|
|
Devletin bir bölümü olarak şehir ve vilayet “İl-uluş sözüne de, yine eski Uygur yazılarında rastlıyoruz. Acaba bu deyişi, il ve uluş diye mi yoksa iller, uluşlar yani ülkelere ve şehirler diye mi açıklayacağımızı, kesin olarak söyleyemeyeceğiz. Eski Uygur yazılarında, ‘Bütün kavimlerin 8veya halkın) hizmeti demek için, ‘Kamag il uluşlar tapıgı’ sözleri kullanılıyordu. Ayrıca, ‘Dünya ülkeleri’ de il-uluş deyişi ile karşılanıyordu. Bunun için de, ‘Siz, dünyanın dört tarafındaki bütün il uluşlarını gezdiniz’, deniyordu. Bundan da anlaşılıyor ki, eski Türkler’deki uluş sözü, 11.yüzyıl Türkleri’nde olduğu gibi, her zaman şehir ve köy manasına söylenmiyordu. Buradaki uluş sözünü, ‘illerin bölümü’ veya ‘iller ülkeler’ diye birbirini tamamlayan deyişler olarak da kabul edebiliriz. Ancak bir gerçek varsa, ‘il-uluş’, dünyanın tamamı demek değil; bölümleri idi. Tıpkı devleti meydana getiren bir vilayet gibi. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, tarihçi Reşideddin, Türklerin surlarla çevrili büyük bir şehir manasına gelen Balık sözünün, Moğolca çoğul şekli olan balkat sözünü de, vilayet olarak açıklamıştı. Herhalde tarihçi Reşideddin’in vilayet sözünün içinde, şehirler veya şehirler topluluğu anlayışı da bulunmuş olmalıydı. …11.yüzyılda uluş sözünün manası, daha kesin olarak ortaya çıkmıştı. 11.yüzyılda Isığ-göl’ün kuzey çevrelerinde oturan yaylacı ve köylü Çigil Türkleri, yalnızca köy için uluş diyordu. Balasagun gibi, Karahanlı Devleti’nin kuzey başkenti olan şehirlerde oturan Türkler ise, şehir sözünün karşılığı olarak uluş deyimini kullanıyordu. Kaşgarlı Mahmud, böyle diyordu. Nitekim Balasagun şehrinin Türkçe adı, Kuz-Uluş idi.” (Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, s.209-211) |