Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Şehir sözcüğü Türkçe’ye şeher diye mi girdi?

“Batı Türkleri ile Oğuzlar, Batı kültür çevrelerine girdikçe, yeni sözler ve bu yeni sözler ile de, yeni görüşler edinmişlerdi. Şehir ve şar sözleri, bu gelişmenin en güzel belgeleri idi. Şehir sözü ile ilgili bu deyimlerin, Batı Türkleri’nde çok yayılmış olmasına rağmen, Doğu Türkleri’nde bu konuda yaygın ve derin bir yayılma göremiyoruz. Radlof, büyük Türkçe sözlüğünde, yalnızca Kaçins Türk lehçesine girmiş olan bir şar sözünü verebiliyordu. Bu söz de onlara, Osmanlılar’dan Kazan yolu üzerinden gitmiş olabilirdi.

Harezmşahlar Türk kültür çevresinde, bilindiği üzere, İslam kültürü ile İslam araştırmaları çok yayılmıştı. Bu sebeple, Harezmşahlar kültür çevresine ait dil hazineleri, ‘şeher’, yani ‘şehir’ sözlerini, içlerinde bol bol toplamaktaydı. 16. yüzyıldan sonra, bu bölgelerde yaşayan Moğol kavimleri de, şeher sözünü benimsemiş olmalıydı. Çünkü Harzemşahlar kültür çevresine ait kaynaklara, sonradan katılan Moğolca sözlüklerde de şehir, şeher diye karşılanıyordu. Belki de Moğolca ilaveyi yazanlar, şehir sözünü yakıştırmışlardı. Orta Avrupa’daki Kuman Türkleri de şehir için şahar diyorlardı. Aslında bu Türk kültür çevresinin, yani Kumanların, Kıpçak Türk kültür çevresinden tesir almaları gerekliydi. Çünkü Kıpçak ve eski Mısır kültür çevresinde şehir için, yalnızca şar sözü kullanılmıştı.

Eski Mısır ve Kıpçak Türk kültür çevrelerine ait kaynaklarda, ‘şehir’ karşılığı olarak yalnızca şar sözünü görüyoruz. Bu kaynaklara göre şar, büyük bir şehir ve Medine demek idi. Bununla beraber, ayna kaynaklar, bu sözün Türkler tarafından Farsça ‘şehr’ sözünden alınmış olduğunu, sözlerini katmadan da geri duramıyorlardı.

Eski Anadolu’ya şar sözü ile girerken sözümüze Yunus’un şu şiiri ile başlayalım:

‘Var imdi gez şardan şara, şöyle garip bencileyin’.

Eski Anadolu’da, ‘il, şar, köy’, birbirinden kesin olarak ayrılıyordu. 14. yüzyılda bile, ‘il ve boy’ ile ‘şar ve köy’, eski Anadolu kitaplarında kesin olarak birbirinden ayrılmıştı.

….Eski Farslar’ın şehr sözünü alıp, şar şeklinde kendine benzeştirebilmek de, Türk kültürünün kendi gücünü gösterebilen başka bir belge olamaz mı? Hele bu anlayış, 12., ve 14. yüzyılda bile, aynı çağda, Asya, Afrika ve Avrupa’da yaşamış ise. Çünkü bu şar sözü, Anadolu, Kıpçak ve Mısır’daki Memlûk Türkleri’nde de aynı anda görülmüş ve yaşatılmıştı.

(Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, s.239-241)