|
|
Yurt, vatan mı demektir otlak mı? “Yurt sözcüğünün manasında da, sonradan epey değişiklikler
olmuştur. Eski Anadolu metinlerinde bu deyiş, ‘yurt’ ve ‘oturulan yer’
manasına gelir. Bunun yanında yurtluk ise, ıkta yolu ile verilen bir arazi
parçasını ifade ederdi. Yurtluk, hem bir otlak ve hem de ekilen bir ziraat bölgesi
veya köyler olabilirdi. ‘Yurtluk, ocaklık veçhile’ sözü ise, daha başka
bir anlayış için kullanılıyordu. Yurt sözü ile, çadırların kurulmuş
olduğu ‘oba bölgesi’ de kastedilmiştir. Mesela, Dede Korkut’taki şu cümle
bu anlayış üzerine kullanılmıştır: ‘Gördi kim uçarda kuzgun tazı tolaşmış, yurtda kalmış...yurdilen
haberleşmiş...’ Kaşgarlı Mahmud’un verdiği, bir şiirdeki son satır
da şöyledir: ‘Yurtı kalıp ağlayu’. Brockelman buradaki yurt deyişin, ‘vatan, heimat’
olarak tercüme etmiştir. Vatan denince hatıra, büyük bir bölge, bir otlak
veya bir yayla gelir. Bunun yanında, çadırların bulunduğu obanın söz
konusu edilmesi de düşünülebilirdi. Eski Türkçe’de yurt sözü, harabe
ve yıkıntıya da denirdi. Görülüyor ki, bir kelimeyi kesin olarak manalandırmak
doğru değildir. Harezmşahlar çağındaki sözlükler, Moğolca nutuk sözünü,
Türkçe yurt sözü ile karşılamışlardır. Nutuk, Moğol göçebelerinin gezindikleri, belirli bir
otlak veya bölgeyi gösteren bir sözdür.
Codex Comanicus’da ise yurt sözü, ‘oturulan ev’ karşılığı
olarak kullanılmıştır. Aynı söz sonradan da, aynı anlayış için kullanılacaktır.
Görülüyor ki, bu konularda da, tek bir anlayışa kapılmak doğru değildir.” (Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, cilt 1,
s.22) |