|
|
|
|
Macaristan’daki kurganlarda
bulunan yaylar Hunlar’a mı aitti?
“Macaristan’da bulunan
Hun çağına ait eserler arasında, Orta Asya
menşeli olmaları çok muhtemel başlıca eserler şunlardı: Ok uçları
Kesitleri üç köşeli olan bu
ok uçlarının Orta Asya’dan gelmiş olmaları ihtimali, daha ziyade eski Güney
Rusya oklarına benzememelerinden ileri gelmektedir. Hunlar’a ait ok uçlarının en
orjinal karakterlerini gösteren örnekler, Güney Rusya’da Novogrigoryevka,
Macaristan’da Pecs-Üzsog Keszthely-Gati ve Viyana’da Simmering’de bulunmuştu. Yaylar
Hun yaylarının menşe ve
yayılışları hakkında bazı ilmi etüdler de yapılmıştı. Türk yayları gibi, kemik
ve sinirden yapılan Hun yayları, Avrupa kültür tarihi üzerinde çalışan
bilginlerin de nazarı dikkatini çekmişti. K. Von Sebestyen ve A.Alföldi gibi
Macar bilginlerinin bu mesele üzerindeki fikirleri, şüphesiz ki Türk kültür
tarihi bakımından ayrı bir değer taşıyordu.
a) Aşağı Volga Bölgesi’nde Hun yayları:
Bu bölgede en tipik yay kalıntılarına Nijni-Başkunçak kurganlarında
rastlanmıştı. 140 cm. uzunluğundaki yayın ağaç kısımları tamamen çürümüş, orta
ve baş kısımlarına ait kemikler kalmıştı. Kirişin gerilmesi için, her iki uçta
da kiriş kertikleri yapılmıştı. Aynı bölgede Hun tipinde ikinci yay, Küçük
Karaman’da 51. numaralı kurganda bunmuştu. Üç parçadan ibaret olan bu buluntu,
evvelki yay ile aynı değildi. Hun yayları, İskit ve Alan yayları ile aynı
değildi. Aralarında büyük farklar vardı. Bundan anlaşılıyor ki, Volga boylarına
bu yayları yeni gelen kavimler getirmekte idiler.
b) Macaristan’da Hun yayları: Hun çağına
ait yay buluntuları başlıca üç tane idi. Carnuntum,
Mainz ve Simmering yayları. Bunlar içinde en fazla ilgiyi çeken,
Carnuntum’daki yay buluntusu idi. Bu buluntu yeri bir silah deposundan başka bir
şey değildi. Büyük Teodosyos’un ölüm senelerine tesadüf eden bu depoda, 32 tane
yay bulunmuştu. Bu yayların şayanı dikkat olan özelllikleri, kemik kısımlarının
geyik boynuzlarından yapılmış olmaları idi. 160 cm. kadar büyüklükte olan bu
yaylar, iki kemik levhadan ve ortalarındaki bir ağaç kısımdan meydana gelmişti.
Bu yayların yanında, Moğol ırkından ölülerin iskeletlerine de rastlanmıştı. Bu
antropolojik delil, yayların Orta Asya menşeli olması ihtimalini daha da
artırmaktadır.
Mainz’de bulunan bir yay,
Hun yaylarının Avrupa’daki üçüncü tipini temsil eder. Bu yayların Roma kültür
çevresi içinde de bulunmuş olmalarına rağmen, Roma kültüründe bu tip kemik
yaylara rastlanmamış olması Türk Kültür Tarihi bakımından çok enteresandır. Kılıçlar
a) Aşağı Volga Bölgesi’nde
: Bu bölgedeki Hun kılıcı, 17 numaralı
Pokrovsk kurganında bulunmuştu. Bu, tek ağızlı bir Türk kılıcı, Volga bölgesinin
yerli kültürüne de tamamen yabancı idi. Müslyumova’da görülen tek ağızlı kılıç
da, Hun çağındaki akınların bir hatırası olarak kabul edilebilirdi.
b) Macaristan’da
: Macaristan’daki Hun kılıçları ile ilgili en önemli buluntu yeri Nagyszekos’dur.
Kılıçların yanındaki eşya ve iskeletlerde de yanık izlerine rastlanmıştı.
Mezarlar
Volga boylarındaki mezar
şekilleri ile ölü gömme adetleri, Hun çağındaki Macaristan adetlerine çok
uymakta idiler. Macaristan’da Alanlar’ın rollerinin yok denebilecek kadar az
olduğunu yukarıda söylemiştik. Volga kültürleri ile Macaristan’daki Hun
kültürünün birbirlerine benzemesi, Volga kültürlerini bir Alan kültürü olarak
kabul eden nazariyeleri zayıflatır. a)
Aşağı Volga bölgesine ait mezarlarda yanık izlerine çok rastlamaktayız. Don
Vadisi’ndeki Novogrigoryevka mezarları ve ölü gömme adetleri de buraya
benzemektedir. b)
Macaristan’da, Nagyszekos mezarlarında da yanık izlerine rastlanmıştı. Prof.
Alföldi, bu meseleleri ayrı ayrı inceleyerek kendine göre bazı neticelere
varmıştı. (Bahaeddin Ögel,
İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi, S.103-104-105) |