Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Gökyüzünün rengi muhteşem mavidir!

“...onlara göre, renklerin rengi ve renklerin en güzeli de vardı. Mavi, yani ‘gök rengi’, her şeyin üstündeydi. Bütün güzellik, her türlü kutsallık onda toplanmıştı. Türk, gök rengini çok sever, ama ondan çok da korkardı.

Bu korkusu, saygı ile karışıktı, Saygıdeğer her şey, gök renkte idi. Bütün Türk edebiyatı, bununla doludur. Eğer Türk, bir kimse için ‘gök sakallı’ diyorsa, bilelim ki o kimse, kutsal bir kişidir veyahut da Tanrının bir elçisidir.

Yaşlı, tecrübeli, yurduna çok hizmet etmiş, birçok kişi de gök sakallı idi. Ak sakallı da iyidir ama, herkes gibi nihayet normal ve akıllı bir ihtiyardır. Türk, gök tüylü, gök yeleli kurt diyorsa, bilelim ki bu da Tanrının bir elçisidir. Çünkü o, ‘Tanrının rengi olan göklüğe bürünmüştür.

İhtiyar bir kurdun da, tüyleri ve yeleleri ağarmıştır. Onun yüzlerce kurdun önüne düşerek neler yaptığını, Türkler gibi birçok büyük sürü sahipleri de, çok iyi bilirdi. Böyle bir kurt, kurtların tıpkı tecrübeli ve akıllı bir veziri, bir padişahı gibi idi. Bu kurdun ordularını nereden ve ne zaman getireceği bilinmezdi.

Gelirse de her şeyi altüst eder ve tedbiri alınmazdı. Görülüyor ki, eski Türk kültüründe din ve gerçek hayat, her zaman için yan yanadır.”

(Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, cilt 1, s.57)