|
|
Türkler
“pamuk”u biliyor muydu? “...Pamuğun
ilk önce Türkler tarafından tanınıp, kullanıldığı hakkında bir iddiamız
yoktur. Hiçbir medeniyet de, böyle bir iddiaya kalkışamaz. Aslında,
‘hayvancı ve koyuncu Türkler’, pamuk için çok fazla ihtiyaç duymuş
olmasalar gerekti. Aslında
Türkler’de bir dokuma ham
maddesi olan pamuğun adı, diğer lifli bitkiler ile de sık sık karıştırılmıştı.
Bu sebepten konuyu, gayet esnek bir metot ve hoş görme ile ele almak
gereklidir. Pamuk, Çin’de İsa’dan çok önceki çağlarda, pek fazla tanınmıyordu.
Öyle anlaşılıyor ki pamuk üretimi Çin’e, Doğu Türkistan ve Tanrı Dağları
yoluyla gelmişti. Pamuk,
yani (Gossypium herbaceum), Çin’de po-tie ve ku-çun adlarıyla tanınıyordu.
Çinliler’in bu iki deyişinin kökleri de, Farsça pakta ve Arapça kutn sözleri
ile açıklığa kavuşmaktadır. Bunun üzerinde B.Laufer, ‘Sino İranica’
adlı eserinde, derin olarak durmuştur. Ancak
Laufer, Hindistan yoluna daha çok değer vermiştir. Fakat Çin’deki pamuk
ekiminde, Hindistan daha tesirli olmuş olsaydı, Hint sözlerinin daha bol
olması gerekirdi. Çin’deki pamuk adlarının, İran ve Arap dillerinden
gelmiş olması, bu Türkistan yolunun değerini daha da çok artırmış
olmaktadır. Türkler’e gelince, mevzuyu daha başka bir metod ile, ele almak gerekmektedir. Çünkü Türkler, çok geniş bölgelere yayılmışlar ve türlü kültür çevreleri ile bağlar kurmuşlardı. Uygur
Türkleri’nin hukuk belgelerinde pamuk, daha çok kıtık
adı ile geçmektedir. Kıtıklıg
ve kıtıksız örtgüg, şeklinde
geçen bu sözler, pamuklu ve pamuksuz olarak anlaşılmıştır. Aslında kıtık
sözü, ‘atılmamış ve eğirilmemiş pamuk veya ipek’ anlamındadır.
Çağatay Türk kültür çevrelerinde kıtık, ‘kaba ve kalın’ demektir.
Nitekim Anadolu’da da kaba minder yününe, minder kıtığı, kalın kirece
de kireç kıtığı adı verilir. Elbette
ki kaba pamuk için, şimdi olduğu gibi eskiden de kıtık denebilirdi. Ahmed
Vefik Paşa’ya göre, ‘kıtık, kırtık’tan
(gelmektedir?). Keten ve kendir çöpü, minder kıtıgı gibi’
diyordu.” (Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihi, cilt 5, s.353)
|