|
|
Çamur ve kerpiç duvarlı şehirler “Bilindiği üzere, bu, Orta Asya’daki yapı geleneğinin önemli hususiyetlerinden biriydi. Topraktan yapılmış olan bu şehir duvarlarının, günümüze kadar gelebilmiş olmaları da, ayrıca incelenmesi gereken bir konudur. Bu yapı geleneği, daha çok Çin’de yaygındı. İki kalıp arasına konulan çamur, ayakla veya başka aletler ile, iyice sıkıştırılırdı. Çin’de duvar çamurlarını, ayakları ile tepen işçiler, bu arada şarkılar da söylerdi. Duvarcı işçilerin söyledikleri bu şarkılar, Çin edebiyat ve müziğinde önemli bir yer almıştır. Hatta Prof. Eberhard, bu duvarcı şiirlerinden bazılarını, Çince derslerinde bize bile okutmuştu. Bununla beraber, Uygur çağında yapılmış olan Turfan’daki bazı şahir duvarlarının, kesme taşlar ile örülmüş olduğunu da görmüyor değiliz. Bu konu üzerinde hocamız A.von Gabain, geniş olarak durmuştur. Bu sebeple, aynı meseleye burada da girip konuyu daha fazla uzatmak istemiyoruz. Zaten eski Türklerde balık sözünün diğer manası bir da çamur demektir. Fakat bu anlayış, yalnızca Oğuz Türkleri’nde görülüyordu. Balçık gibi, bugün söylediğimiz de, buradan gelmekteydi. Uygur Türkleri ise balık sözünü, yalnızca şehir için kullanırdı. Uygur Türkleri, ‘bir yerde kale veya sur yapılması’ için ise, balıklanmak diyordu. Türklerin surlar ile çevrilmiş şehirler için söylediği balık sözü, sonradan Moğol dillerine de geçmiştir. Moğollar’ın Gizli Tarihi gibi ana kaynaklar, Uygurlar ile Tangutlar(ın surlar ile çevrilmiş büyük şehirlerini, balakat sözü ile anıyordu. Moğollar’ın balakat veya balgat sözleri, Türklerin balık deyiminin çoğul şeklinden başka bir şey değildir. Tarihçi Reşideddin, Moğollar’ın bu balakat sözlerini, bazen vilayet karşılığı ile açıklayarak, aydınlığa kavuşturmak istemişti. Vilayet, bölge veya ülke demektir. Bu sebeple, Reşideddin, sözün manasını biraz daha genişletmişti. (Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, s.199-201) |