Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Bir idare teşkilatı olarak şehir

“… Belgelerimizde görülen deyimlerdeki anlayışları, her zaman kesin olarak görülmüyor. Bu sebeple, kavarmlar arasında da, birbirleri içine girme olmakta idi. Eski Türkler’deki Devlet teşkilatı başlıca iki temel üzerine dayanmıştı:

A.Kavimlere göre kurulmuş teşkilat, B.Şehirlere göre düzenlenmiş idare teşkilatı.

Bilindiği üzere eski Türk devlet teşkilatında, kavimler ile boylara göre kurulmuş olan düzenler, daha önemli idi. Eski Türkçe’de budun sözü, hem millet ve hem de devleti meydana getiren, halkı tanımlayan bir deyiş idi. Yine eski Uygur yazılarında görülen Uluş budun veya uluş bodun sözü, hangi kavramı karşılıyordu? Kalyanamkara ve Papamkara hikayesine göre, ‘Çok güzel kopuz çalan bir prens vardı. Bir gün, eli kopuz çalarak ve ağzı da şarkı söyleyerek oturuyordu. Bunun üzerine ‘uluş ve budun’un hepsi toplandı (kuvradı) ve büyük bir hayranlıkla ve ağlayarak prensi dinlediler.’

Bu hikayeyi Uygur Türkçesi’ne tercüme eden kişi, çok şuurlu ve bilgili bir Türk idi. Çünkü kopuz ile ilgili deyimleri bile, çok güzel bir Türkçe ile anlatmıştı. Bu belgedeki budun, ‘halk’ olduğuna göre, uluş neydi? Bu eski Türk yazarı, halkı hep ‘uluş budun’ deyimi ile anlatıyordu. Yine aynı yazar başka bir yerde, ‘Bodhistva Tegin, bu uluş budun agıg kılınçlar kılmışın körüp,..’ diyordu. Bu çok bilgili eski Türk yazarı, Buda olabilecek kimseler için, Tegin, yani prens unvanını da kullanıyordu. Hem de tam yerinde olarak. Yukarıda verdiğimiz sözün manası ise şudur: ‘Prens Bohistva, bu uluş-budun’un, (yani bu halk kesiminin) (?), kötü hareketler yapmış olduğunu görüp’ …

(Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, s.207-209)