Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Sürü sözcüğü için eski Türkler ne kullanırdı?

“Türkçe’de ‘sürü’ deyimini karşılayan en eski ve özlü söz, ‘yılkı’ deyişidir. Aslında yılkı sözünün esas manası, ‘canlı ve hayvan’ demektir. Bu sözün manasını, Uygur çağında yazılmış kitaplardaki Çince karşılıklar ile, kesin olarak tespit edebiliyoruz. Göktürk yazıtlarında da aynı söz, aynı anlayışla kullanılmıştı.

Bazen, tört adaklıg yılkım, demek yoluyla, sürünün hayvan olduğu da belirtilmek istenmişti. Eski Türkler’de, ‘Herkesin hayvanı kendi mülkiyetini ifade eden, kendi damgası ile damgalanırdı’. Bu sebeple Göktürk yazıtlarında bazen de tamgalıg yılkı, yani ‘mülkiyeti belirtilmiş sürü’ denirdi.

Anadolu’da da 15. yüzyılda ılkı sözü, henüz bütün hayvanların ifade ediyordu. Bu çağdaki Osmanlı metinlerinde, ‘Anber, deniz ılkısındandır’, veya, ‘Anı ılkılar bölüğünden sayarlar’ gibi cümleler, bu fikri desteklemektedir. Buna rağmen Dede Korkut’ta ılkı sözü, yalnızca ‘at sürüsü’ için kullanılmıştır: ‘Giderek kâfirin ılkısına geldi. Bir at bulur isem tutayım bineyim, dedi...’

Anadolu’da olduğu gibi, Orta Asya’da da, yılkı veya ılkı sözleri, çobanlık hayvanlar için, tavar (davar) ve mal sözleri ile eş manada söylenmiştir.

Hatta bazı Osmanlı metinlerinde ‘çoban’a bile, davar eri diyecek kadar ileri gidilmiştir. Orta Asya’nın bazı lehçelerinde de cılkı sözü, yalnızca ‘at sürüsü’ için kullanılır. Mesela, ‘cılkınga karap ışkır’, ‘At sürüsünün büyüklüğüne bakarak, ona göre ıslık çal’ atasözü, bunun bir örneğidir.

Bu atasözü, bir nevi ‘yorganına göre ayağını uzat’ karşılığıdır. ‘Yılan sokmadan, at ‘cılkı) tepmeden’ atasözünde ise, yılkı sözü yalnızca bir at için kullanılmıştır.”

(Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, cilt 1, s.31)