Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Yapağı hangi mevsimde toplanan yüne denir?

“Yapağı baharda koyunun üzerinde toplanmış olan, kışlık yünden başka bir şey değildir. 11. yüzyıl Türkleri, yapağıya yalnızca yap derdi. Bazen ‘yüng yap’, yani ‘yün yapağı’ dendiği de görülüyordu.

‘Yün ve yapağı yoluntusu’ için ise, ‘yabaku’ deniyordu. ‘Yün ve kıl didintileri ile doldurulmuş minder veya benzeri şeyler’e ise, yine aynı kökten gelen, yapgut adı veriliyordu.

Görülüyor ki böylece, yap kökünden gelen, bir dizi söz türemiş oluyordu. Bu sözün mana ve kökleri üzerinde durmayacağız. Ancak, Selçuk çağının başlarına ait kaynaklar, ‘baştaki saçların keçeleşmesi’ için de yabaku boldı, yani ‘yapağı oldu’ diyordu.

Bundan da anlıyoruz ki yapağı sözü, koyun yününden çok, ‘keçeleşme ve dağınıklık’ anlayışı ile ilgili idi. Nitekim Dede Korkut kitabında bile, şöyle deniyordu: ‘Yapağılu gökçe çimen güze kalmaz’. Yani sık, gür yapraklı, birbirine girmiş çimen sonbahara kadar yaşamaz, kalmaz’. Bu sözü ‘yapağı gibi sık ve gür çimen’ diye de açıklayabiliriz.

Ama, böyle bir çıkış bizim için biraz zor olacaktır. Yapağı sözü, bazı Moğol ağızlarında ise, daaka şeklinde görülür. Aslında Türkçe’den gitmiş olması gereken bu tesir, sonradan Kırgızlar’a, Moğollar’dan yeniden geri dönerek gelmişti. Bu sebeple Kırgızlar, yapağı için bazen ‘daakı, dakı’ ve bazen de, Türkçe kök ile cabaka, cabagı diyorlardı.”

(Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, cilt 5, s.160)