|
|
Bilin bakalım çığrı ne demektir? “Türkler başlangıçta çıkrığa, çığrı derdi.
Eski Türkler’de ‘çığrı’ sözü, değirmen, çark, dolap gibi şeylerin
çıktığı ile, ip çıkrığı ve her türlü makara manasına gelirdi. Gök
çığrısı ile ‘felek’ de bu sözün içine girerdi... Gerçi Sanskrit dillerindeki çakra ve eski İran lehçelerindeki
çahragân sözleri de, ‘ip çıkrığı’ manasına geliyordu. Fakat bizce,
bu benzetmede kesin olarak konuşmak doğru değildir. Aslında çığrı sözünün kök ve ekleri Türkçe’nin
kuruluşuna da uygundur. Ayrıca bu deyişi doğurabilecek birçok eski Türkçe
söz de vardır. Buna rağmen Uygur
çağında Budizm tesiri ile Türkçe’ye girmiş olabilirdi. Bu yolla da, birçok
yeni deyişin doğmuş olabileceği düşünülebilir. Eski Türkçe’deki çığrı
sözü, Anadolu ile Mısır Türkleri’nde, bir küçültme eki alarak çıkrık
şekline girmiştir. Orta Asya Türkleri’nde ise bu sözü, çıyırık şeklinde
söyleyenler vardır. İranlılar’a gelince, onlar çıkrığa daha çok, pervân
ve behen derdi. Orta Asya Türkleri’nde çıyırık sözü, bugün için daha
çok bükme manasına kullanılmaktadır. Mesela ‘çıyırığı katı ip’, sağlam bükülmüş
ip; ‘çıyırığı boş ip’ de gevşek bükülmüş ip manasına geliyordu.
Altay ağızlarında çıkrık anlayışına kullanılan aya, ağıcak, gayibak,
agalçi, agu gibi deyişler de vardır. Fakat bunların tahlillerine girişmek için,
buradaki yerimiz uygun değildir. Anadolu’da kullanılan çıkrık ile ilgili sözler, daha
zengin ve daha renklidir. Anadolu’daki Çığrık,
çırık, elicek, kölecen, kelepçek, kollu, yüğrük,yürük gibi Türkçe sözlerin
yanında, ‘çıkrık kolu’ manasına gelen, elcek, elecek, tapıncak gibi diğer
deyişleri de sayabiliriz. Ayrıca, az kullanılmış olsalar da, cehre, cırsır, cahıra,
elemit, kelebe gibi yabancı kültürlerden gelmiş sözleri saymada da fayda
vardır. Her kültür, bilhassa dokumacılık kültürü, hiç şüphe yok ki dışardan birçok tesirler almıştır.” (Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, cilt 5, s.144-145) |