|
|
Kermen, kale ve şehir sözcükleri… “… Özellikle Orta Asya’da kervansaraylar, etrafı surlarla çevrimiş, büyük bir şehir halinde idi. İpekyolu, Çin’den Avrupa’ya kadar uzanan büyük bir ticaret yoluydu. Bu ticaret yolu üzerinde bulunan şehirler ile ticaret yerleri –genel çizgiler bakımından- aşağı yukarı birbirine benzemekte idi. Biz, Orta Asya ve Batı Çin’deki bu ticaret şehirleri hakkında bazı bilgiler vereceğiz. Önasya tarihi üzerinde uğraşanlar ise, bu genel çizgilere bakarak, kendi bölgelerindeki durumu, ayrıca açıklayabilir. Orta Asya’daki ‘ticaret şehirleri’, bir ticaret merkezi olarak ana karakterlerini, aşağı yukarı M.S. 4. ile 5. yüzyıllarda bulmuşlardı. Prof. Eberhard, bu çağda kurulan ‘kervan ve ticaret şehirleri için şöyle diyordu: ‘… Tüccarlar Buda dini manastırlarını, hem banka, hem borsa ve hem de depo olarak kullanıyorlardı. Bunun için tüccarların da, Buda dinine karşı eğilmeleri çoktu. Buda mabetleri için, hem para ve hem de toprak hediye ediyorlardı. Aynı zamanda bu topraklara, kiracı olarak, mabetlerin halkını meydana getirecek olan köylüler de yerleştiriliyordu. Fakir köylüler, memnuniyetle mabetlerin kiracısı oluyor. Buda dinine karşı da içlerinde saygı ve sevgi doğuyordu. Dışardan gelmiş olan Hintli, Soğdlu ve Türkistanlı din adamları ise, bu mabetlere hiç çekinmeden tayin ediliyordu.’ Pazar-Manastırlar, temelleri bu çağda atılmış en tipik ticaret müesseselerinden biri idi. Bu görüşü ilk olarak aydınlığa kavuşturan da Prof. Eberhard olmuştur. Bu anlayış, eski Orta Asya’da gittikçe gelişecek ve yayılacaktır. Görüşümüze göre, Önasya’da bile, ticareti koruyan veya ticarete dayanan böyle birçok din mezhebi yok değildi.” (Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, s.243-245) |