|
|
Otlak ile yaylak aynı anlama mı gelir? “...Aslında yaylanın önem kazanmasının tek sebebi,
‘hayvanlar otlağı’ olmasından ileri gelir. Burada, yayla ile mer’a arasındaki
farka da temas etmek lazımdır. Yayla, baharda başlayan, mevsimlik bir otlaktır.
Mer’a ise, çoğu zaman devamlı olabilir. Eski Türk devletlerinde, bir birlik meydana getiren Türk
boylarına, yaylalar, bir ıkta (fief) olarak verilirdi. Yani her boyun, sınırlarla
belirlenmiş, bir otlağı ve yurdu bulunurdu. Çin kaynakları bu sosyal
kaideyi, ‘Pu-lo’ diye adlandırıyordu. ‘Pu’, Çince’de ‘bölüm kısım’
demektir. ‘Pu-lo’ sözünde ise, mana değişiyordu. ‘Belirli
bir toprak parçasında oturan, belirli bir halk kitlesi’, hatıra geliyordu.
Bu sebeple Çin tarihleri, Uygur boylarından söz açarken, yalnızca ‘Boy’
demezler, onların arazilerini de belirten ‘Pu-lo’ deyimini kullanırlardı.
Bu, Moğol çağındaki ‘Ntuk’ ve Türkçe ‘yurt’tan başka bir şey değildi. Dede Korkut’ta da sık sık rastlanan hanların etrafındakilere,
‘yaylak vermek’ işlerinden söz açılırdı. Bu, bir otlak ikta, yani (fief
of pasture) olmalıdır. Bazı yaylalar
ise, devletin veya hakanın malıdır. Bir yaz için kiraya verilirdi. Osmanlı Devleti’nde buna, yaylak hakkı denirdi. Bu da,
hukuk deyişi ile, (rent of pasturage ground) dır. Orta Asya’da bu hak, çoğu
zaman yine hayvan olarak alınırdı.” (Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, cilt 1,
s.25) |