|
|
Türkler’in
dinlere karşı hoşgörüsü sonsuzdu
“Hindistan’da doğmuş olan Budizm’in Çin
yönündeki yayılma yollarından biri Orta Asya olmuş; orada sağlam ara
durakları inşa etmiş ve bugün artık bildiğimiz gibi ana yollara, M.S.
ikinci yüzyıldan başlayarak, Hintli, Parth, Yüe-çi misyonerler salmıştı. Bunlardan
birçoğu, Türkler tarafından nasıl iyi karşılandıklarını anlatan tanıklıklar
bırakmışlardır. 574
ile 584 yılları arasında Tu-ku-e’lerin yanında kalmış olan Jinagupta
onların arasında serbestçe vaaz vermişti. Prabhakaramistre (626) onlara
Budizm’in yasasını öğretti ve onları coşturdu: ‘Hükümdarda, son
derece özel bir güven ve uysallıkla karşılaşmıştı.’ Hiuan-Thsang
ise, konuğu olduğu bu kimselerin erdemlerini ve anlayışlılıklarını
anlata anlata bitirememektedir. Dolayısıyla, demek ki, tıpkı Yahudiler’in,
Bizanslılar’ın pogromlarından kaçabilmek için Hazarlar’a sığınmaları
gibi bir ara Çinliler’in zulmüne uğrayan Budistler’in Türkler’e sığınmaları
için de içlerinde onlara yönelik en küçük bir eğilim bulunması yeterli
olmuştu.” (Roux,
Türkler’in Tarihi, S.115) |