|
|
Türkler
keten ve keneviri biliyor muydu? “Türkler keteni ve keneviri eskiden beri çok iyi tanıyordu. Türkler’de keten ve kendir ile ilgili olarak söylenmiş sözler, Çinliler’den bile daha önce başlamıştı. Ön Asya ile Çin’deki keten ve kenevir hakkındaki bilgiler üzerinde, B.Laufer’in çok değerli bir araştırması vardır. Sino-İnaica adlı gerçekten çok değerli eserinde B.Laufer, bu konuda şöyle diyordu: ‘...Kültür tarihi bakımından çok ilgi çekici bir nokta da şudur: Çinliler, kenevir liflerini kumaş yapmak için hiçbir zaman kullanmamışlardır. Keten ise, tarihin çok erken çağlarından beri kenevirin yerine geçerek, mühim bir rol oynamıştı. Bu da, Yakındoğu ve Akdeniz kültürleriyle Uzakdoğu kültürlerini, birbirinden ayıran temel bir nokta olmuştu. Kenevir Yakındoğu’da; keten ise Uzakdoğu’da, elbise için kullanılan, birer madde olmuşlardı. Ayrıca bu mesele ile ilgili olarak iki ayrı önemli tesir de vardı. İran kavimleri ile İndo-Aryan kültürlerinin hepsi de, keten için tek ve müşterek bir deyişe sahip idiler. Çünkü, hem Sanskritçe ve hem de Avesta’da keten karşılığı olarak, ‘bangha’ adı verilmişti. Eski Türk dilleri ve dolayısıyla Fin-Ugor kavimlerinde ise ketene, ‘kendir’ denmişti. Bundan dolayı da Avrupa, bu her iki tesir altında kalmıştı. Ketenin Avrupa’ya, İskitler tarafından götürülmüş olduğu üzerinde de önemle durulmuştur...(S.294)’ Keten
ve kenevir, eski Mısır’da giyim maddesi olarak çok büyük bir değer taşıyordu.
Fakat araştırıcılar, keten ve kenevirin daha geç çağlarda Asya’dan
gittiği görüşündedir. Aslında dokuma işlerinde kullanılan keten ve
kenevir Çin’e bile, Batı Türkistan’ın doğusundaki Fergana bölgesinden
gitmiştir. Çünkü daha önceleri Çin’de, keten ve kenevirin yalnızca
tohum ve yağından faydalanılıyordu.” (Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, c.5, s.375)
|