Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

“Ağılda oğlak doğsa hendekte otu biter!”..

“... Ağıl, etrafı çitle veya başka bir şeyle çevrilmiş bir yer veya bir tarla demektir. Türk ağızlarında, bu manayı veren türlü fiil kökleri vardır. Eski Anadolu metinlerinde, ay ve güneşin etrafındaki hâleyi ifade eden, ay ağılı, gün ağılı gibi deyimler de, bu sözün ana anlayışını gösteren, açık örneklerdir.

Şunu da söylemek lazım ki, Anadolu’da bugün kullanılan ağıla ile kaşağ, kaşak, kaşşak gibi ağıl manasına gelen deyişler, çok eski bir Türk karakteri göstermektedir. Eski Anadolu’daki avlağı deyimi ile Dede Korkut’taki agayıl’ın da, üzerinde ayrıca durmak lazımdır.

Bu deyiş, eski Türkçe’de doğrudan doğruya ağıl şeklinde söylenirdi. Nitekim, Kaşgarlı Mahmud’un eserindeki bir atasözünde şöyle deniyordu: Ağılda oğlak toksa, arıkda otı öner!’, yani, ‘ağılda oğlak doğsa, hendekte otu biter!’

Gerçi bu sözde, İslamiyet’in tesirleri de görülmüyor değildi. Fakat bütün hayatı hayvancılıkla geçmiş olan Türkler’de böyle bir düşüncenin doğabileceğini de kabul etmek lazımdır. Osmanlı Türkçesi’nde ağıl manasına kullanılan kotan sözü ile Anadolu’daki kotara, kotarı sözleri üzerinde de ayrıca durmak lazımdır.

Mesela Harezmşah çağında şöyle bir cümle geçmektedir: ‘Koy üçün yıgaçdın yasar kotan’, yani ‘Koyun için ağaçtan yapılmış ağıl, çit’. Harezm çağı Türkçesi’nin Moğol karşılığında da kotan sözü görülmüştür. Aslında, kotan-la-mak fiili de Çağatay lehçesinde, ‘etrafını çevirmek’ manasına geliyordu.”

(Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, cilt1, s.14)