|
|
Quba’da
Nevruz nasıl kutlanır? (Anlatım diline karışılmadı.) “Azerbaycan’ın
Reyonu olan Quba; 14.yüzyılda kurulmuş olup burada yaşayan halkın büyük
çoğunluğunu Azeriler oluşturmaktadır. Quba’da Azeriler dışında Ruslar,
Yahudiler, Lezgiler ve tatlar yaşamaktadır. Bölgede Azeri şivesinin yanı sıra,
Rus dili ve Tat şivesi yoğun olarak kullanılmaktadır. ... Quba’da
Nevruz Bayramı; bayramların içinde en önemli olanıdır. Yeni yılın başlaması,
toprağın canlanması, baharın gelmesi olarak bilinen Nevruz Bayramı ile
ilgili Quba’daki kaynak kişi anlatıları şöyledir: ‘Bütün
bayramlar, Kurban Bayramı, Oruçluk Bayramı geçer Nevruz Bayramı geçmez.
Martın 20’sinde kutlarız ama saati her yıl değişir.’ Kaynak
kişiler Nevruz’u neden kutluyorsunuz sorusuna da şöyle yanıt vermektedir: ‘Nevruz
bütün dünyada bir Azerbaycan’ın âdetidir. Azerbaycanlılar ateşperest
olmalarından dolayı ona istinaden olur. Promedin ad uğurlaması vardır.
Bizim Kafkas dağlarının, Baba Dağ var, bura büyük bir ocaktır. Promete o
odu uğurlayanda orda muhlanır. Kaf
Dağı diyorlar yani; Kafkas Dağları öyle çıkartırlar ki (söylerler ki,
anlatırlar ki) o ad birinci (en önce) bu topraktan yayılır. Ocağa
inanma onun kökündendir. Biz de onun için ocağa tükürmek, ocağa mundar şey
atmak günahtır. Su atıp söndürmek, birden seksendirmek günahtır. Bizim
ateşperestler oda stayeş eden bir hakim kökten gelir. Buna
od halkı derler. Muselmanlık bizde yayılan vakit Araplar inkâr eylemediler
(etmediler) onların da hoşuna geldi onun için bu bayram bir nevi muselman
bayramı gibi kutlanır. Müselmanlar’a
göre bu hemin Arife Hz.Ali’nin ad gününe de düşer. Muselmanlar bir de gördüler
ki hayat o gün tazeden başlar. Yılın
başlangıcı gibi bunların hepsi üst üste düştüğü için bu bayramın
burda kadim kökü vardır. Bunun için Azerbaycan’da bu bayram daha güzel geçer.
Bütün dünya bunu bahar gibi karşılar ama biz bunu ta debdebe ile karşılarız.
Koca yıl gider, yeni yıl Martla başlar. Muselman
tarihinde de yeni yıl bayrama düşer. Hz.Ali’nin bayramı da Nevruz’a düşer.’
Nevruz’u kutlama nedenlerini yukarıdaki gibi anlatan kaynak kişi, o gün
tabiatın canlandığına, toprağın uyandığına, eski yılın gidip yeni yılın
geldiğine inanmaktadır. Quba
halkı Nevruz’a üç hafta kala, hazırlıklara başlamakta, evlerini
temizlemekte, giyeceklerini hazır etmekte, Nevruz gününe, hiçbir iş bırakmamakta,
kendini o güne hazırlamaktadır. Konuyla
ilgili kaynak kişi anlatıları şöyledir: ‘Nevruz
Bayramı olunca biz evi, her şeyi temizleriz, her şey temiz olur, evde ne
yiyecek varsa onları hazırlarız. Çok şirin şeyler yaparız. Allah’ın
verdiği nimetlerden az az da olsa var olan nimetlerden şuraya yığarız. Herkes
evini bezetir, tüm evin külfeti ananın, atanın yanında olur o gün, bizde
Nevruz’a yakın odun kesmenin imkanı yoktur. Nevruz’a beş ay kala yavaş
yavaş Nevruz’a ne lazımsa onu yığmaya başlarız. Uşağımıza yeni
giysiler alıp koyarız ki uşak sevinsin. Nevruz arifesinde her şeyin tazesi,
her şeyin yahşisi, her şeyin mukaddesi olur.’ Beş
ay önceden Nevruz hazırlıklarına başlayan Quba halkı, oruçluk bayramını
ve kurban bayramını kutlamasa da Nevruz bayramını mutlaka kutlamak zorundadır.
Bereketin, bolluğun, birlik ve beraberliğin simgesi olan Nevruz bayramında,
inanca dayalı yapılan dinsel ve büyüsel uygulama ve pratiklerin hepsi,
temizliğe, bolluğa, berekete yöneliktir. Büyük
bir coşkuyla kutlandığı belirtilen Nevruz bayramı ve Nevruz’la ilgili
kaynak kişilerden derlenen bilgiler şöyledir: ‘Nevruz’a
üç hafta kala Nevruz kutlamaları başlar, ilk Çarşamba, kül çarşambadır.
O gün ocaktan dışarı kül atılmaz. İkinci Çarşamba gül çarşambadır.
O gün çölde olan gülden eve getiririz. Ne kadar gül varsa o kadar
getiririz. Karın altından yeni çıkan gülü de getiririz. (Eve getirilen bu
çiçekler tazeliğin simgesidir). Üçüncü
Çarşamba ahır çarşambadır. O gün od yakılır, üstünden atlanır.
Atlarken de bütün dertler dala kalsın denir. Akşam üstü evin bütün külfeti
sofraya yığılırız. O gün ahırıncı Çarşamba deriz. Ahırıncı çarşambada
yılın tahvil olduğu anda en büyük hoşbetlik sayarız. Yılın yıla tahvil
verdiği saat değişir. (Yılın yıla tahvil verdiği an gece ile günüdüzün
eşit olduğu andır.) Hemin anda o ki yıl tahvil olunur onda en büyük hoşbetlik
sayarız. Hemin anda akan suya niyet eder o sundan eve getiririz.’ ‘Biz
hemin anı mescitten biliriz. Müselman takviminden biliriz. Yılın yıla
tahvil olması, (eski yılın bitip yeni yılın başlaması) o anda yıl yıla
geçiyor derler, haber verirler. Biz o zaman kıraçtan, akarsuya (çeşme olsa
daha iyi) yahşi niyet ederiz. Sonra
o sudan eve götürür o suyla çay yaparız. Gece o suyu saklar sabah o suyla yıkanırız.
O suyu biz çok mukaddes sayarız. Hemin anda suyu çeşmeden almak için yarış
ederiz. Herkes ister ki suyu birinci alsın. Suyu birinci alanın niyeti daha
tez çatar, niyeti çabuk gerçekleşir.’ ‘O
gün biz eski elbiselerimizi çubuğun başına salarız, başına da od vurur,
odlu çubukla evdeki pis ruhları kovarız. Sonra damların altında örümcekler
olur, örümcek torlarını gezdirir sonra sancırır, yerlere dökeriz. Sonra
civanlar bir yerde toplanır, hangi evde kız uşağı varsa o evin bacasından
torba sarkıtırlar. Evdekiler de o torbalardan birine pay koyar. O pay kimin kısmetine
çıkarsa o evdeki kız uşağının onun olacağına inanılır.’ ‘
Ahır çarşambada ailenin hepsi evinde olur, aile yığılır, evin ocağı
yanar, ışığı yanar. Sabahtan yıl tamam oldu mu bir hafta boyunca bütün
akrabanın görüşüne gidilir. Küslüler barışır, insanlar birbirlerine
yahşi tebrikler eder.’ ‘Ahir
çarşambada pis sözler danışmayız, pis alkış eylemeyiz. Bir insan o yılı
nasıl geçecek diye kendini sınamak isterse, gider kapıya kulak asar. Birinci
kişiden (ilk konuşandan) ne söz gelirse, ne söz işitirse, mesela işitse
ki, ay balam bu sene evde hayır göresen, böylece hayır sözünü işitir, bu
yıl hayırlı olacak diye inanır, sevinir. Bunun için o gün insanlar yahşi
söz duymak için çalışırlar.’ ‘O
akşam ahır çarşambada en çok çalışan balacalara kırmızı giysi
giydirirler. Çünkü kırmızı ad rengidir. Daha sonra küçükler büyüklerin
ayağına gider, sonra hastalar varsa hastaların ziyaretine gidilir. (O
sevinsin kendini garip hissetmesin diye) mahallede kimsesiz varsa aş demlemişsen,
yapmışsan evvelâ yakın komşuya, hastaya göndeririz sonra kendi ailemize
koyarız ki, bizim ailemizle birlikte onlar da yesin, onlar da sevinsin. Garip
varsa başka ülkeden gelip o da meskenleşmise bayram günü onu da tebriğe
gideriz. Gideriz ki, o da kendini tek hissetmesin. Tebrikte görüşürüz, öpüşürüz,
bayramın mubarak olsun, Allah sana can sağlığı versin, sabah gelen yılın
senin için uğurlu olsun, ne ki arzuluyorsun onu dersin.’ Ateşperest
olduklarını söyleyen Quba halkı, Nevruz bayramının en önemli kısmını
ateş ve ateşten atlama esnasındaki coşku ve eğlencenin oluşturduğunu söylemektedir. ‘Odun
üstünden atlarken ağırlığım uğurluğum geçsin, pis adamların nefsi üzerimden
gitsin, Allah bana yahşilik getirsin, şanslar getirsin deriz. Civanlar
ateşten atlamayı daha şen eylerler, daha çok üstünden geçerler. Yakın
konu komşu kadın erkek hep birlikte atlarız. Eğlence bittikten sonra ateş
kendi kendine söner üstüne su dökmeyiz.’ Quba’da
Nevruz etrafında oluşan inanışlardan birisi de Halk Takvimi ve
Meteoroljisine örnek olarak aşağıdaki kaynak kişi anlatısıdır: ‘Biz
Nevruzdan sonraki birinci güne yaz, ikinci güne yay, üçüncü güne payız,
dördüncü güne kış deriz ve havaya bakarız, o yıl hava nasıl geçecekse
biliriz. Birinci gün sıcak geçti yağışsız geçti, deriz ki yaz sıcak geçecek,
kurak geçecek, kuru olacak. İkinci gün yağış başlıyor, o gün yaya düşüyor,
yayda yağış çok olacak deriz. Üçüncü gün hava hoştur mukayimdir fayız
hoş geçecek deriz. Dördüncü
gün hava külekli olursa kış zor geçecek, yumuşaksa kış hoş geçecek
deriz.’ Quba’da
görüşme yaptığımız kaynak kişiler, Nevruz’da yaptıkları her şeyin,
bereket, bolluk için olduğunu söylemektedir. Kaynak
kişi buna yönelik uygulamaları aşağıdaki anlatı ile ifade etmektedir: ‘Bizim
Nevruz’da bütün yaptıklarımız bereket içindir. Ahır Çarşamba günü
yedi tane bereketten yemek düzeriz. Yemeğimizde balık olur, bu su nimetidir.
Semeni şeklinde buğday olur, bu yer nimetidir, Alma olur biz deriz alma
cennetten gelme bu cennet nimetidir. Soğan sarımsak olur bu da Allah’ın
topraktan verdiği toprak nimetidir. Kızıl üzüm olur ‘dövlettir bir de su
koyarız’ gökle birlikte yedi nimet. Bunları biz bir tane balaca honça düzeltiriz ona bu nimetlerden hepsinden bir şey koyarız ki bu bereketi Allah’tan isteriz. Sen veren, su nimetini, yer nimetini, göğ nimetini bize bu bereketlerden pay ver deriz. Bunları yapmazsak bize ağır gelir yük olur.’ ” Kaynak
kişiler: Sakine Fatime Ayıkan Yaş:
45 Doğum
yeri: Azerbaycan Quba Öğrenim
durumu : Okuma yazma var Mesleği:
Ev kadını Medenî
hali: Evli, dört çocuk sahibi. Kaynak
Kişiler: Sevil Halilova Yaşı:
45 Doğum
yeri: Azerbaycan Quba Öğrenim
durumu: Okuma yazma var Mesleği:
Ev kadını Medenî
hali : Evli üç çocuk sahibi. Aş
demlemek: Yemek yapmak, pişirmek. Ayılmak:
Uyanmak Balaca:
Çocuk Bezetmek:
Süslemek Civan:
Genç Çatar:
Olur, denk gelir Çöl:
Bahçe Dal:
Arka Danışmak:
Konuşmak Dövlet:
Zenginlik Evin
külfeti: Evin halkı Gül:
Çiçek Göğ:
Gök Göresen:
Göresin Hemin:
Aynı Honca:
tahtadan büyük tepsi gibi hazırlanan düz zemin. Hoşbetlik:
Hoşluk, güzellik Hoşuma
geldi: Hoşuma gitti Kulak
asmak: Dinlemek Külek:
Rüzgar Koca:
Eski Muselmanlık:
Müslümanlık Od:
Ateş Pay:
Hediye Payız:
Sonbahar Salmak:
Bağlamak Sancırmak:
Silkelemek Seksendirmek:
Söndürmek Stayeş:
Övme, sevme Ta.
Daha Tahvil:
Geçmek, değişmek, dönüşmek Yayılan
vakit: Yayıldığı zaman Yay:
Yaz Yaz:
Bahar (Gülsen Balıkçı, Anayurttan Atayurda Türk Dünyası dergisi, Kültür Bakanlığı, Yıl:8, Sayı:19, 2000) |