|
|
Anadolu Aleviliğindeki ölüm düşüncesi: Ölmeden evvel ölmek! “Anadolu Aleviliğindeki ölüm düşüncesi, beslendiği kaynakların (Eski Türk Kültürü, İslam inançları, ilkçağ felsefesi, Budizm, tasavvuf ve Anadolu’da yerleşik eski kültürler.) her birinden farklı öğeleri bünyesine alıp kendine özgü bir mozaik yapı oluşturmuştur. Anadolu Alevileri ölmek terimi yerine ‘Hakka yürümek, kalıp değiştirmek, donu değiştirmek, göçmek, uçmağa varmak' vb. tanımlamalar kullanmaktadır. Hakka yürümek, bireyin biçimden kurtulup, öze dönmesidir ki bu tasavvufî anlamda ‘Fena Fillah denilen kulun kendini tanrının varlığında yok etmesini ifade eder. Anadolu Alevileri’nin inancına göre Allah’ın kendi nurundan yarattığı ve tanrısal öz taşıyan insan, ölümüyle birlikte tekrar tanrıya dönecek, yani Hakk’a yürüyecektir. (İlkçağ felsefesinde Phitagorasçılar’da en yüksek hedef, tanrısalla birleşerek 'ben'i ortadan kaldırmaktır. İnsan ve Tanrı özsel olarak bir aynıdır.) Anadolu Alevileri’nin ölmeden önce ölmek olarak tanımladıkları bu düşünce yani kendini manevi olarak kurban etme düşüncesi Şamanist kökenli bir inanç olarak Tasavvuf düşüncesi ve Alevi-Bektaşi düşüncesinde de yer almıştır. Hakk’a ulaşmak insanın benliğinden arınması, nefsini öldürmesi yani ölmeden evvel ölmesiyle mümkün olacaktır.” Çorum İli Alaca İlçesi Eskiyapar köyünde 12.9.1994 günü yapmış olduğum bir derleme çalışmasında kaynak kişi Hasan Taşdemir (Dede) ölüm ve öte dünyaya ilişkin sorularıma şöyle cevap veriyordu: ‘İki türlü ölüm vardır. Bunlardan birisi ölüp bu dünyadan gitmektir ki bu ölüm sayılmaz. İkincisi ise ölmeden evvel ölmektir. Ölmeden evvel ölmek tarikatta olur. Belli bir yaşa gelen kimse, Dede’nin ve toplumun huzurunda kurbanını keserek, ailesi ile birlikte beyaz seccade üzerinde dara durur. Küs olduğu varsa barışır, alacağı vereceği varsa halleder. Kimseye kötülük düşünmeyeceğine, yalan söylemeyeceğine, komşusu ile iyi geçineceğine, yolunu inkar etmeyeceğine yemin ettirilerek (nefsimi öldürmeye geldim) dedirtilir. Cemde bulunan canlardan rızalık aldıktan sonra kesilen kurbanı yenir. Bu dünyada sorulan, öte dünyada sorulmayacağından kestiği kurban burak olup onu sırat köprüsünden geçirecektir.” (Anadolu Aleviliğinde Ölüm, Piri Er. Gelenek Görenek ve İnançlar, 5.Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, Seksiyon Bildirileri, S.182-183) |