|
|
|
|
Şibe kurganında neler bulundu?“1927
senesinde Altay Dağları’nda yapılan kazılar esnasında Ursula Irmağı
kıyısındaki Şibe
mevkiinde
yeni bir kurgan bulunmuştu. 45 m. Çapında ve 2
m. Yüksekliğinde olan Şibe kurganının kazısı 47 gün devam etmişti. Esas mezar 7
m. Aşağıda bulunmakta idi. Mezar kısmı, kalaslarla inşa edilmiş iki mezar
odasından müteşekkildi.
Zengin ve
nüfuzlu bir şefe ait olduğu, çıkan eşyaların zenginliğinden anlaşılan bu
kurganın tarihlenmesi, mezar odasında bulunan lakeli bir Çin kabı parçası
sayesinde olmuştu. Prof. Umehara’ya göre bu kap, M.Ö. 86 ile 48 seneleri
arasında yapılmış idi. Mezar birkaç defa, çok eski zamanlarda hırsızlar
tarafından yoklanmıştı.
Fakat
umumiyetle altın arayan hırsızlar, işlerine yaramayan eşyalara dokunmamışlardı.
Şibe kurganının ilgi çekici buluntuları, mumyalanmış cesedler, at gemleri ve
diğer koşum takımları, ağaçlardan yapılmış oyma süsler, altınlar üzerine
işlenmiş sayısız tezyinat unsurları, kemik kazmalar vs.dir.
Demir plakalar
üzerinde, siyah boya izlerine de rastlanmıştı. Altın kakma (incrustation)
tekniği Şibe kurganının karakteristik hususiyetlerinden biri idi. Kurganın
kaşifi Gryaznov’a göre, kemikler üzerine yapılmış tezyinat, Türk kültürünün bir
hususiyeti ve sonraki Göktürk motifleri de bu örneklerin bir devamı idi.” (Prof.Bahaeddin
Ögel, İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi, S.69) |