Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

“Orhun Abideleri biçimsiz taşlar değildir...”

“Türk bilimsel kamuoyunda bu Orhun Anıtları öylesine bir boşluğun ortasında dikilmiş bir takım biçimsiz taşlar üzerinde bir takım Türkçe ifadeler olarak görülüyordu. Bu da çok önemli ama Orhun Anıtları bundan ibaret değil. 

Orada mimari külliyeler bayağı bir anıtkabir projesi var. Küçük veya büyük bir yapı, onun önünde iki sıra halinde heykeller, bir şeref yolu. Arka tarafında bir sunak veya havuz. Bunların hepsi dikdörtgen bir alan içinde. 

Bu dört köşe alanı hem hendek hem duvar çeviriyor. Gerek bu duvarlarda gerekse binanın duvarlarında işlemeler, taşlar, fresk denilen boyalı işlemeler var. Kaplumbağa şeklinde anıtsal kaideler üzerinde bu yazılı dikitler, steller yükseliyor. 

Üzerinde yazılar bulunan bu dikili taşların tepeleri de ejder heykeli şeklinde biçimlendirilmiş. Kapıda da tılsım niteliğinde koruyucu motifler, tıpkı eski Asur, Hitit medeniyetlerinde olduğu gibi iki tane güçlü hayvan örneğin erkek geyik çifti var. Böyle zengin bir programın kapısının dışından doğuya doğru uzanan “balbal” denilen niçin dikildiği halen tartışma konusu olan yüzlerce dikit var. 

Büyük bir program bu. Mesela Kültigin ile Bilge Kağanınkiler aşağı yukarı bir kilometrelik aralıkla yan yana yer alıyorlar. Biraz daha ötede muhtemelen bir Uygur Prensine ait ya da daha az önemli bir Göktürk asilzadesine ait üçüncü bir anıt var. 

Bilge Tonyukuk ki Göktürklerin dirildiği zamanki muhteşem çıkışının ideologu diyebileceğimiz bir fikir adamıdır. İlteriş Kutlu Kağan ile birlikte Bilge Tonyukukunki bugünkü Moğolistan’ın başkenti olan Ulan-Bator’a yakın bir yerdedir. Söylemek istediğim sadece üzerinde durduğumuz şu üç varlık bile birer mimarisi olan anıtsal heykelleri ile resmi ile yazıları ile kültürel bir komplekstir.”

(Oluş Arık, ODTÜ Tartışmaları, 21.Kasım.1999)