Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Çoban deyip geçmeyin onlar bey idi!

“Çoban ile diğer hayvan bakıcıları, sürülerini bırakamazlardı. Eğer kapitali çok büyük değilse, sürü sahibinin de sürüsünün başında bulunması gerekirdi. Ağılın içinde bulunan ‘Çoban evi’ne çögmen veya odak adı da verilirdi. Çoban evi için en çok kullanılan deyim ‘çobancalık’tır. Yalnız bunu ‘çoban hakkı’ manasına gelen, çobansalık sözünden ayırmak lazımdır.

Aslında çobanlar, köylerden veya çadır obalarından uzakta, yaylada yaşayan kimselerdir. Bugün Anadolu’da bunlar için küçük kulübeler yapılıyor ise de, eskiden bunların çadır ve yurtlarda oturmaları akla uygundur.

Ayrıca çobanlar, yalnız da değildiler. Baş çobanın yanında, diğer çobanlar, çoban yamakları ile süt sağanlar da bulunurdu. Mesela, büyük bir memur gibi olan Çoban Kara-Beg’in emrinde, dokuz çoban bulunuyordu. Bu dokuz çobanın her biri de bir yaylanın hakimi gibi idi. Onların da maiyetlerinde bir sürü insan vardı.”

(Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, cilt1, s.15)