|
|
“Şehirde oturan” ve “oturmayan halk” “Türkler tarafından birbirinden kesin olarak ayırt ediliyorlardı. Eski Uygur yazılarında, ‘Balıkta, uluşta turguçı’, yani, ‘şehirde ve uluşta durucu, oturucu’ gibi sözlere de sık sık rastlıyoruz. Uluş da şehrin, yani balık’ın bir benzeri ve oturulan bir yerdir. Ama aralarındaki ayrılık neydi? Bu konu üzerinde de bu çağ için, fazla bir şey söyleyemeyeceğiz. Çünkü bu belgeler de bize, bazı şeyler söylemektedir. Bunu hemen kesin bir sonuca bağlamak, bizce doğru olmasa gerektir. Başka bir belgedeki, ‘Sekiz balık, uluşlar’ sözünde, balık ve uluş sözleri, eş manada kullanılmış gibi görünmektedir. Herhalde buradaki uluş sözü, Çigil Türkleri’nin anladığı manada köy demek değildi. Çünkü buradaki, Sekiz balık ve uluş sözü, biraz da kozmogonik ve mitolojik bir mana taşımaktadır. Yani Dünyanın sekiz bölümü demektir. Bütün bunlara rağmen, uluş ile balık sözleri arasında bir kavram ayrılığı bulunduğuna inanıyoruz. Uluş, surları olmayan bir şehir de olabilirdi.” (Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, s.205-207) |