Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

“Kökerdi oglanınıng sakalı” deyişi, ve Türkler’de sakal çeşitleri...

“Çocuklarda sakalın göğermesi, yeni bir yaş çağının belirtisi idi. Harezmşahlar çağına ait bir yazıda bizim gibi, ‘kökerdi oglanınıng sakalı’ denerek, ‘oğlanın sakalının göğermesi’nden söz açılıyordu. Kaba sakal, eski Türkler tarafından yaygın olarak kalın sakal veyahut da sakalı kalın deyişleri ile anlatılıyordu. Harezmşahlar çağında, ‘kalın sakallıg boldu’, yani ‘kalın sakallı oldu’ söyleyişlerine de rastlanıyordu.

Teke sakal deyişini, Selçuk çağının başlarında derlenmiş sözler arasında da görüyoruz. Brockelmann bunu ‘ince sakal’ şeklinde tercüme etmiş ise de, Teke sakallı deyişinin hangi manaya geldiğini, bütün Anadolu Türkleri bilir.

Ahmed Vefik Paşa Türkler’deki sakal çeşitlerini vermiştir: Ak sakal, kara sakal, teke sakal, top sakal, kaba sakal, keçi sakal, köse sakal’. Bu deyimler, aşağı yukarı eski Türkler’de de vardı. Paşa’nın verdiği örneklere bakılırsa, ‘sakala şekil verme’, başlıca iki yolla olurdu. Tabii olarak bu düzeltmeler, makasla şekil verme dışında kalıyorlardı: 1) Sakal başını çevirme veya kıvırma yolu ile. 2) Sakal başını dağıtma yolu ile. Bunlar daha çok, sakal tuvaletleriydi. Bazı sakallar ise doğuştan, kendi kendilerine şekil alırdı. Mesela eski Türkler ‘köse sakal’lara, şütük sakal derdi. Aslında şütük sözü, sığır boynuzundan yapılmış bir nevi kalem manasına geliyordu.

Seyrek sakal deyişini, şimdi biz bile kullanmaktayız. Harezmşahlar çağında seyrek sakallılara, suyuk sakallıg derlerdi. Aynı deyişi bugünkü Türk ağızlarında da görebiliyoruz. Aslında suyuk, ‘sıvı, sıvık’ manasınadır.

Bunu bizim, ‘sulu’ sözümüzle de karşılaştırabiliriz. Kadınlar için ‘suyuk ayak’, fahişe anlamına geliyordu.

Şu inanışı da kaydetmeden geçemeyeceğiz: ‘Türkler’de büyük sakal bir hilekarlık sembolü olarak görülmüştü.’ Hilekar ve kurnaz kişilere ‘uzun sakal’ diyen Türkler de yok değildi. Bunlardan başka ‘küreğimsi sakal, kıvırcık sakal, kama sakal, kâküllü sakal’ gibi sakallar için söylenmiş Türk deyişleri de çoktur.”

(Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, cilt 5, s.308)