesilerek yenmektedir. Bazı türbeler, çevrelerine aşevleri, mutfak benzeri yapılar inşa edilerek kurban sunulan mabet-mezarlar haline getirilmiştir73. Günümüzde insanların “âdettir” diye uyguladıkları pek çok şeyi neden uyguladıklarını bilmemelerine ve eski inançların değişmiş olmalarına rağmen, insanların kültürel belleğinde binlerce yıldır kalan alışkanlıklar günümüze kadar ulaşmıştır ve halen geleneklerde önemli bir yer tutmaya devam etmektedir.

 

SUMMARY

Abstract: According to Ancient Near Eastern cuneiform sources, burial rites consist of three main procedures. The corpse must have been buried, so that the soul could descend to the Netherworld. The corpse was buried usually with its personal belongings and grave goods. During the funeral and afterwards, the descendands lit candles at the grave to keep the way of the soul light, offered water and food to the souls, called them by burning incence and ate funeral meals at the grave, so that the soul of their ancestors could live at ease. The soulswould be satisfied when their descendands called their names during memorial ceremonies. At some graves, offering structures were built for offerings and for graveside meals. All these rites can be followed at archaeological contexts dating to various periods, showing that such traditions were practiced through the ages with only some  variations. Ethnological researches in the Near East show that most of the ancient burial rites are stil in practices, even if people believe in monoteistic religions. Burial rites seem to have reached to the present as traditional practices and modern people don’t know tehir paganistic roots any more.


* Doç Dr.A.Tuba Ökse, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Beytepe Ankara/Türkiye.


Dipnotlarda kullanılan kısaltmalar: AJA: American Journal of Archeology; Arch. Death: The Archeology of Death in the Ancient Near East (ed:S.Campbell, A.Green) Oxford 1995; Death: Death in Mesopotamia (ed.B.Alster), Copenhagen 1980; JCS:Journal of Cuniform Studies; Mezarlık: Geçmişten Günümüze Mezarlık Kültürü ve İnsan Hayatına Etkileri Sempozyumu İstanbul 1999; RLA: Reallexikon der Assyriologie; Religions: Religion Religionsgeschichtliche Beziehungen zwischen Kleinasien, Nordsyrien und dem Alten Testament (ed: B. Janowski v.d.) Göttingen 1967.


1 A
.Tsukimoto, Untersuchungen zur Totenpflege (kispum) im alten Mesopotamien, Neukrichen 1985, s.51, 146 v.d. 228. v.d.

2 T.Özgüç, Ön Tarih’te Anadolu’da Ölü Gömme Âdetleri, Ankara 1948, s.87; T. H.Price, “Hero-Cult and Homer”, Historia 22, 1973, S.129; B.Margolit, Death and Dying in the Ugarithic Epics”, Death, s.251; İ.M. Akyurt, M.Ö. 2.Binde Anadolu’da Ölü Gömme Âdetleri, Ankara 1998, s.154 v.d.

3 E.Ebeling, Tod und Leben nach den Vorstellungen der Babylonier, Berlin 1931, s.50 v.d., 110 v.d, 126, 146 v.d; C.Kühne, “Voropfer im alten Anatolien”, Religions, s.265-271.

4 S.Alcock, “Tomb Cult and the Post-Classical Polis”, AJA 95, 1991, 447 v.d; C.M.Antonaccio, “Conquesting the Past: Hero Cult, Tomb Cult, and Epic in Early Greece” AJA 98, 1984, s. 400 v.d.

5 I.J. Gelb v.d. Chicago Assyrian Dictionary 4, E, Chicago 1958, s. 398-399.

6 M.Bayliss, “The Cult of Dead Kin in Assyria and Babylonia”, Iraq 35, 1973, s.117.

7 M.H. Pope ve W.Röllig, “Syrien, Die Mythologie der Ugariter und Phönizier”, Wörterbuch der Mythologie I (ed. H. W. Haussig), Stuttgart 1965, s.275.

8 R.E. Leakey, Human Origins, London 1982, S. 57.

9 W.Orhmann, Das Gräberfeld bei Ilıca, Wiesbaden 1967, s. 64; Akyurt 1998: 153 v.d.

10 H.Otten, Hethitische Totenrituale, Berlin 1958.

11 Ebeling 1931: 58; Özgüç 1948: 78 v.d.; E.Strommenger, “Grab (In Irak und Iran)”, RLA 3 (1957-1971), s. 605-610; B.Hrouda, “hachtrag”, Die Gräber und Grüfte in Asur (A.Haller), Berlin 1954, s. 183-185; D.A. Foxvog, “Funerary Furnishing in an Early Summerian Text From Adab”, Death, s.67 v.d.; Tsukimoto 1985: 184-186; Ükyurt 1998; 137 v.d.

12 P deimel, “Die Listen über den Ahnenkulk aus der Zeit Lugalandas und Urukaginas”, Orientalia 2, 1920, s.32 v.d; 1939: 42 v.d; M.H. Pope, “The Cult of the Dead at Ugarit”, Ugarit in Retrospect (ed: G.D. Young), Winona Lake 1981, s.160.

13 H.Tuğcu, “Alevi ve Bektaşi Kültüründe Ölüm ve Mezar Kavramları”, Mezarlık, s.234; A.Çelik, “Trabzon-Şalpazarı Çepni Türkleri’nde Ölümle İlgili Gelenek, Görenek ve İnanmalar”, Mezarlık, s.296.

14 S.N Kramer, “The Death of Ur-Nammu and his Descent to the Netherworld”, JCS 21, 1967, s.104, 111 v.d.

15 W.G. Lambert, “The Theology of Death”, Death, s.58; Bayliss 1973: 116; A. Skaist, “The Ancestor Cult and Succession in Mesopotamia”, death, s.126; J. Scurlock, “Death and Afterlife in Ancient Mesopotamian Thought”, Civilizations of the Ancient Near East III (ed; J.M.Sasson), New York 1995, s. 1888.

16 J.J. Finkelstein, “The Genealogy of the Hammurapi Dynasty”, JCS 20, 1966, s. 95 v.d. 115 v.d. M.Birot, “Fragment de Rituel de Mari Relatif au Kispum”, Death, s.189; W.T. Pitard, “The Ugaritic Funerary Text RS 34.126”, Bulletin of the Schools of American Oriental Research 232, 1978, s. 66-67.

17 C.W.Heimpel, “Libation”, RLA 7, 1987-1990, S. 1.

18 P.Michalowski, “The Death of Sulgi”, Orientalia 46-2, 1977, s. 221; P.R.S.Moorey, “Where Did They Bury the Kings of the lllrd Dynasty of Ur”, Iraq 46, 1984, s.17.

19 N. Çevik, Urartu Kaya Mezarları ve Ölü Gömme Gelenekleri, Ankara 2000, s.56-57.

20 J.Gray, Near Eastern Mytology, Toronto 1982, s.37.

21 M.Andronikos, Totenkult, Göttingen 1968, s.94-96.

22 Heimpel 1987-1990: 3; Pitard 1978:71

23 A. Moortgat, Tell Chuera in Nordost-Syrien. Vorläufiger Bericht über die dritte Grabungskampagne 1960, Köln 1962, s. 35 v.d.

24 A.T.Ökse, “Gre Virike: Fırat Kenarında Bir M.Ö. 3. Bin Kutsal Alanı”, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 19-2, 2002, s. 53 v.d.

25 C.F.A.Schaeffer, The Cuneiform Texts of Ras Shamra-Ugarit, London 1939, s.47, 50 v.d.

26 Y.Z.Yörükan, Anadolu’da Aleviler ve Tahtacılar, Ankara 1998, s.276; Y. Kalafat, “Anadolu ve Yakın Çevresi Türk Halk İnançlarında Ölüm veya Halk İnançlarımıza Göre Yatır Ziyareti”, Mezarlık, s.245 v.d.

27 S.V. Örnek, Anadolu Folklorunda Ölüm, Ankara 1979, s. 73; B.Oğuz, Türkiye Halkının Kültür kökenleri 1, İstanbul 1980, s.601-602.

28 A.R.Yalman (Yalkın), Cenupta Türkmen Oymakları 1-2, Ankara 1977, s.31, 43, 79.

29 G.M.Schwartz, “A Third-Millenium B.C. Elite Tomb From Tell Umm el-Marra, Syria”, Antiquity 74, 2000, s 771 v.d.

30 Andronikos 1968: 93-94; Michalowski 1977: 223.

31 Tsukimoto 1985: 231; J.J. Glassner, “Mahlzeit In mesopotamien”, RLA 7, 1987-1990, s.264.

32 Michalowski 1977: 223-225.

33 C.L.Woolley, Ur Excavations 2: The Royal Cemetery, Oxford 1934, s.8.

34 Otten 1958: 12 v.d. 25, 81 Kühne 1993: 260.

35 J.F Healey, “Death in West Semitic Texts: Ugarit and Nabataea”, Arch. Death, s.190.

36 O.Loretz, “Nekromantie und Totenevokation in Mesopotamien, Ugarit und Israel”, Religions, s. 306-308.

37 Andronikos 1968: 15-18.

38 A. İnan, Tarihte ve Bugün Şamanizm, Ankara 1986, s. 189-190.

39 F.W.Hasluck, Christianity and Islam under the Sultans, Oxford 1929, s.251.

40 Yalman 1977:31 v.d, 79, 269, 402; Örnek 1979: 64, 72 v.d; H.Türk, Nusayrilik (Arap Aleviliği) ve Nusayriler’de Hızır İnancı, Ankara 2002, s.113-115.

41 Oğuz 1980: 115-116; Kalafat 1999: 224 v.d.

42 B.Alster, “The Mythology of Mourning”, Acta Sumeologica 5, 1983, s.1 v.d.

43 R. Dussaud, “Ba’al et Ben-Dagon das les textes de Ras-Shamra”, Syria 15, 1934, s.302.

44 A. Erman, Die Religion der Ägypter, Berlin 1934, s.40 ff., 68-75, 378.

45 Ö.Çapar, “Roma Tarihinde Manga Mater (Kybele) Tapınımı”, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi 29, 1979, s.178-180

46 N.Robertson, “The Ancient Mother of the Gods. A Missing Chapter in the History of Grek Religion”, Cybele, Attis and Related Cults (ed. E.N. Lane) Leiden 1996, s. 290 v.d.

47 Loretz 1993: 308, 313.

48 J.B.Segal, Edessa, Oxford 1970, S. 44.

49 Ebeling 1931:34, v.d., 44 v.d., 64 v.d.: P.Taracha, Ersetzen und Entsühnen, Köln 2000, S. 174.

50 Otten 1958: 140-141.

51 Erman 1934: 40, 378 v.d.

52 Hasluck 1929: 106.

53 Örnek 1979: 73.

54 Otten 1958: Scurlock 1995: 1884; Ebeling 1931: 44 v.d. 137; Tsukimoto 1985: 49; Künhe 1993:260 v.d. Çevik 2000: 80.

55 V.H.Elbern, “Atlar Implements and Liturgical Objects”, Age of Spirituality, Late Antique and Early Christian Art (ed. K. Weitzmann), New York 1979, s.594.

56 Oğuz 1980: 116

57 Kalafat 1999: 258-260; Çelik 1999:297; Tuğcu 1999: 236; T. Yazar, “Çadır-Bark-Türbe. Pp. 418-431”, Mezarlık, s. 422 v.d.

58 Ebeling1931: 50 v.d. 85 v.d. 110 142 v.d; Erman 1934: 177; Bayliss 1973: 117 v.d. Pope 1981: 160; Loretz 1993: 306; Künhe 1993: 265-271.

59 Gray 1982: 37; C. Penglase, “Some Cocepts of Afterlife in Mesopotamia and Grecee”, Arch. Death, s.194.

60 Ebeling 1931: 64, 126 v.d., Bayliss 1973:120.

61 Yalman 1977: 403: Oğuz 1980: 268; İnan 1986: 183 v.d.

62 Örnek 1979: 51-52; Künhe 1993: 271: Türk 2002: 111, 132 v.d.

63 Bayliss 1973: 116-117; Tsukimoto 1985: 22 v.d. 107 v.d. 140 v.d. 230.

64 Tsukimoto 1985:51.

65 B.Perlov, “The Family of the Ensi’s Urbau and Gudea and their Funerary Cult”, Death, s. 390, 454 v.d., Scurlock 1995: 1889.

66 T.Abusch “Mesopotamian Anti-Wirtschaft Literature. Texts and Studies l: The Nature of Maglû: Its Character, Divisions and Calendrical Setting”, Journal of Near Eastern Studies 33, 1974, s.252 v.d.

67 Hasluck 1929: 99-101; Oğuz 1980: 117; Guest 1987:37; Türk 2002:126.

68 J.S.Guest, The Yezidis. A Study in survival, London 1987, s.36.

69 Hasluck 1929:319 v.d.; Türk 2002: 23 v.d.

70 Tsukimoto 1985: 72, 108, 144-145.

71 Woolley 1974: 54; Moorey 1984: 4; Antonaccio 1994: 402-403; Ökse 2002.

72 V.Haas, Geschicte der Hethitischen Religion, Köln 1994, S. 720-722.

73 Hasluck 1929:99-100; Yazar 1999:422.