|
|
Tengri (tanrı) Türkçe midir Çince mi? “Eski Türkçe’de gök anlamına gelen ana söz, Tengri
idi. Ama Türkler, hiçbir şeyi renksiz söylemezdi. Hele konu böyle kutsal
olursa. Onun için, göğe hep rengi ile birlikte Kök Tengri, yani Gök Tanrı
derlerdi. Yer ise, Yağız Yer idi. Yerin de kutsal bir rengi vardı.
Ama, zamanla Tengri sözü, tanrının kendisine mal olup kaldı. Gök ise, yalnız
rengi ile Kök, gök diye söylenegeldi. Burada, Tengri, yani ‘tanrı’ sözünün
önceleri ve kökleri üzerinde duracak değiliz. Tengri, Tanrı sözüne, ta Çin
Denizi’nden Baltık Denizi’ne kadar uzayan Türklerin akrabalarının
hepsinde de rastlayabiliriz. Ama bu sözün Türkçe’de edindiği derin mana ve
orijinal özellikleri, bu kavimlerin hiçbirinde göremeyiz. Türkler’de
Tengri sözü ile anlatılmak istenen şeyler, Çinliler’de Tien deyimi ile
karşılanmıştır. İlk bakışta bu iki söz arasında görülen benzerliği
ayırt etmemeye imkan yoktur. Bu sebeple, bu iki deyim arasında ilgiler kurmak
isteyenler de bulunmuştur. Birçok dar görüşlü sinologa göre,
Çin büyük bir kültüre sahiptir. Komşularında ne varsa onlara Çin
vermiştir ve Çin dışarıdan hiçbir şey almamıştır. Tabii olarak böyle bir görüş, çağımız için bir değer
taşımaz. Ama ne yapalım ki, bu görüşü savunanların çoğu da modern
Avrupalılar’dır. Elbette ki böyle bir deyimi kimin kimden aldığını, şimdiden
kesin olarak tespit etmek oldukça güç bir iştir. Ama akla ve dil kurallarına danışacak obursak, Çinliler’in
Tien sözünü Türkler’den almış olmaları, akla daha yakındır. Düşünelim
ki Çince Tien sözü kısaltılmış ve Çinlileştirilmiş bir sözdür. Türkçe Tengri sözü ise, belirli ekler ve köklere, sert
ve katı seslilerle kurulmuş bir deyimdir. Tengri, Tanrı sözünden bir
Tien sözünün
çıkması mümkündür; ama Tien’den Tengri sözünün türemiş olması, akla yakın bir şey değildir. Ayrıca bunun iklim, coğrafya ve ekonomik şartlara
dayanan sebepleri de vardır. Gök
dinini meydana getiren sebepler üzerinde dururken, bu konuya da yeniden döneceğiz. Türkçe Tengri ile Çince
Tien sözlerinin aynı manaya
gelmiş olmaları da, ayrı bir konudur: Tien sözü Çince’de ‘Hem gök
anlayışını ve hem de güçlü ve tek tanrıyı ifade eden tek deyimdir.
Onlara göre, Gök, bütün kutsallıkları kendinde toplayan, kutsal şeylerin
en kutsalı ve güçlü tanrının tam kendisidir.’ Eski Türkçe’de de, durum öyle idi. Tengri, hem gök ve
hem de Tanrı manasına gelirdi. Ancak şu farkla ki, ‘Çin’de gök, derin
bir felsefenin konusu olmuştu. Bu sebeple, Gökle Tanrıyı birbirinden ayırmak
oldukça güç bir işti. Halbuki Türklerin düşünce düzeni açık, parlak,
günlük hayatın gerçekleri ve güçlükleri ile, gerçekçi bir ifadeye bürünmüştü.
Tıpkı İslamiyet'te olduğu gibi... Tanrının, insanların biçimleri,
vazifeleri ve salahiyetleri sınırlandırılmış ve belirtilmişti. Anadolu Selçuklularının ilk devirlerinde yaşamış
tarihçilerden Süryanî Mikâil’in dediği gibi, Türklerin eski dinleri ile
İslamiyet arasında büyük yakınlıklar vardı. Türklerin İslamiyet'i toptan
kabul etmiş olmaları ve buna rağmen milli benliklerini kaybetmemiş olmalarının
sebebini de, burada aramak lazımdır düşüncesindeyiz. Türkler başlangıçta göğe Tengri derler, fakat güçlü
ve yüce tanrıyı da bu adla adlandırırlardı. Eski Türklere göre ‘gök,
Çinlilerinki gibi, kendi kendine Tanrı değildi. Göğü ve yeri de yaratan
bir kuvvet vardı.’ İşte gerçek tanrı, bu kutsal güç olmalıydı.” (Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, cilt 1, s.59-63) |