|
|
Karı
sözcüğü eski Türkler’de hangi anlamda kullanılmıştır? “Karı,
eski Türkler’de ‘karış’
demektir. Aynı zamanda karı sözü bez ölçülen bir arşının adıydı. Kaşgarlı
Mahmud, bu deyişi şöyle açıklıyordu: ‘Karı, bez ölçülen arşın
demektir. Karı, yani karış sözünden alınmıştır. Mânâsı bakımından
Arapça’ya da uygun düşmüştür. Çünkü elin karışı ile bez ölçülen
arşın, hem Türkçe ve hem de Arapça’da, aynı sözler ile karşılanmıştır. Yine
aynı kaynak, bunun için başka bir örnek de vermekteydi: ‘Ol
bözig karşattı’ demek, ‘O, bezi ölçtü’ demektir. Kelime mânâsı
ise, ‘karışlattı’ diye açıklanabilir. Yine
aynı kaynak bu konuda bize bir atasözü bile vermektedir: ‘Erngenge
elig karı böz üm tikemes’. Bu atasözü, dil ve mânâ bakımından,
çok eski bir öz göstermektedir. Atasözünün anlamı ise, ‘bekar kişinin
elbisesi, elli arşın bezden bile dikilemez’ demektir. Fakat bu atasözü ile
söylenmek istenen şey ise, çok derin ve geniştir. Nitekim aynı kaynak, bu
atasözünün açıklamasını da şöyle yapıyordu: ‘Bekar kişiye, elli arşın
bez bile elbise olamaz demektir. Çünkü başkaları, bekarlara ne bir öğün
verir ve ne de onların iyiliğini ister. Bu söz, evlenmeyi
salık vermek için söylenmiştir.’ Uygurlar’da
da karı sözü, arşın manasına söyleniyordu. Eski Uygur anlaşma ve
senetlerinde, ‘eski bağlık’, yani ‘iki topluk bez’ ve ‘uzun arşınlık
bez’ yani, ‘uzun karıta böz’den
söz açılıyordu. Eski Türkler’deki ölçü sistemlerinin çok daha
derinlerine gidilebilir... Batı Türkleri arasında karı sözünü, ‘arşın’ manasına olarak, yalnızca Mısır’daki Memlûk Devleti’nde görüyoruz. Abu Hayyan, bizim karı sözümüzün yanında, Türkçe karı sözünü de, yine arşın manası ile yazıyordu.” (Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, c.5, s.372-373)
|