Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Türkler’de kurt neden atadır?

“Kavmin, hanedanın gerçek adı olan Asena aslında Türkçe kökenden gelmemektedir; her ne kadar Boodberg Asena’nın as’tan, ‘dağı aşmak’tan türediğini ileri sürse de, ilk hükümdarların adları daha çok İran adlarını çağrıştırmaktadır. Köken söylencesinde bu kavim açık gözlü ve kızıl sakallı olarak betimlendiğine göre bu ad ne proto-Türkler’den ne proto-Moğollar’dan olan Vusunlar’dan alınmıştır.

Ana tema, yani suya bırakılan bir oğlan çocuğu ve onu kurtaran bir kadın, bir erkek ya da bir hayvan teması evrensel bir temadır. Bu temayı Nil’e bırakılan ve sonra firavunun kızı tarafından kurtarılan Musa’nın, Tiber Irmağı’na bırakılan ve dişi bir kurt tarafından büyütülen Romulus ve Romus’un öyküsünden tanıyoruz.

20.yüzyılda kimi Türk milliyetçileri ‘etrüsk’ ve ‘türk’ seslerinin yakınlığından yola çıkarak Tu-kiu ve Etrüsk-Roma söylencelerinin benzerliğini kullanarak, atalarının bir bölümünün Roma halkının soyundan geldiğini ileri sürer.

Ata kurda gelince, halkın ve hükümdarın koruyucusu –belki de putudur, her ne kadar putataparlık burada ortaya çıkmayan bazı yapılar gerektirse de- olacaktır. Altından bir kurt başı bayrak ve sancakları süslemede kullanılır ve kurdun ordunun başında yürüdüğü söylencesinden dolayı, ordunun ön saflarında yürüyen birliklere ‘kurtlar’ adı verilir.

Kağan her yıl ata mağarasında adaklarda bulunur ve imparatorluğun bir ucundan ötekine tüm kavimler dişi kurdu yüceltir ve över, neredeyse tanrısallaştırır. Yaklaşık beş yüz yıl belleklerden silinmez ve her zaman gönderme yapılan kaynak olarak varlığını korurlar, öyle ki Moğol İmparatorluğu döneminde bu imge yeniden ortaya çıkar.

Cengiz Han mitolojisini inceleyenler tarafından bu kurt ‘ata’ ilan edilerek eski ihtişamını yeniden kazanır ve kuşkusuz bu sefer zaferi daha büyük olur.”

(Roux, Orta Asya, S.131)