|
|
Türkler’in uzun bıyıkları... “Oğuzlar’ın bıyığa büyük bir önem verdiklerini
söylemiştik. Rahmetli üstadımız Fuad Köprülü, Boğraç adını taşıyan
bir Türk boyunu araştırırken, bu boydan elen Türkler’in ‘bıyıklarının
çok uzun ve sakalın da tıraş edilmiş olduğu' üzerinde dikkatle ve merakla
durmuştu. Bu görüşü destekleyen başka araştırmalar da yapılmıştır.
Örnekleri daha fazla uzatmayacağız. Bununla beraber Dede Korkut Kitabı ile
Topkapı Sarayı’ndaki yazmalardan, vaktiyle toplamış olduğumuz Türkler’in
bıyıkları hakkındaki sözleri, aşağıda kısa olarak vermeyi faydalı görüyoruz: ‘Acığı tutanda bıyıklarından kan çıkan, bıyığı
kanlu, Bügdüz Emen çapar yetti’. ‘Bıyığın engsesinden, yedi
yerde dügen, erenler, yedi yerden düğümleyen, erenler evreni (Kara Güne)...’ Yani ‘Bıyığını ensesinden, yedi yerden düğümleyen,
erenler evreni Kara Güne’ demektir. Bir başka yerde de, bıyığını
ensesinden üç defa düğümleyen bir Türk alpından söz açılır: ‘bıyığını
ensesinde üç gez düger...’ Bu mesele ile ilgili pek çok örnek
vardır. Mevzuu uzatmamak için, araştırıcılar için şimdilik iyi bilinen
bu örnekleri vermekle yetinelim. Bıyık burmak, bıyık bükmek, eskiden olduğu gibi
Anadolu’da da kullanılan ana deyişler idi. Bıyıkların uzandığı ağzın kenarına ise, bıyık
yastığı denirdi. Orta Asya Türk Mitolojisi’nde de bıyığa, büyük
bir değer verilirdi. Mesela Manas Destanı’nın bölümlerinden biri olan
Yoloy Han’ın bıyıklarından söz açılırken, ‘bıyıkları göğe çıkan
Yoloy Han’ deniyordu. Bıyıkları büküp, sivrilttikten sonra, öne doğru
dikmek âdeti, eski Orta Asya Türkleri’nde de görülüyordu. Ayrıca Kırgızlar’da,
bizim ‘bıyık altından gülme’ deyişini de görüyoruz.” (Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, cilt 5, s.311) |