Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Kend, Oğuzlarca köy ve diğer Türklerce de şehir demekti!

“… Türk kavimleri çok geniş bölgelere yayılmıştı. Gerçi bütün Türklerin, kültür ile kültür deyişlerinin kökleri bir idi. Fakat anlayışlarda, bölge ve çağlara göre, ufak değişiklikler oluyordu. Uluş gibi kend sözü de, bazı Türklerce köy ve bazılarınca da şehir karşılığı olarak söyleniyordu. Aslında Sogdca’da kend, “şehir”, hem de büyük bir şehir demekti. En iyisi bu konuyu, 11 yüzyılda yazılmış olan bir kaynağın ağzından dinlemektir:

‘Kend, Oğuzlar ile Oğuzlar’a uyanlara göre, ‘köy’ demektir. Türklerin diğer büyük bölümlerine göre ise ‘şehir’ demektir. Bundan alınarak Fergana kasabasına, Özkend adı verilmiştir. Bu söz, kendimizin şehri demektir. Buna göre, Semizkend de denilmiştir. Bu şehre, büyük olduğundan böyle denilmiştir. Farsça’da ise bu şehre, Semerkand denir.

Görüşümüze göre, Oğuzlar, batıya daha önce geçmişti. Bu sebeple, yeni geldikleri kültür çevrelerine uymuşlar ve onlardan yeni deyimler almışlardı. Orta Asya’da kalan Türkler ise, eski Türk geleneğini devam ettirmişti. Batı Türkleri’nde köy ve şehir anlayışlarının nasıl geliştiğini daha sonra açıklamaya çalışacağız. Gerçi yukarıda Kaşgarlı Mahmud, bazı Türk halk etimolojilerini de bize anlatıyordu. Fakat efsanelerin dışında, köy ve şehir kavramları hakkında verdiği bilgiler, gerçeğin tam kendisi idi. Bununla beraber, Taşkend, Çimkend, Özkend gibi, kend sözü ile tanıtılan büyük Türk şehirleri de vardı. Oğuzlar’ın, bunlara kend diyemeyeceklerini düşünmek de biraz zordur. Ancak çok batıya geçmiş olan Oğuzlar için böyle bir şey düşünülebilir.

Kaşgarlı Mahmud 11.yüzyılın sonunda, Şaş gibi Türkçe olmayan şehir adlarının bile, sonradan verilmiş olduğunda ısrar ediyordu. Bu, onun bir inancıydı. Tarih gerçeklerine uymasa bile, ‘Terken, şeş şehrinin adıdır… Asıl adı Taş-kend idi. ‘Taş şehri’ demektir.

Taşkend şehri, Göktürk çağında da önemli bir Türk merkezi idi. Ama o çağda da adı, yine Şaş idi.”

(Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, s.233-237)