|
|
13.
yüzyıla gelinmiş ama
Türk tanrısının adı Allah değil Nasigay... “Marko
Polo Orta Asya Türkleri tanrılarının ancak bir tanesinden bahsediyor.
Nasigay dedikleri bu tanrı toprak tanrısıdır. 'Bu tanrı, çocukları,
hayvanları ve mahsulleri koruyor' dedikten sonra, Nasigay’ın eşi ve çocukları
da olduğunu, eşinin daima Nasigay’ın sol tarafında durduğunu, bu tanrıyı
memnun etmek için ziyafetler tertiplendiğini, putların dudaklarına semiz et
ve yağ sürüldüğünü ekliyor. Muharrir, bu geleneklerin artık unutulmaya başladığını kaydederek şunları ilave ediyor: ‘Fakat, şimdi değişmişler, eski gelenekler kalmamış, Çin’de yaşayanlar eski inançlarından vazgeçerek Çinliler’in putlarına tapıyorlar. Çin geleneklerini benimsiyorlar.' Marko
Polo dinden bahsederken, önemli bir noktaya daha değiniyor: 'Levent (Deşt-i Kıpçak,
Doğu Avrupa) Türkleri Müslümanlığı kabul etmişler. İslâm geleneklerini
almışlar’. Avrupalı
seyyah, eserinde keza Orta Asya Türkleri’nin büyük zaviyeleri olduğunu,
bir şehir büyüklüğünde bu dini külliyelerin her birinde binden fazla
dervişin bulunduğunu, giydikleri elbiselerin alelade insanların
elbiselerinden daha güzel olduğunu, başları kabak ve sakalları traşlı olduğunu
hatırlattıktan sonra ‘aralarında evli olanları da var, çok sayıda çocukları
olduğunu gördüm’ diyor. ‘Sensi
dedikleri başka türlü dervişler de var’ dedikten sonra, bunların hayatları
boyunca oruç tuttuklarını, yediklerinin sıcak suya karıştırılan kepek, içtiklerinin
ise ancak su olduğunu hatırlatarak, ateşe tapan Türkler’den de bahsediyor.
Bu dervişler evlenmiyorlar, siyah ve sarı elbise giyiyor ve hasır üstünde
yatıyorlar’ diyor. (Marko Polo Gözü ile Orta Asya Türkleri, Mehmet Ali Ekrem, İpek Yolu Uluslar arası Halk Edebiyatı Sempozyumu Bildirileri, 1993) |