|
|
Türkler sakal bırakır mıydı? “Kaynaklarımızdan öğrendiğimiz kadarıyla bir gerçek
varsa, ‘İslâmiyet’ten önceki Türkler’in sakalı
sevmedikleri’ idi. ‘Türkler ve Orta Asya kavimleri, sakallarını
kesiyor; fakat bıyıklarına değer veriyorlardı’. Bu gerçeği söylerken, şu mühim ırk hususiyetleri üzerinde
durmak da gerekmektedir. Bilindiği üzere, Çinliler’in sakalları çok az ve
seyrektir. Bu nedenle onların arasında sakallarını uzatabilenler veyahut da
güzel bir sakala sahip olanların sayısı çok azdır. Az olan bir şeyin, değerli olması da, tabiat ve insanlığın
bir kanunudur. Ayrıca sakal, filozofluk ile büyüklüğün de, bir
sembolü idi. Herhalde efsanelerde anlatılan Konfüçyüs ile diğer filozofların
uzun sakalları, bir Çinli olmaları nedeniyle, gür bir sakalı özleyiş ve
bunun doğurduğu bir inanıştan başka bir şey olmasa gerekti. İşte yukarıdaki sebeplerden dolayı, Çinliler gibi
sakalı az olan Moğollar ile, bunlarla karışmış Mongolid Türkler’de,
sakal bırakma moda ve isteğinin, zaman zaman kendini gösterip ve yayılmış
olması, normal görülebilirdi. Gür saçlı ve sakallı Batı Türkleri’nde ise durum
ayrıdır. Bu nedenle aynı kültüre sahip olmalarına rağmen Türkler’in de
–bazı fizyolojik sebeplerden dolayı- aralarında ayrılıkların
bulunabileceğini, gözden uzak tutmamak gerekir.” (Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, cilt 5, s.305-306) |