Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

İstanbul Topkapı’daki Oruç Baba Türbesi’nin etrafı miting alanına döndü. 15.10.2004 Aziz Uzun AA

Oruç Baba’da AB’ye ters işler

Topkapı’daki Oruç Baba Türbesi her Ramazan’ın ilk günü olduğu gibi yine on binlerce insanın akınına uğradı. Rivayete göre Oruç baba orucunu “sirke ve ekmekle” açtığı için tüm ziyaretçilerin elinde, pet şişelere doldurulmuş sirke, torba torba ekmek, pide, şeker, zeytin vardı. Kimi kısmetinin açılmasını, kimisi ev sahibi olmayı dilerken kimi de Sayısal Loto kuponunu türbeye sürerek büyük ikramiyeyi hayal etti.

Sirke kardeşliği

Ziyaretçi kuyruğu, Şehremini’ye kadar uzandı. Millet Caddesi’nde trafik tıkandı. Türbeye yanaşamayanlar kendi aralarında “sirke ve ekmek kardeşliği” kurarak, mini törenler yaptı.

Oruç baba’dan istedikleri gerçekleşenler, bu yıl türbenin önünde iftarlık dağıttı. Rivayete göre yedi ayrı insandan alınan sirkeyle doldurulan şişe buzdolabına konmalıydı. Bu, “evlere şenlik ve bereket” getirirdi. Kayınvalidesiyle birlikte gelen Nusret Anık, kalabalık yüzünden türbeye yaklaşamadığı için ara sokaklarda adak dağıttı. Anık, geçen yıl kızının ÖSS’yi kazanmasını dilemiş, “Bu muhterem zat, dualarımı kabul etti. Karşılığında biz de iftarlık veriyoruz” dedi.

Sokakta sofralar kuruldu

Ara sokaklardaki iftar saatinde kaldırımlara yer sofraları kuruldu. Yere serilen gazeteler üzerine iftarlıklar konuldu, termosta getirilen çaylar ikram edildi. Serdan Arpacı, 10 yıldır devam ettiği türbe ziyaretleri süresince defalarca dilekte bulunmuş. Tüm dilekleri gerçekleştiği için her yıl sirke dağıtıyor. Arpacı, bu yıl da ailesiyle geldiği ziyarette, çevresine biriken onlarca kadına sirke sundu. Seyyar satıcı da sirke satışı yapıyordu. Türbe girişinde tezgah açan bir seyyar satıcı, iftar saatine dek 48 koli sirke şişesi sattı.

Akşam ezanı saat 18.20’de okunduğunda “sirke, ekmek ve dualarla” oruç açıldı. Tüm caddeler, ara sokaklar, bahçeler, merdiven boşlukları ve balkonlar iftar sofralarıyla donatıldı. Ziyaretin en şanslı konukları türbe içine yerleşmiş, iftar sonrası Oruç Baba’nın mezar taşına dokunma “imtiyazını” elde etmişti. Türbenin iki bekçisinin çabaları sonucu mezarlığa birer birer alınan ziyaretçiler, dileklerini farklı yöntemlerle dile getirdi. Eşi Necat’la birlikte mezarlığa giren Ayten Karasansar, “Sayısal Loto kuponunu” mezar taşına sürerek dilekte bulundu. Mesude Akkılıç ise birçok kişi gibi “para” sürmeyi yeğledi. Akkılıç, Oruç Baba’dan evine bolluk ve bereket dileğinde bulundu. Mezarlığı, çevreleyen demir parmaklıklar arkasında kalan Ferahat Ören de, başka bir kadının yardımıyla, anahtarlığını “vekaleten” mezar taşına sürdürdü. Ören’in dileği bir evdi. Ayşe Özden ve komşusu Ayşe Yılmaz ise birer makara ipliği çözmekle meşguldü. Özden, evlenmesini istediği 30 yaşındaki kızını ikna etmek için Oruç baba’dan medet umarken komşusuyla birlikte kısmeti açılsın diye bir makara iplik çözdü.

İftarını açanlar hareketlenince izdiham oluştu, yol ortasında iftar açan kadınlar ezilmekten zor kurtuldu. Ezilenlere müdahale eden Selime Kaplan, bunun AB’ye hazırlanan Türkiye’ye yakışmadığını düşünüyordu. “Bizi böyle mi AB’ye alacaklar! Bu görüntüler, bizi Avrupa’nın gözünde küçük düşürüyor. Bekçilere söyledim. Tek sıra halinde girelim diye dinlemediler. Bu görünüm bize yakışıyor mu?”

(İsmail Saymaz, Radikal gazetesi, 17.10.2004)