Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Iduk ne demektir?

“Iduk mübarek demektir.”

“...Mamafih Türkler’in başka tabiat varlıklarını da da ıduk saydıklarını biliyoruz. Mesela Gerdizi İrtiş boylarında yaşayan Kimekler’in bu ırmağı ululadıklarını, ona yükündüklerini, yani secde ettiklerini ve hatta onu kendi rabbleri (huday) tanıdıklarını yazar.”

“Kaşgarlı’da ızuk=ıduk Tağ sözü de geçiyor ve bu sarp ve uzun dağ (el-cebelu’l-mani’u’t-tavilu) şeklinde izah ediliyor. Bilge Kağan’ın da Ötüken Yış’ı (ormanlık dağ; Altın Yış =Altay dağları) ıduk ile vasıflandırdığını gördük. 11. yüzyılın Gazneli müelliflerinden Gerdizi, eski kaynaklara dayanarak aşağı Çu ırmağının sol kıyısındaki köylerden bahsederken bu köylerin yanındaki dağı Türkler’in uğurlu saydıklarını, bu dağın üzerine and içtiklerini ve Ulu Yaradan’ın orada oturduğuna inandıklarını belirtir.

Minorsky’nin de dediği gibi Türgiş hükümdarı Su-lu Kağan’ın korusu bu dağ veya bu dağın bir kısmı olabilir. Taberi, Su-lu Kağan’ın 737 yılında Araplar’a karşı giriştiği meşhur sefer dolayısıyla şunları yazıyor: Ali b.Muhommed yaşlıların şunları anlattıklarını bildirdi. Onlar şöyle söylediler: (Huttal hakimi) İbnü’s-Sai’ci Hakan Ebu Muzahim’e (Su-lu Kağan) mektup yazdı. Biz, Arablar’a sıkıntı verdiği için, bu hakana Ebu Muzahim (zahmet verici) künyesini takdık. İbn Sai’ci Nevaket’te bulunan hakana (Horasan valisi) Esed’in Huttal’a girdiği ve askerini varlığı anlaşılmayacak bir halde dağıttığını bildirdi. Mektub hakana ulaşınca askerlerine hazırlanmalarını emretti.  Hakan’ın bir çayırlığı ve bir korusu (dağı) vardı ki, buralara kimse yaklaşamaz, oralarda kimse av avlayamazdı. Bunlar sefer için korunurdu. Sefer zamanı üç gün çayırlık ve üç gün da dağa girilmesine izin verilirdi. Böylece hazırlandılar; av hayvanlarını derilerini sepileyip ondan yancıklarını (azık torbası) yaptılar. Hakan gemli ve eğerli soy atını (berdhun) isteyip bindi, bir koyun kestirip terkiye bağlattı ve içinde bir miktar tuz bulunan keseyi de kemerine soktuktan sonra her askerin böyle yapmasını buyurdu ve ‘Huttal’da Araplar ile karşılaşacağınız zamana kadar azığınız budur’ dedi.

(Faruk Sümer, Eski Türkler’de Şehircilik, S.16-17)